İronik, Grotesk ve Satirik Bir Hukuk Serüveni

Seçkin Selvi’nin Milliyet Sanat’ın Haziran sayısında yayınlanan “Artık Bir Davan Var”  oyunu hakkındaki yazısını paylaşıyoruz.

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu, Kafka’ya bir selam gönderen “Artık Bir Davan Var”da “Güleriz ağlanacak hâlimize” sarmalında lafı gevelemeyen bir oyun sunuyor.

BGST Tiyatro, tohumunu atan çekirdek kadroyu Boğaziçi Üniversitesi’ndeki öğrencilik yıllarından bu yana tanıdığım ve izlediğim bir topluluk. O dönemdeki unutulmaz oyunları “Fırtına” hâlâ eş değer yorumu yapılamamış bir yapım olarak belleğimde. O günlerden bugüne hep iyi, bilinçli, tutarlı işler yaptılar, sevinerek gördüğüm gibi hâlâ da aynı niteliklerini kadroya katılan taze kanlarla devam ettiriyorlar. Tiyatro’nun yıllardır sürdürdüğü temel özelliği kendi özgün metinlerini oluşturmaktır. Bu yıl da izleyicileriyle buluşan yeni yapımları, bilinmedik bir ülkede, tanıdık bir hukuk zihniyetiyle yaşanan süreci sergiledikleri ve “Bizden selam olsun Kafka’ya,” niyetiyle sahneledikleri “Artık Bir Davan Var” adlı oyun. Evet, sahnede bir dava izliyoruz, ama bu Kafka’nın “Dava”sının uyarlaması değil. Oyunda adı sadece Bay K diye geçen karakterin ismi dışında Kafka’ya ve oyununa doğrudan bir gönderme yok. Hiç kuşkusuz hukukun aynı zihniyetle hukuksuzlaştırıldığı bütün düzenlerle olduğu gibi Kafka’nın “Dava”sıyla da organik bağı var; ama o kadar. Kafka’nın kahramanına yaşattığı dehşet, burada düzenin tekdüzeliğini görsele taşıyan, müzikle beslenen, mizahla bütünleşen bir yapı oluşturuyor.

PR’CI BAY K.

Oyun İlker Yasin Keskin’in bir söyleşide belirttiği gibi, adaletsizliğe ve keyfi uygulamalara kılıf uydurulmuş bir hukuk düzenini yermenin yanı sıra, bu düzende kendini korumak adına her ne yaparsa yapsın güvende yaşadığını zanneden seküler orta sınıf bireyini de eleştiri merkezine alıyor. Bu “seküler orta sınıf bireyi” bir PR’cı olarak çıkıyor karşımıza. Reklam sektörünün jargonuyla iki kelimede bir yabancı sözcük kullanarak konuşan, sözüm ona evrensel bir tanıtım dili aracılığıyla kendi kullanmayacağı ürünü başkalarına tezgâhlamaya çalışan, inanılmaması gereken bir markayı inanılır kılmaya çabalayan, muhtemelen kendisine dayatılanlara tek karşı koyuşu “yetmez ama…”dan ibaret olan biri.

Bir “CRM” toplantısında “presentation” yapmaya hazırlanan Bay K. bir anda kendini “power point” projeksiyon cihazının başında değil, mahkeme koridorlarında buluyor. Bu dava sürecinde onun yanından ayrılmayan bir de ikiz kız kardeşi var. Bay K ve kardeşi Melek dava sürecini birlikte yaşıyorlar. Melek, gerektiğinde erkek kardeşini eleştiren, zaman zaman ona akıl veren, ama naif yapısı yüzünden düzenin ahlak dışı, hukuk dışı, akıl dışı uygulamalarına yabancı kalan bir kız. Taktığı palyaço burnuyla oyunda güldürü unsuru olmanın yapı şıra çocuksu bir umut simgesi de oluyor. Hiç kuşkusuz o palyaço burnunun arkasında, içinde yaşanılan düzenin ve hukuksal uygulamaların bir sirk gösterisinden farksız olduğunu simgeleyen temel bir eleştiri var. Bay K. ve Melek ikiz kardeş değil de. Bay K.’nın döneme ayak uydurmaya çalışan yanı ile vicdanının İkilisi de olabilirdi. Simgesel değer yine de değişmezdi.

Naz Erayda’nın sahne ve kostüm düzeni oyunun absürd atmosferine uygun fantastik bir görünüm sunuyor.

STERİL BİR YAKLAŞIM

Cüneyt Yalaz ve İlker Yasin Keskin’in hem yazıp hem yönettikleri, reji sürecinde Sevilay Saral’ın da onlara katıldığı oyunun ironik kurgusu, akıldan süzülen yeteneğin ürünü olarak her türlü alaturkalaşmaktan kesinlikle uzak, eleştiri düzeyi de mizah yapısı da steril bir yaklaşımla sunuluyor. Oyunun başarısı da bu yaklaşımdan kaynaklanıyor. Bu mesafelilik korunmamış olsaydı ortaya çıkan; seviyesiz IQ’dan yoksun bir televizyon güldürüsü olmaktan ileri gidemezdi.

Naz Erayda’nın tasarladığı sahne ve kostüm düzeni de bu ironinin absürd atmosferine uygun fantastik bir görünüm sunuyor. Örneğin oyunda adalet teraziyle değil, adalet simgesinin gerektiğinde bir anda parmaklık oluverip boğazlara geçirilen eteğiyle dağıtılıyor. Kostüm ve aksesuvarların uygulamasını gerçekleştiren Arife Akbaş. Banu Açıkdeniz, Duygu Dalyanoğlu, Elif Karaman. Maral Çankaya’dan oluşan ekip bu matematiksel görünümü başarıyla hayata geçirmiş. Oyun müzikleriyle Tolga Zafer Özdemir, ses tasarımı ve düzenlemesiyle Beril Sarıaltun, ışık tasarımıyla Levent Soy da başarılı yaratıcı ekibin diğer üyeleri.

BGST Tiyatro’nun hemen bütün çalışmalarında olduğu gibi burada da oyunun yazma aşamasından oyun ve sahne düzenine, müziğinden ışığına kadar bütün öğelerinin ekip işi olduğu bir yapım ortaya çıkmış. Bütün aşamalara emeği geçen Banu Açıkdeniz, Cüneyt Yalaz. Duygu Dalyanoğlu, İlker Yasin Keskin, Özgür Eren oyuncu olarak da el birliğiyle kotardıkları yapımı el birliğiyle başarıya ulaştırıyorlar.

Milliyet Sanat

ARTIK BİR DAVAN VAR”

Yazan Yöneten: Cüneyt Yalaz, İlker Yasin Keskin

Metin Danışmanı-Yöneten: Sevilay Saral

Oynayanlar: Banu Açıkdeniz, Cüneyt Yalaz, Duygu Dalyanoğlu, İlker Yasin Keskin, Özgür Eren

Sahne-Kostüm Tasarımı: Naz Erayda

Işık: Levent Soy, Müzik Tolga Zafer Özdemir

Ses Tasarım ve Düzenleme: Beril Sarıaltun, Tolga Zafer Özdemir

Afiş: Zeycan Alkış

İletişim: Duygu Dalyanoğlu 0537 500 24 91 Ülker Uncu 0212. 251 19 43 / 0533 696 69 93

Yorum


işlemi tamamlayınız: