Festivale Doğru…

Mehmet Zeki Giritli

23. İstanbul Tiyatro Festivali’nin programı yakın zamanda açıklandı ve biletler satışa sunuldu. Tiyatro dünyamız için çok önemli olduğunu düşündüğüm bu festival üzerine birkaç söz söylemek istedim. Öncelikle üzülerek belirtmeliyim ki bu yılki festivalin programını çok zayıf buldum. Rakamlarla ifade edecek olursak bu yıl hepi topu 25 tane oyun var festivalde. Film Festivali’nde 250’nin üzerinde film gösterildiğini dikkate alacak olursak tiyatro festivali nicelik açısından sınıfta kalıyor. İki festivali organizasyon zorluklarını düşünürsek karşılaştırmak belki doğru değil fakat yine de tiyatro festivalinde seyirciyle buluşan eserlerin film festivalinin onda biri kadar olması tiyatro festivaline verilen önem konusunda düşündürtüyor. Öte yandan bu 25 oyunun 13 tanesi normal sezon boyunca da seyredilebilecek yerli yapımlardan oluşuyor. Hatta bazıları, örneğin “Barakalar ve Saraylar” oyunu halihazırda sahneleniyor. Yani festivalde sadece 12 tane uluslararası yapım var. Bunlara baktığımızda ise 7 tanesi aslında dans gösterisi ya da seyircinin “kişisel deneyim”lerine dayalı bir takım performatif denemeler. Örneğin seyircilerin bir odaya girip yarım saat boyunca kendi seslerini dinledikleri “Seslenen Parçalar” gibi anlam veremediğim bazı performanslar var. Tiyatronun ne olup olmadığı gibi bir tartışmaya girmek değil niyetim fakat bildiğimiz anlamda tiyatro oyunu olarak seyredebileceğimiz toplam 5 yapım var bütün festivalde.

Bu oyunların bilet fiyatlarına bakacak olursak öğrencilerin oyunları 15 TL’ye seyredebilmeleri çok güzel bir uygulama ve fakat normal bilet fiyatları uluslararası yapımlarda 300 TL’ye kadar çıkıyor. Bu fiyatların Avrupa standartlarına göre bile yüksek olduğunun altını çizmek gerekiyor. Oyunların çoğunun Zorlu’da sahnelenmesinin bunda etkisi olduğunu düşünüyorum.

Son olarak naçizane birkaç oyun tavsiyesinde bulunmak isterim. Açık konuşmak gerekirse bu festivalin programında beni çok heyecanlandıran bir yapım yok. Örneğin geçen festivaldeki “Hamlet Kolaj” ya da Terzopoulos oyunları gücünde bir oyuna rastlamadım. Fakat yerli yapımlardan Şahika Tekand’ın Io’su, uluslararası yapımlardan ise “Yevgeni Onegin” ve “Ionesco Dosyası” dikkatimi çeken oyunlar oldu. “Yevgeni Onegin” yıllar önce üniversite öğrencisiyken bir ders kapsamında okuduğum, bence Puşkin’in en güçlü eseri. Eugene Vakhtangov Tiyatrosu umarım eserin hakkını vermiştir. Bir Ionesco hayranı olarak “Ionesco Dosyası”nı da merakla bekliyorum. Ionesco’nun çeşitli oyunlarından doğaçlamaya dayalı bir kolaj oluşturmuş Fransa’nın ünlü tiyatrosu Theatre de la Ville. Yıllar önce başka bir festivale yine Ionesco’nun “Gergedan”ıyla konuk olmuşlardı fakat o oyunla alakalı çok iyi anılarım olduğunu söyleyemeyeceğim. Ortasında çıkmak istediğim oyunlardan birisiydi. Umarım bu kez hayal kırıklığı yaratan bir yapımla karşımıza çıkmaz bu grup.

İlerleyen yıllarda çok daha dolu programlarla nice festivaller görmek umuduyla…



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Okuyucu Yorumları

“Festivale Doğru…” yazısına2 birden fazla yorum var.

  1. acyalaz dedi ki:

    Sayın Mehmet Zeki Giritli
    İstanbul Tiyatro Festivali’ni eleştirmek elbette hepimizin hakkı. Hatta daha iyi bir festival için, gelişim için eleştiri bir gereklilik. Ama eleştirimizde yapıcı olmaya ve doğru bilgiye dayanan analizler yapmaya, öznel yargılarımıza mesafeli bakmaya özen göstermeliyiz diye düşünüyorum.
    Örneğin Film Festivali ile Tiyatro Festivali arasında yaptığınız karşılaştırmanın pek yerinde olmadığını vurgulamak isterim. Siz de takdir edersiniz ki bir sahne gösterisini buraya getirtmek bir film gösterimini burada yapmaktan çok daha zorlu bir meseledir. Organizasyonel, ekonomik, politik, sanatsal bir dolu belirleyeni olan bir süreçtir.
    Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve politik ortam göz önüne alındığında Festival’in ne zorluklarla gerçekleştirilmeye çalışıldığı malumunuzdur. Daha önceki Festivallerde Festival’in koordinatörü Leman Yılmaz ile yaptığımız röportaja bakmanızı öneririm. Sayın Yılmaz’ın söylediklerinin -yaşadıkları zorluklar açısından- buzdağının görünen kısmı olduğunu tahmin edersiniz.
    Sevgilerimle
    Cüneyt Yalaz

  2. mehmet zeki Giritli dedi ki:

    Sevgili Cüneyt Bey,

    Yazım festivali karalıyormuş ya da takdir etmiyormuş gibi algılanıyorsa niyetimin asla böyle bir şey olmadığını belirtmek isterim öncelikle. Aslında iki festivali karşılaştırmanın çok doğru olmadığının kendim de altını çizdim cümlemde fakat varmaya çalıştığım noktayı açıklayabilmek için böyle bir karşılaştırmaya gittim ve festivalin tiyatro dünyamız için ne kadar önemli olduğunu da özellikle belirttim. Bilgi olarak oyun sayılarını paylaştım festival kitapçığındaki bilgilere dayanarak ve de biletix’te bulunan bilet fiyatlarını verdim ve fiyatların yüksekliğini eleştirdim. Herhangi doğru olmayan bir bilgi varsa bu konuda lütfen uyarın beni. Verdiğim bilgiler arasında yanlış bir bilgi olmadığını düşünüyorum. Kişisel analizimi yaparken de bu bilgileri dünyada katıldığım festivaldekilerle karşılaştırarak bir düşünceye vardım. Tabii ki sonuç olarak tamamen benim kişisel görüşlerimdir bunlar aynen oyun değerlendirmelerinde olduğu gibi. Bilimsel bir yazı kaleme almadım. Festivalin mevcut halinden tatmin olan ve benim fikirlerime katılmayacak seyirciler de vardır elbet. Fakat yanlış anlaşılmaya mahal vermemek için yine tekrar etmekte fayda görüyorum. Elbette bir tiyatro festivali yapılıyor olması bile çok değerli. Arkasındaki emeğin de farkındayım ve takdir ediyorum. Fakat emeği takdir ederken geliştirilecek çok yanı olduğunu şu haliyle eksik olduğunu da belirtmek istedim. Tek niyetim budur.

    Sevgiler
    Mehmet

Yorum


işlemi tamamlayınız: