Başlangıçta Tiyatro Vardı

[T24’ten Tayfun Atay’ın yazısını okuyucularımız için paylaşıyoruz.]

İKSV’nin 23. İstanbul Tiyatro Festivali açılışında izlediğimiz İO’da Şahika Tekand, hem yazdığı hem yönettiği hem de “İO” rolünde karşımızda olduğu başyapıtında, kadim zamanların tragedyasını içinde bulunduğumuz zamana protest bir ruhla taşıyor.

“Başlangıçta söz vardı” inanışının maddi karşılığı mitlerdir; yani “mitologya”.

Mit (efsane/söylence), bir “kutsal senaryo”dur. Ya da “kozmos”un kutsal hikayesi.

Tanrıların kökenine, yapıp ettiklerine, ahlâki öğreti ve nasihatlerine dair hikayeler, mitlerin içeriğinde yer alır. Evren, doğal ve doğaüstü dünyalar, bunların içinde insanın yeri, varoluşun anlamı, geçmişi, geleceği üzerine açıklamalar her toplum ve kültürde mitlerle kuşaktan kuşağa aktarıla gelir.

Eğer mit, kutsal senaryo ise her senaryo gibi kendisine bir sahne arayacaktır; dolayısıyla da mitologyanın “sahnelenmesi” kaçınılmaz olacaktır.

İşte orada da tiyatro bilinebilen en eski zamanlardan bu yana bir kültürel pratik olarak karşımızdadır.

O halde başlangıçta tiyatro da vardır.

Dinin tiyatrosu: Ritüel
Mitologya ve tiyatro, adeta bir elmanın iki yarısı olacak şekilde dinde buluşurlar.

Başlıca iki kesit ayırt edilir dinde: İnancın-itikadın çerçevesini belirleyen bir söylem… Ve ibadetin çerçevesini belirleyen bir pratik.

Dinsel söylemi mitler, dinsel pratiği ritler yapılandırıp şekillendirir.

Rit ya da ritüel, insanların doğaüstü, kutsal, yaratıcı sayılanlarla ilişkisinin kurulduğu, dinsel inancın hayata geçmesini sağlayan törensel-ayinsel etkinliktir. Bir başka deyişle, dinin “sahneye konması”dır.

Dolayısıyla, mitin dinin senaryosu olduğu yerde ritüel de dinin tiyatrosudur.

O yüzdendir ki tiyatro (drama) dinle haşir neşir doğmuştur. Tiyatro tarihine ilişkin en eskiye giden bulgular bizi M.Ö. 3200’lerde Eski Mısır’da ayinsel çerçevede gerçekleştirilen dinsel dramalara çıkarır.

Bunun yanı sıra küçük-ölçekli, yazısız kabile toplulukları (“ilkeller”) üzerine çalışan antropologlar da dinin pratikte drama ile iç içe geçmişliği üzerine zengin bir malzemeyi önümüze sermişlerdir. Kutsal sayılan mitlerin canlandırıldığı oyunlar da kutsal sayılır. “Canlandırma”ya da ancak bazı özel kişiler yetkilidir ve bu “oyuncular”, canlandırdıklarını simgeleyen maskeler takarlar

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Yorum


işlemi tamamlayınız: