Gülmece Garantili; Müfit Can Saçıntı

[H. AYHAN TİNİN Diken Gazetesindeki Sanat da var / Sahne-Gösteri köşesinde yazdığı yazıyı okuyucularımızla paylaşıyoruz]Gündelik hayatımızın tarihi, durmaksızın trajediden trajikomik durumlara doğru evrilirken, sıcak ve gülmeceli bir sahne gösterisi izlemek istiyorsanız buyrun ‘Lafını Esirgemeyenler’e… Yok eğer bu oyuna yetişemezseniz sırada yenisi var; ‘İtiraz Ediyorum‘!

Eş dost “Daha seyretmedin mi” diyordu.

Ben de ‘Mandra Filozofu’nu o kadar çok seviyordum ki, ‘hayal kırıklığına uğrar mıyım’ kaygısıyla, gösteriyi izlemeyi sürekli ertelemiştim.

Hata etmişim.

Birbirine benzeyen tek kişilik gösterilerden sıkıldıysanız, iyi bir metin yazarının elinden çıkmış; gülmecenin sıcak ritmini sahnede seyirciyle buluşturan, bir yeni dönem meddahı izlemeyi isterseniz, ‘Lafını Esirgemeyenler‘in bu son gösterilerini kaçırmayın.

Müfit Can Saçıntı sıradan olmayan bir iş ortaya koymuş.

Öncelikle sulu mizah değil, kara mizah yapıyor.

Her esprinin altında yaşadığımız dramatik güncelliklerin izleri var. Dolayısıyla gülme krizine girmiyorsunuz, fakat kahkaha atmanın lezzetini yaşarken güncel gerçekliğinize uzaktan bakma deneyimini yaşıyorsunuz.

Ben yaptığı işe, yeni dönem meddahı demeyi uygun buldum.

Doğrusu ya; basmakalıp Cem Yılmaz taklidi gösterilerden iyice sıkılmıştık!

Üstelik seyirciye neyi nasıl göstermesi gerektiğini bilen bir anlatıcı var sahnede… Diyor ki: “Sinemada ya da televizyonda size neyi gösterirlerse onu görürsünüz. Tiyatroda özgürsünüz, neye bakarsanız onu görürsünüz.” Doğru söze diyecek bir şey yok.

Müfit Can Saçıntı daha gösterinin başında seyirciyi yakalayıp, salonla samimi ve sıcacık bir ilişki kuruyor. Bunu çokça alıştığımız üzere tek tek seçtiği seyircilerle, metnin kurgusu doğrultusunda konuşarak yapıyor. Ancak bir farkla; seyirciyle dalga geçmiyor, komik duruma düşürmüyor ya da mahcup etmiyor seyirciyi; gösteriye katıyor, birlikte şaka üretiyor, dahası her seyirciyi bu samimi ortaklığa hazırlıyor.

Kısaca bundan sonraki ilk gösteriyi en ön sıradan seyretmeye şimdiden hazırım.

Siz de ‘Mandra Filozofu‘nun sahne gösterilerini kaçırmayın, gülmeye her zamandan daha çok ihtiyacımız var.

Hayatı kucaklamak, bütün trajedilerimize rağmen dünyanın, yaşanabilir olduğunu hatırlamak için…

Gelelim ‘Baba Sahne’ye…

Oyunun orada izledik.

Bugüne kadar yazmaya fırsatımız olmamıştı.

Şevket Çoruh’un hem saygı duyulacak hem de alkışlanacak bir iş yaptığını, ona destek veren sanatçı arkadaşlarıyla birlikte, nasıl da onurlu bir imece gerçekleştirdiklerini yazmayan kalmadı. Biz de bir kez daha şapka çıkartalım!

Fakat önceki akşam yaşadığımız olay, bu başarılı oluşumun ardında, görünenden çok faktör olduğunun göstergesiydi.

Neydi yaşadığımız?

Lafını Esirgemeyenler‘i izlemek için salonda kalan son boş koltuğun; ki balkonun en arka sırasıydı, biletini alınca gişeden, görevli hanımefendi yüzümü görmüş olacak ki, “Oyun başlamadan gişeye gelin belki bir şeyler yapabiliriz dedi. Biraz umutsuzca oyun başlamadan gişeye gittiğimde, altıncı sıranın ikinci koltuğuna ait bir bileti benim için ayırdığını gördüm!

Salon doluydu. Uğraşmasına gerek yoktu.

Tiyatroseverleri seven, tiyatro çalışanlarına bir kez daha saygı duydum! ‘Baba Sahne‘nin başarısı biraz da bu sanırım…

DİKEN

Yorum


işlemi tamamlayınız: