Türkiye’de Bir İlk: Tiyatro Kooperatifi Kuruldu

[Nuray Büyükdağ’ın Gazete Duvar’da yayınlanan söyleşisinin bir bölümünü okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

Tiyatro Kooperatifi, İstanbul’da faaliyet gösteren 32 tiyatronun bir araya gelmesiyle kuruldu. Ersin Umut Güler, Iraz Yöntem ve Volkan Yosunlu ile Tiyatro Kooperatifi’nin kuruluş amacını ve çalışmalarını konuştuk.

Tiyatrolar, önlerindeki engelleri kaldırmak, tek çatı altında örgütlenerek sorunlarına kalıcı yasal çözümler bulmak için bir araya gelerek ‘Tiyatro Kooperatifi’ni kurdular. Tiyatro Kooperatifi ile sanatsal bir üretim yapan, kamu hizmeti veren tiyatroların örgütlenme modeli olarak neden ‘Kooperatifçilik’ yapısı altında birleşmek istediklerini konuştuk. Iraz Yöntem, “Tiyatro Kooperatifi İstanbul’daki 32 özel tiyatronun kurucu ortaklığından oluşan bir işletme kooperatifi. İstanbul’da vergi dairesine kayıtlı tiyatro faaliyetinde bulunan ticari işletmelerin ortak olduğu bir çatı yapı… Sektörün sorunlarının temeli ekonomiye dayanıyor. Sorunların üstesinden gelebilmek için ekonomi temelli bir örgütlenme modeline ihtiyacımız vardı. Kooperatif de zaten dayanışma, ekonomi, üretim ve sürdürülebilirlik üzerine şeffaf ve demokratik bir yapı olduğu için bizim arayışımıza çok uygundu. Bu nedenle kooperatif olmayı seçtik” şeklinde konuşurken Volkan Yosunlu da amaçlarını, “Tiyatro Kooperatifi, mesleğin kendi sorunlarını tarif ederek bunlara çözüm talebinde bulunabilecek insanlardan oluşuyor. Bu sorunlarla ilgili bireysel olarak devlet yapısıyla bir araya gelip bir ilişki kurmak istediğinizde bu çok kolay karşılık bulamayabiliyor maalesef. İşte bu sivil yapılanmanın, oluşumun çıkış amacı tam da bu: Devlet ya da şehir tiyatroları gibi ödenekli olmayan özel tiyatroların tek tek değil, hep beraber ortak bir çatı altında örgütlenip seslerini daha güçlü duyurma çabasıdır. Gücünü dayanışmadan alan bir yapıdır kooperatif” diyerek açıkladı.

“Tiyatro Kooperatifi” kimdir?

Iraz Yöntem: Tiyatro Kooperatifi İstanbul’daki 32 özel tiyatronun kurucu ortaklığından oluşan bir işletme kooperatifi. İstanbul’da vergi dairesine kayıtlı tiyatro faaliyetinde bulunan ticari işletmelerin ortak olduğu bir çatı yapı. Bizler de şimdilik resmi kuruluşu tamamlanana kadar geçici yönetim kurulu görevini üstlendik. Türkiye’de hatta dünyada yapı itibariyle bir ilk olma özelliğine sahibiz.

Neden tiyatro adına bir örgütlenme modeli olarak kooperatifçiliği seçip böyle bir yapının altında toplanmayı tercih ettiniz?

Iraz Yöntem: Bu bir ihtiyaçtan doğdu. Sektörün sorunlarının temeli ekonomiye dayanıyor. Sorunların üstesinden gelebilmek için ekonomi temelli bir örgütlenme modeline ihtiyacımız vardı. Kooperatif de zaten dayanışma, ekonomi, üretim ve sürdürülebilirlik üzerine şeffaf ve demokratik bir yapı olduğu için bizim arayışımıza çok uygundu. Bu nedenle kooperatif olmayı seçtik.

Tiyatro Kooperatifi’nin amacı nedir?

Iraz Yöntem: Amacımız, kısa vadede tüm üretim ve uygulama süreçlerinde tiyatroların üzerindeki maddi yükü azaltmak, orta vadede gelirlerinde artış sağlayacak çalışmalar yapmak, uzun vadede mesleki alanda yasal mevzuat değişikliği yaptırabilmek. Bir çatı örgüt olarak özel tiyatroları temsilen muhatap olmayı hedefleyen bir sosyal kooperatifiz.

Volkan Yosunlu: Tiyatro Kooperatifi, mesleğin kendi sorunlarını tarif ederek bunlara çözüm talebinde bulunabilecek insanlardan oluşuyor. Bu sorunlarla ilgili bireysel olarak devlet yapısıyla bir araya gelip bir ilişki kurmak istediğinizde bu çok kolay karşılık bulamayabiliyor maalesef. İşte bu sivil yapılanmanın, oluşumun çıkış amacı tam da bu: Devlet ya da şehir tiyatroları gibi ödenekli olmayan özel tiyatroların tek tek değil, hep beraber ortak bir çatı altında örgütlenip seslerini daha güçlü duyurma çabasıdır. Gücünü dayanışmadan alan bir yapıdır kooperatif.

Iraz Yöntem: Dolayısıyla ne kadar çoğalıp bir arada olabilirsek, kolektif bir bilinçle derdimizi doğru bir şekilde ifade edebilmenin yollarını bulma şansımız da o oranda artacaktır.

“BÜTÜN ÖZEL TİYATROLARI ORTAK OLMAYA DAVET EDİYORUZ”

Volkan Yosunlu: Bütün özel tiyatroları, bu alanda çalışan herkesi ortak olmaya davet ediyoruz. Biz tiyatroların ortaklaşan veya ayrışan birçok problemlerimi var. Birbirinden farklı ihtiyaçlarımız var. Örneğin kimi tiyatroların sahnesi varken kimi tiyatrolar sahnesi olmadığı için oyunlarını diğer sahnelerde oynuyorlar. Hangi tiyatronun ne gibi ihtiyacı var, bunlar nasıl halledilir, kimlerle nasıl ilişki kurarak bu ihtiyaçlar karşılanabilir, tüm bunların bir envanterini çıkarmış oluyoruz bu çatı altında. Şu anda önümüzdeki sezon, sahnesi olan veya olmayan tiyatroların genel gider kalemlerini düşürmeye yönelik toplu anlaşmalar, sözleşmeler yapmak için çalışmalar içerisindeyiz. Aslında bu sadece ekonomik bir model değil, aynı zamanda tiyatrolarda çalışan yönetmenlerin, tasarımcıların, oyuncuların, yazarların, çevirmenlerin yani tiyatro üreticilerinin sosyal hakları, güvenceli, insani çalışma koşullarının yaratılması gibi konular için de faaliyetlerin yürütüldüğü bir platform.

Yapı ve işleyiş olarak sendikadan farkınız nedir?

Iraz Yöntem: Kooperatif bir işletmedir. O nedenle üye değil ortak diyoruz. Tiyatro alanında bir işletme kooperatifiyiz. Bunun resmi anlamda bir sosyal kooperatif olarak yola devam etmesi için yetkili merciilerle çalışmalar yapıyoruz. Oysa sendikalar çalışma hayatındaki sosyal hakların ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için çalışan işçi örgütlenmeleridir.
Yıllardır Türkiye tiyatrosu önündeki engelleri aşmak için bir araya gelip çözümler üretmeye, birlik oluşturmaya çalıştı. Fakat kalıcı bir yapı oluşturulamadı. Nihayet bir yıldır Tiyatro Kooperatifi istikrarlı bir girişimde bulunup devlet kurumlarıyla birlikte ciddi bir çalışma sürecine girdi. Türkiye tiyatrosu adına kooperatif olarak belirlediğiniz öncelikli hedefleriniz nelerdir?

Iraz Yöntem: Tiyatro Kooperatifi olarak uzun vadede yasal mevzuat değişikliği için kamu kurumlarıyla birlikte çalışacak bir yapı olabilme hedefiyle yola çıktık. Türk Tiyatrosu 21. yüzyılda dünyanın neresinde duruyor önce bunu ortaya koyduk. Oradan nerede olmamız gerekiyora ulaştık. Yani doğru çözümlere ulaşabilmek için öncelikle ihtiyaçlarımızın tespitini ve tanımını yaptık. Ve ortaya çıkan en önemli şeyin hepimizin temel derdinin, ana problemin, en büyük engelimizin yasal mevzuat eksikliği ve yasal tanımlama ihtiyacı olduğunu gördük.

Dünyada özel tiyatrolar ticari bir işletme statüsünde değiller. Türkiye’de bizler Türk Ticaret Kanunu’na göre tacir sayılıyoruz. Öncelikli ihtiyacımız, bu alanda faaliyet gösteren kurumların “ticari işletme” yerine, “kültürel işletme” olarak yeniden tanımlanmasıdır. Amacımız yapılacak olan bu tanımlamayla beraber, aslen kamu hizmeti veren tiyatrolar için ağır mali yük getiren vergilendirme sisteminde de yeni bir düzenlemeye gitmek. Ayrıca sadece bir şeyler değişsin demek istemiyoruz. Şu nedenlerle değişmeli, şu şekilde bir değişime, düzenlemeye ihtiyaç var ve bunun için yapmamız gereken çalışmalar şunlardır gibi, tespitlerde bulunduğumuz yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Sorunların çözümlenebilmesi için doğru formülleri üretmeye çalışıyoruz.

Ersin Umut Güler: Yasal mevzuat çok eski zaten. Örneğin mevzuattaki sahne tanımı, zannediyorum 1960’lardan kalma ve günümüzde geçerliliğini yitirmiş durumda. Şu anda 32 tiyatroyuz. Muhtemelen kısa bir süre sonra bu sayı çok artacaktır. Tiyatronun sorunlarını, çıkmazlarını, gerekli olan yasal mevzuat değişikliklerini kurumsal bir çatı altında bir araya gelerek hep beraber çözümlemeyi hedefliyoruz.

“HAMUR TAM YOĞRULMA KIVAMINDA”

Hızlı bir şekilde gelişen fakat henüz yasal bir düzenlemeye kavuşmayan tiyatro Türkiye’de bir sektör haline geldi mi sizce?

Iraz Yöntem: Aslında şu anda bu fırsata sahibiz. Hamur tam yoğrulma kıvamında. Biz de onu doğru bir şekilde yoğurmak için yola çıktık. Bu bizim mesleğimiz ve bu işi profesyonel bir şekilde yaptığımız için ‘sektörüz’ dememiz gerekir normalde. Bunca yılın deneyimiyle ortaya çıkan çalışmalar bu tanımlamayı yapmamızın önünü açıyor. Dolayısıyla aslında sektörleşmeye başladık ve sektörü profesyonelleştirmemiz gerekiyor.

Volkan Yosunlu: Çoğu tiyatro hala yıllık plan yaparak başlamıyor sezona. Hangi prodüksiyonları hangi koşullarla yüzde kaç bilet geliriyle hangi donanımla yapacağımızı tespit edemiyoruz önceden. Türkiye’de bu fizibiliteyi yapacak tiyatro işletme sayısı çok az maalesef. Bu da tiyatronun henüz sektörleşemediğinin göstergelerinden biri.

“EKONOMİK YÜKÜ NE KADAR AZALTIRSAK SANATSAL ÜRETİM O KADAR ZENGİNLEŞECEK”

Oyunlar çıkarılmadan prodüksiyon çalışmaları esnasında ekonomik sebeplerden dolayı dekor, aksesuar, ışık, sahneleme biçiminde değişikliğe, hatta oyuncu kısıtlamasına gidilebiliyor. Dolayısıyla ekonomik çıkmazlar tiyatro oyunlarının sanatsal değerini etkiliyor mu?

Iraz Yöntem: Dünyada gelişmiş ülkelerde özel tiyatroların gelirinin maksimum %20’sini bilet geliri oluşturur. Geri kalan %80’i ağırlıklı olarak devlet, yerel yönetimler ve özel sektörün sponsorluğu şeklindedir. Bizler Türkiye’de %150 (!) bilet geliri ile geçinmeye çalışan işletmeleriz.

Tabii biz üzerimizdeki ekonomik yükü ve diğer mesleki problemleri ne kadar azaltabilirsek sanatsal üretiminizin değeri ve biçimleri de o kadar zenginleşecek. Bu oluşum sadece sosyal haklar ve ekonomik sorunları çözmek üzerine değil. Sanatsal üretimimizi arttırmak ve çeşitlendirmek de aslında bir sonraki aşama olacak.

Ersin Umut Güler: Evet tüm bu problemler bazen bir oyunu yapmayı ertelememize hatta yapmaktan vazgeçmemize sebep olabiliyor. Örneğin kalabalık bir ekip gerekiyorsa oyundan vazgeçme ihtimalimiz artıyor. Böyle bir oyunun prodüksiyonunu yapmak çok meşakkatli ve ekonomik bakımdan çok zor olduğu için tercih edilmiyor genellikle.

Volkan Yosunlu: Artık muhatap kabul edilen bir sanat üreticisi kooperatifiz. Bu ülkede sanat üreten insanlarız. Doğal olarak bunun bir karşılığı olmalı.

Söyleşinin Devamı için Tıklayınız…

Yorum


işlemi tamamlayınız: