Bilimsel Araştırma Projesi Olarak Festival

Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı tarafından düzenlenen Uluslararası Anadolu Üniversitesi Tiyatro Festivali, son yıllarda yapılan festivaller içinde dikkat çekici farklı bir özelliği ile bu yıla damgasını vuracakmış gibi gözüküyor. Festival düzenleme kurulu başkanı Prof. Erol İpekli ve organizasyon komitesinden Damla Pinçe ile yaptığım görüşmede festival organizasyonuna dair detaylı bilgiler aldım. Bugünkü yazımda festivale dair görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

Öncelikle ülkemizde sahne sanatları ve konservatuar eğitimi alanında karanlık dönemlerin yaşandığı son yıllarda, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı’ndan 10 atölye, 10 söyleşi ve 10 oyundan oluşan oldukça kapsamlı bir festival hamlesinin gelmesi, umut verici bir gelişme oldu. Bir sonuç raporunun yazılacağı festivalin bilimsel bir araştırma projesi kapsamında yapılandırılması; nitelikli eğitim, AR-GE ve topluma hizmet gibi üç ayaktan oluşuyor. Festivalde nitelikli eğitim ve AR-GE faaliyeti olarak, sahne sanatları lisans ve yüksek lisans öğrencilerine yönelik 10 farklı atölye çalışması dikkat çekiyor. Atölyelerin çoğu fiziksel tiyatro, vokal ve oyunculukta beden kullanımı ile ilgili oldukça yeni içeriklerle, yurtdışından özel olarak getirilmiş. Prof. Erol İpekli’den edindiğimiz bilgiye göre, 130 öğrenci atölye çalışmalarından ücretsiz olarak yararlanmış. Bir tiyatro bölümü öğrencisinin kişisel gelişimine katkı açısından atölyelerin oldukça önemli olacağını düşünüyorum. Ayrıca her atölyenin bir akademisyen veya master-doktora öğrencisi düzeyinde raportörü belirlenmiş ve festival sonrasında atölye çalışmaları hakkında bilimsel raporların hazırlanması hedefleniyormuş. Bu yazılı belgelendirme çabası da kanımca tüketimciliğe dayalı workshop anlayışı yerine alternatif bir model oluşturacaktır. Çünkü işin içinde olanlar bilir, Türkiye’de sanat piyasasındaki oyunculuk veya tiyatro alanındaki workshoplar daha çok pragmatik şekilde bilgi alma ve cv’ye yazılan unsurlar olmanın ötesine geçemiyor. Bu yüzden de, Eskişehir festivalinde yapılan çalıştayların öğrenci, raportör ve çalıştayı yapan kişiler tarafından bilimsel bir şekilde değerlendirilmesi sahne sanatları eğitimine katkı sağlayacaktır. Zaten festivalin bir amacı da, akademik ve müfredat düzeyinde bir değişimin bilimsel altyapısının oluşturulması. Türkiye’de konservatuar geleneğinin ciddi bir dönüşüm geçirmesi gerektiği artık bir zorunluluk ve ihtiyaç haline gelmiştir. Son yıllarda bu konuda yeni düşüncelerin oluşmaya başladığını, en son 27 Ağustos tarihinde yapılan bir çalıştayda akademisyenler birlikte tartışılmaya başlanmıştı. Bu iki çalışmadan sonra, yenilikçi ve modern bir müfredatın oluşması yolunda girişimlerin hızlandığını düşünmekteyim. Belki de en azından tamirat ve tadilat yolunda önemli bir farkındalık oluşacaktır.

Festivalin söyleşiler olarak adlandırılan akademisyen buluşmalarında ise, 10 farklı sahne sanatları bölümü akademisyeninin kendi uzmanlık alanlarında yapmış oldukları sunumlar ön plana çıktı. Söyleşiler ile ilgili detaylara şu adresten bakabilirsiniz. Ben de, festivale “Eğitimde Oyunlaştırma, Drama ve Tiyatro Perspektifleri” adlı söyleşimle destek oldum. Konservatuar ve eğitim fakültesi öğrencilerinin katıldığı söyleşi de, temel olarak drama ve tiyatro eğitmenliğinin niteliksel boyutlarına; kuramsal açıdan da oyun, oyun temelli öğrenme, drama ve tiyatronun simbiyotik ilişkisine vurgu yapan bol oyunlu bir sunum yaptım.

Festivalin oyunlar bölümünde ise toplamda 6000 seyircinin ücretsiz olarak oyunları izlemiş olması, bir üniversitenin topluma hizmet noktasında yaptığı önemli bir katkıyı oluşturuyor. Oyunların seçimi festival bütçe olanakları doğrultusunda ve sanatsal tercihler noktasında düzenleme kurulu tarafından gerçekleştirilmiş. İlginç bir veri, festival biletleri http://autiyatrofest.com/ üzerinden ilan edilerek dağıtılıyor ve 17 saniyede 277 kişi davetiye almak için online olarak başvuruyormuş. Bu yüzden de nitelikli ve ücretsiz oyunlara öğrencilerin yoğun ilgisi oluşmuş ve ilk günkü oyunlarda yoğun izdiham yaşanmış. Hatta gündemdeki popüler oyunları izlemek için; Eskişehir dışından bile çok sayıda kişi festivale katılmış. Festival komitesi bu süreçten ders çıkararak, önümüzdeki festivallerde seyirci organizasyonu için daha farklı denemelerin yapılacağını belirtiyor.

Bu arada festivalin açılışında, Prof. Dr. Cevat Çapan’a da “Tiyatro Eğitimine Katkı” ödülünün verilmiş olması, eğitim eksenli bir festival için oldukça anlamlıydı.

Çağdaş sahne sanatları eğitiminin gelişmesi için Eskişehir modelindeki gibi uluslararası festivallerin çok önemli olduğunu, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı tarafından gerçekleştirilen Uluslararası Tiyatro Festivali’nin Türkiye’de yeni bir alternatif yaratacağını da düşünüyorum. Ülkemizde nitelikli işlerin artması dileklerimle.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: