Türkiye’nin Büyük Eksiği: Tiyatro Müzesi

[Orhun Atmış’ın Cumhuriyet’te yayınlanan haberini okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

“Bize Bir Tiyatro Müzesi Gerek” başlıklı oturumda Türkiye’nin tiyatro mirası, bu alandaki arşivcilik, koleksiyonculuk ve çağdaş müzeciliğe kadar konunun tüm boyutları, uzman isimler tarafından ele alındı.

Türkiye tiyatrosunun belleğini oluşturmak ve bu yönde farkındalık yaratmak amacıyla yola çıkan Türkiye Tiyatro Vakfı, ilk etkinliğini önceki gün Enka Oditoryumu’nda düzenledi. “Bize Bir Tiyatro Müzesi Gerek” başlığıyla yapılan panelde Türkiye’nin tiyatro mirası, bu alandaki arşivcilik, koleksiyonculuk ve çağdaş müzeciliğe kadar konunun tüm boyutları ele alındı. Gazetemiz yazarı Zeynep Oral’ın yönettiği açık oturuma Türkiye Tiyatro Vakfı’nın kurucu üyesi dramaturg-yazar Esen Çamurdan, eğitmen-oyuncu Can Gürzap ile Tilbe Saran’ın yanı sıra Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü Özalp Birol, Müze Sergi İşleri kurucusu Deniz Koç Çeliker ile akademisyen-oyuncu Yavuz Pekman katıldı.

Zeynep Oral, panelin açılışını böyle bir inisiyatifi yeniden ele aldığı için Esen Çamurdan’a teşekkür ederek yaptı. Oral, tiyatro müzesi kurma girişimlerine çok defa tanık olduğunu ancak hayata geçirilemediğini söylerken “Son bir haftada da gördüğümüz üzere bu ülkede hiçbir şey kolay olmuyor. Onun için yılmak, vazgeçmek yok. Sonuna kadar mücadele edip oluncaya kadar bu çabayı sürdürmek gerek” dedi. Oral, “Türkiye’de tiyatro müzesi gereklidir” derken 1974 yılında Haldun Taner’in girişimiyle Türkiye’de tiyatro müzesi kurulması için büyük toplantılar yapıldığını, bir yıl boyunca çabaların sürdürüldüğünü belirtti. Oral, o zamanlarda Metin And, Muhsin Ertuğrul, İrfan Şahinbaş gibi tiyatronun birçok duayeninin tiyatro müzesinin gerekliliğine dikkat çektiğini söyledi. Toplantılarda tiyatro müzesinin kurulması için devlet, yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çabasının gerektiği sonucu çıktığını hatırlattı. Ancak 1980’den sonra devlet desteğinin alınamadığı vurguladı.

‘İsyan ediyorum’

Esen Çamurdan ise panel için kendilerine yer vermelerinden ötürü ENKA’ya teşekkür ederken, şimdiye kadar tiyatro müzesi yapılmamasına dikkat çekti. Devletten, yerel yönetimlerden ve özel sektörden beklenen destek gelmediği için müze kurulamadığını söyleyen Çamurdan, 2010’da İstanbul kültür başkenti olduğunda tiyatro müzesi için bir tasarı verdiğini ama reddedildiğini kaydetti. Çamurdan, “O tasarayı hazırlarken bir liste yapmıştım, yaşayan ve yaşamayan tiyatrocularımızla ilgili. Ne yazık ki 9 senedir, en az 8 tiyatro değeri daha gitti. En son Gülriz Sururi’yi hatırlıyorum. Her ölen kişiyle birlikte bir tiyatro belleğini yitiriyoruz. Kültürel belleğimiz gidiyor. Bu beni isyan ettiriyor. Daha ne kadar böyle gidecek” diye sordu. Bugünkü teknolojiyle birlikte tiyatronun kayıt altına alınabileceğini ifade eden Çamurdan, müzenin adının Türkiye Tiyatro Müzesi olacağını belirtti. Çamurdan, Türkiye Tiyatro Vakfı’nın tiyatroyla ilgilenen üniversite öğrencilerine çalışma alanı yaratacağını, böyle olunca da Türkiye’de tiyatroyla ilgili çalışmaların da artacağını vurguladı. Çamurdan, özellikle Ermeni ve diğer azınlık tiyatrolarının müzeye büyük katkılarının olacağını ifade etti. Gülriz Sururi, Haldun Dormen ve Genco Erkal gibi Türk tiyatrosunun ustalarının müze fikrine heyecanlandığını dile getirdi.

‘Maddi kayıplar var’

Can Gürzap, müze kurulması için para ve mekân bulunması gibi sorunların olabileceğini ve günümüzde tiyatrolara bile mekân bulunamadığını dile getirerek, “Çok yetenekli insanlar olmayacak yerlerde perde açmaya çalışıyorlar, başarılı da oluyorlar. Ama o yerlerde tiyatro yapılmaz. Bizim o sahnelerde çıkmamız, profesyonel bir futbolcunun halı sahada oynamasına benziyor” yorumunu yaptı. Tiyatro müzesine koyulacak eşyalar konusunda örnekler veren Gürzap, maddi imkânsızlıklar nedeniyle geçmişten çok fazla eşya kalmamasına değindi.
Tilbe Saran ise maddi kayıplar olabileceğini, ancak akademik dünyayı bu alana çekerek sözlü birçok anı bilimsel çalışmaya dönüştürülebileceğini vurguladı. Saran, en masrafsız şekilde turnelerde, kulislerde, sohbetlerde usta isimlerin anlattığı anıların sözel tarih söyleşileriyle kayda alınabileceğini ifade etti.

Özalp Birol, vakıf ve müze konusunda devletten gelen teşviklerin yetersiz olduğuna değindiği konuşmasında, kuruluş aşamasında gerekli olan yolları anlattı. Birol, sponsor desteğinin önemli olduğuna dikkat çekti. Deniz Koç Çeliker ise yeni müzecilik ve geleneksel müzecilik arasındaki farkları, işletme ve kuruluş modellerinden bahsetti. Yavuz Pekman da giderek yol alan tiyatro tarihimizden bahsederek tiyatro müzesinin gerekliliğine vurgu yaptı. Tiyatro mekânlarıyla ilgili çalışmalarını anlatan Pekman, “20 senedir kendim bir kişisel arşiv oluşturmaya çalışıyorum” dedi.

Cumhuriyet

Yorum


işlemi tamamlayınız: