“-mış gibi yaparak bir ömrü bitirmeyelim”

Hilal Tok ve Vedat Yalvaç’ın evrensel’de yayınlanan söyleşisi.

İçinden geldiği gibi olmak… Ne zor; onca göz sana sorgulayıcı, yargılayıcı bakarken içinden geldiği gibi yaşamak. Ama ne çok överler içinden geldiği gibi davrananı. Toplum baskısı, “ne derler” korkusu, yanlış yapma endişesi içimizdeki bizi öldürür ve dışımızda başka bir benlik yaratır. Biz, biz olmaktan çıktıkça, isyanını içeride yaşar içimizdeki. Susup kenara çekilmek ve içimizdeki sesin üstüne oturup onu sindirmek yerine, o sesi hepimizin sesiyle buluştursak daha güzel olmaz mıydı? Yapılan haksızlığa “dur” desek, yaşadığımız tacize bi “höst” çeksek, şiddete “bi dakka bi dakka” diye müdahale etsek. Geçip gitmesek, susup oturmasak?

Herkes böyle değil tabii ama kendimizi gerçekleştirmeyen ne çok insanız. Tam da bu konuya parmak basan bir oyun var şu ara Tatavla Sahne’de: “İç içe”. İçimizdeki kendimizin kabuğunu kırma ve bir şekilde karşımıza dikilme hikayesi. Kendi kendimizle konuştuğumuz zamanların somut gerçeği. Gerçek kimliğimizle, yapmak isteyip de yapamadıklarımızla, onu her ne kadar gizlemeye çalışsak da varlığımızın bunu kabul etmekte epey zorlandığının hikayesi.

İç içe oyununun oyuncuları, Border Line’dan Nergis Taşyürek, Ilgın Bingöl, Gökhan Balyemez ve metin yazarı Gülşah Gülebenzer sorularımızı yanıtladı. “İçimizdeki de içimizdeki” dedik diye içiniz şişmesin aman, oyun içimizi şişirmeyecek kadar eğlenceli, kahkaha gücü ağzımızdan taşacak kadar da seri.

‘ETLİYE SÜTLÜYE KARIŞMAYAN İNSANLAR OLMAK İSTEMİYORUZ’

Prömiyer oyunu bitişinde “Biz Border Line’ız sınırları zorlamak istiyoruz, sessiz kalmak değil, sahnede sözümüzü de söylemek istiyoruz” dediniz ne demekti bu?

Ilgın Bingöl: İngilizce’de Border Line ‘sınır ihlali’ demek ve psikolojik bir rahatsızlık aynı zamanda. Tiyatronun sayfasına şöyle bir mesaj gelmişti; ‘ekip Border Line hastalarından mı oluşuyor?’ Biz de dedik ki ‘hayır, biz sağlıklı bireyleriz ama bu ismi seçmemizin tek sebebi; sınırlı ihlali, biz sınırları zorlamak isteyen bir ekibiz. Tamamen sınırları ortadan kaldıralım, seçtiğimiz metinler de buna uygun olsun. Çok köşeli bir tiyatro olmayalım. Yani böyle etliye sütlüye karışmayan insanlar olmak istemiyoruz hiçbir zaman. Eğer biz gençleriysek bu ülkenin ben çok inanıyorum, bize ihtiyacı var bu ülkenin. Ve sanattır, sahnedir bunun en çok yüksek sesle söylenebilecek yeri bence. Eğer sahnede susarsak… Eğer insanlara bir şeyler göstermeye çalışıyorsak ben bunun en doğru yer olduğunu düşünüyorum. Burası sahne ise, sesimizi en çok çıkarabileceğimiz yerse burada duyulma ihtiyacımız olduğuna inanıyorum.

Kadına yönelik şiddete, tacize, kadının istihdamda yer almamasına, işsizliğe bir sürü konuya dikkat çektiniz bu oyunda…

Söyleşinin devamı için tıklayınız:

Yorum


işlemi tamamlayınız: