Roma’nın Kenar Mahallelerine Taşınan Operada Genç Bir Türk Tenör


İtalya’nın seçkin opera evlerinden Roma’daki ‘Teatro dell’Opera’nın operayı kenar mahallelere taşıması projesinde 27 yaşındaki Türk tenör Murat Can Güvem de yer alıyor.

Roma Belediyesi’nin de katkısıyla üç yıl önce hayata geçirilen ‘Kamyon Operası’ (Opera Camion) adlı proje, bir kamyonun dorsesinin sahne haline getirilerek şehrin meydanlarında ve kenar mahallelerinde operayı halkla buluşturmayı kapsıyor. Operayı görkemli salonlardan çıkarıp düşük gelirli kesime de ulaştırma amacıyla başlatılan projedeki eserler, Murat Can Güvem’in de bünyesinde bulunduğu, genç sanatçılara desteğe yönelik Fabbrica ‘Fabrika’ (Fabbrica) adlı programın üyeleri tarafından sahneleniyor.

Sokak versiyonunda karakter sayısı ve süresi düşürülen, sahne tasarımı sadeleştirilen eserleri halk, evden getirdiği sandalyelere ya da çimenlere oturarak, ailece bedava izleyebiliyor. Opera kumpanyası bu yıl, 30 Haziran’a kadar beş temsilin yapılacağı Gioachino Rossini’nin ‘Sevil Berberi’ni sahneliyor.

DHA’dan Esma Çakır’ın haberine göre, yaklaşık üç yıldır Teatro dell’Opera’da birçok önemli eserde sahne alan Güvem, Kont Almaviva rolünü üstleniyor.

Yetenek fabrikasına 800 şancı arasından seçildi

Üniversiteye hazırlanırken sesini fark eden Güvem, lisedeyken Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nde Türk Sanat Müziği kulübüne katılmasının ardından bu kentte o dönemde açılan opera evinde ve sonrasında özel derslerle opera eğitimi almaya başlamış.

Operaya ilgisi artarak devam eden Güvem, aldığı bir davet üzerine İtalya’ya gelmiş ve bunun ardından Teatro Dell’Opera’nın uluslararası genç şancıları opera hayatına hazırlayan Fabbrica projesine, 800 adayın katıldığı elemelerde 18 şancı ile birlikte dâhil olmayı başarmış.

“Bu aslında bir yetenek fabrikası projesi. Bunun sayesinde birçok önemli isimle çalışma fırsatım oldu” diyen Güvem, rejisör Fabio Cherstich’e ait olan Opera Camion fikrinin nasıl doğduğunu şöyle anlatıyor:

“Operayı yeni bir seyirci kitlesine ulaştırmak üzerine yola çıkmış bir proje. Bir TIR, bir meydana, boş alana geliyor ve bir opera sahnesine dönüşüyor. Çok olağan bir düzende, hiçbir kulisimiz olmadan hazırlıklarımızı yapıyoruz. Tamamen operayı halka tanıtmak üzerine bir proje. Aslında bu Opera Camion’un kültürel açıdan katkı sağlamasının dışında bir de sosyal sorumluluk projesi olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü hatırlarsanız bir Amatrice (2016) depremi yaşandı ve biz depremzedelere, yine bu kamyonla Don Giovanni operasını sergiledik, eğlence amaçlı”.

Bugüne kadar çok güzel tepkilerle karşılaştıklarını anlatan genç tenör, “Kostümlerimiz, sahnede kullandığımız aparatlar tamamen opera kültürünün dışında, göze aşina olmayan, operada karşımıza çıkmayan şeyler. Böylece halkın çok dikkatini çekiyoruz” diye konuşuyor.

Operada Türk ekolü

Bir diploma sahibi olabilmek için İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirse de operaya yönelen ve hedefleri açısından güzel bir noktada bulunduğunu, Fabbrica projesinin kendisine çok katkısı olduğunu dile getiren Güvem, İtalya’nın birçok kentinde de sahne almış.

Kariyerine Almanya’da devam etme isteğini ifade eden Murat Can Güvem, uluslararası düzeyde fırsatlar yakalamaya çalıştığını belirtiyor.

Operanın tamamen İtalyan menşeli bir sanat dalı olduğunun söylenebileceğini ifade eden Güvem, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Tabii ki birçok okulu var; İtalyan, Alman, Rus okullarından da bahsedebiliriz. Ben buna bir yenisini daha eklerim; Türk ekolü opera sanatına dâhil olmaya başladı. Tabii ki bunu ilk başaran değerli divamız Leyla Gencer oldu. Biz de onun ışığında, onun açtığı yolda devam ettirmeye çalışan genç şancılarız. Gayet güzel tepkiler alıyoruz. Biraz sayımız az olabilir ama biz de yavaş yavaş bu opera sanatının içine dâhil olmaya, adımızı duyurmaya gayret gösteriyoruz ve bunu da başarıyoruz gibime geliyor.” 

Diken

Yorum


işlemi tamamlayınız: