36. Heidelberger Stückemarkt Tiyatro Festivali’nde Türkiye Programının İlk Günü

geçen haftasonu (4-5 mayıs 2019) heidelberg’de heidelberger stückemarkt (oyun pazarı) tiyatro festivali’nde konuk ülke: türkiye programını takip ettim ve izlenimlerimi tiyatrolar.com.tr sitesinde günlük  ve sosyal medya hesaplarından anlık olarak paylaştım.  sitede yayınlanan günlük yazılarımı burada da paylaşıyorum. bütün görseller bana ait. yazının aslı şurada.

Bugünün dopdolu programı saat 13:00’de, festivali düzenleyen Heidelberg Tiyatrosu’nun yerleşik binası Eski Tiyatro’da gerçekleşen açılış konuşmalarıyla başladı. Festivalin kuratörleri Jürgen Popig ile Katrina Maentele Türkiye’nin 2001 yılından beridir düzenlenen konuk ülke programına ikinci defa davet edilen ilk ülke olduğunu söyleyerek, kısaca festivalin hazırlık aşamasında yani Aralık 2017’de İstanbul ve Ankara’ya yaptıkları seyahati anlattılar. Popig ile Maentele Uluslararası Oyun Metni Yarışması için Türkçe metinleri Almanca’ya çeviren Recai Hallaç’a özel bir teşekkür sunarak, Türkiye programı kuratörü Gülhan Kadim’i sahneye çağırdılar. Kadim 40 kişilik Türkiye ekibini ağırlayan Heidelberg Tiyatrosu’nun bütün çalışanlarına teşekkür etti, Almanya seyircisine de “Türkiye’nin renkli, güçlü, ironik ve güncel oyunlarıyla güzel bir tanışma” diledi.

Kadim daha sonra Türkiye Programı Açılış Konuşması’nı yapmak üzere yazar-yönetmen Özen Yula’yı sahneye davet etti. Yula konuşmasına Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin bazen sevgi dolu, bazen kardeşin kardeşe kırılıp darılması, bazense çok farklı karakterde iki acemi sevgilinin flört etme çabası gibi olduğunu söylerek başladı, iki ülkenin tiyatro işbirliklerinin tarihselliğine vurgu yaparak devam etti. Yula, bir ülkenin tiyatrosundaki çağdaş arayışlara odaklanılmasının nedenini o toplumun yapısını ve bugününü daha yakından tanıma arzusu olarak tarif ettikten sonra konuşmasını 21. yüzyılda iki ülkenin ilişkilerini siyasetçilerden ve politik trendlerden çok sanatçıların ve sanatın kendisinin düzenlemesi dileğiyle noktaladı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bugünün en önemli etkinliği Eski Tiyatro’da gerçekleşen Uluslararası Oyun Metni Yarışması idi. Sırasıyla Halil Babür’ün “İçimdeki Yangın”, Fatma Onat’ın “İsli Yaprak Sarması” ve Ömer Kaçar’ın “Misafir” adlı yeni oyun metinlerinin 40’ar dakikalık düzenlemeleri Almanca olarak Heidelberg Tiyatrosu sanatçıları tarafından okundu. Her okuma ardından Heidelberg Tiyatrosu’ndan bir dramaturg yazarlar ile 20’şer dakikalık soru-cevap seansları gerçekleştirdi. Bu seanslarda seyircilerden de sorular alındı. Salon kalabalıktı. Özellikle ortayaşlı ve yaşlı Heidelberg seyircisi okumalara ilgi gösterdi, koltuk değnekleriyle gelen bile vardı. Yaklaşık üç saatlik maraton ardından fuayedeki kutu seyircilerin kullandıkları oy kağıtlarıyla doldu. Kazanan metin yarın akşamki kapanış töreninde açıklanacak

Festival takipçileri okumalar ardından Eski Tiyatro’dan ayrılıp, Heidelberg Tiyatrosu Gençlik Bölümü’nün kullandığı, kara kutu tipinde iki sahneye sahip Zwinger’in yolunu tuttular, çünkü Türkiye programının ilk iki oyunu 18:30 ve 20:30 seanslarında orada sahnelendi. İki oyunun da biletleri günler önceden tükenmişti.

18:30’da Zwinger 1’de Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nun 2017 İstanbul Tiyatro Festivali’nde prömiyer yapan oyunu “Seni Seviyorum Türkiye” sahnelendi. Oyun sonrasında yazar Ceren Ercan, yönetmen Yelda Baskın ve bütün oyuncu ekibinin katıldığı soru-cevap seansı bir saatten uzun sürdü. Ercan ile Baskın oyunun Almanya seyircisi tarafından nasıl alımlanacağını çok merak ediyorlardı. Eski Doğu Almanya’da yaşamış olduğunu söyleyen yaşlı bir bey oyunun içeriğine, enerjisine ve evrenselliğine dikkat çekti ve bütün ekibi tebrik etti. Bunun üzerine diğer seyircilerin alkışları arasında BBT genel sanat yönetmeni ve bu yapımın oyuncusu Alican Yücesoy da yaşlı seyircinin yanında giderek onunla kucaklaştı. Soru-cevap sırasında festival kuratörü Katrina Maentele oyun metninin önümüzdeki tiyatro sezonunda sahnelenmek üzere Almanya’daki bir ödenekli tiyatro tarafından satın alındığı müjdesini verdi.

“Seni Seviyorum Türkiye”nin soru-cevap seansı devam ederken Zwinger 3’te Semih Fırıncıoğlu’nun “İki” adlı işi başladı. Yere-özgü bir çalışma olan “İki” ilk defa kara kutu bir sahnede ve yine ilk defa Türkiye dışında bir seyirciye sahnelendi. “İki”nin soru-cevap seansı da bir saate yakın sürdü. Seyirciler özellikle oyunun görselliğini ve şiirselliğini övdüler.

Türkiye programının ilk günü Hakan Dursun’un ödüllü belgeseli “Perdesiz Sahneler”in gösterimi ile sonlandı.

 

 



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: