Yıldız Kenter ve Harbiye Kenter Tiyatrosu

Mehmet K. Özel

çocukluğumdan itibaren düzenli olarak gittiğim bir tiyatroydu harbiye kenter tiyatrosu ve dolayısıyla kenterler. şöyle de söyleyebilirim: uzun yıllar boyunca tiyatro benim için sadece kent oyuncuları oldu. kenterler benim için bir kaliteydi, yani onların sahnelemek için seçtikleri hiçbir oyunun kötü olma, orada seyredeceğim hiçbir yapımın özensiz olma ihtimali yoktu. orada seyrettiğim her bir oyuna hayran olurdum çünkü oyuncularına hayrandım: yıldız ve müşfik kenter başta olmak üzere, şükran güngör, gül onat, ayhan kavas, mübeccel vardar, kadriye kenter, mehmet birkiye..

kaç yılıydı hatırlamıyorum, o çocuk halimle nereden bilip sevdiysem, yarattığı atmosferleri kendime yakın bulacağımı nasıl sezdiysem tennessee williams hayranıydım ve kenterler yıllar sonra tekrar “ihtiras tramvay”ını oynuyordu. o zamanlar entelektüel anlamda, tabir caizse “ağzının içine baktığım” zenop amca müşfik kenter’in o yaşta stanley kowalski’yi oynayacak olmasıyla dalga geçmişti. haklıydı herhalde. ama benim için sinema versiyonundan bildiğim bir oyunu canlı seyredecek olmak yeterince heyecan vericiydi ve marlon brando’nun rolünü o yaştaki müşfik kenter’in oynayacak olmasındaki isabetsizliği idrak edecek farkındalıkta değildim. zenop amca’nın etkisiyle müşfik kenter’i pek beğenmemiş ama blanche’ı oynayan yıldız kenter’e yine hayran kalmıştım. oyunu da genel olarak beğenmiştim.

yıldız kenter’in 1980’lerin ilk yarısından itibaren oynadığı ve yönettiği bütün oyunları seyrettim; “sevgili yelena sergeyavna”, “kökler”, “şafak yıldızları”, “küçük mutluluklar”, “beş yol”, “uzaklar”, “yarın cumartesi” ilk aklıma gelenler, bir sürü başkası daha var tabii.

ortaokul-lisedeyken 15 günlük sömestre tatilini tiyatro, opera, bale, konser gösterileriyle doldururdum. ailecek her akşam bir gösteriye biletimiz olurdu. cumartesi ve pazar matinelerine ise genellikle kardeşime ve kendime kenterler’e bilet alırdım. annemler kenterler’i gençliklerinde çokça seyretmişlerdi, artık seçerek gelirlerdi.

kenter tiyatrosuna o kadar sık gitmiştim ki parterde iki sırada bir olan kademeyi bellemiş ona göre koltuk seçer olmuştum. parterdeki birçok koltuğun arkasında küçük plaketler vardı, üzerlerinde isimler yazardı. annem anlatmıştı, kenterler tiyatroyu inşa ederken para toplamak amacıyla koltuk satmışlardı.

atatürk kültür merkezi’nden sonra istanbul’da en sevdiğim tiyatroydu orası. salonun ışıklandırmasına, kullanılan ahşap malzemenin sıcaklığına, gittikçe yerin altına doğru uzanan farklı kotlardaki fuayesine hayrandım. çok yıllar sonra, mimarlık okuyunca ve biraz araştırınca mimarının metin hepgüler olduğunu öğrendiğimde, çocukluğumdan beridir orayı neden sevmiş olduğumu daha iyi anladım. harbiye kenter tiyatrosu istanbul’un, sıfırdan tiyatro olarak tasarlanmış (yani dönüştürülmemiş) ve yetkin bir mimar elinden çıkma ender tiyatro binalarından biridir.

1984’te “ben anadolu”yu seyretmiştim ilk defa. karlı bir kış günüydü. balkonun son sırasındaydım. zor bilet bulmuştum. okuduğum lisenin türkçe-edebiyat hocası gılman hanım’a da bilet almıştım. sonrasında oyunla ilgili bir ödev de hazırlamıştım.

birçok seyirci gibi benim için de yıldız kenter hala en çok “ben anadolu” ile özdeş.

cumhuriyet türkiyesine tiyatroyu sevdiren en önemli figürlerden biri daha bugün aramızdan ayrıldı. umarım yıldız kenter’le ve topluluğuyla özdeşleşen ve dolayısıyla tarih ve hafıza değeri çok yüksek olan harbiye kenter tiyatrosu elbirliğiyle yaşatılır; yıldız hanım’ın anısını taze tutmak kanımca ancak böyle gerçekleşir.

Danzon



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: