Dot ve ‘Sesin Resmi’

Dikmen Gürün

DOT 2019’da 15. yılını yaşadı ve 2020 başında, yeni bir model hazırlığı içinde olduklarını ve de DOT Kanyon’da çalışmalarını şubat ortası itibarıyla noktalayacaklarını şu sözlerle açıkladı:  “DOT 15. yılında, sanat üretimini temel alan bir tiyatro kurumu olarak mevcut mekânsal yapıyı değiştirmeye ve tiyatromuzun işleyişini yeniden yapılandırmaya karar verdi.”  Murat Daltaban, Özlem Daltaban, Süha Bilal imzalarını taşıyan bu açıklama, DOT’u yıllardır ilgiyle takip edenler için, ki ben de onlardan biriyim, şaşırtıcı oldu. Aslında pek de şaşırmamak gerek. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik sorunların değmediği alan yok. Hele de söz konusu sanat olunca. Merakla bekliyoruz yeni yapılanma modelini.

Bellek tazelemek amacıyla biraz gerilere gidiyorum: 2005 yılında kurulan DOT’un Beyoğlu’nda tarihi Mısır Apartmanı’nda “İki Kişilik Bir Oyun” adlı çalışması geliyor aklıma. Yekta Kopan’ın yazdığı Bülent Erkmen’in tasarladığı ve yönettiği bu yapıt ne kadar çarpıcı bir işti. Sonra, DOT Bilsarda, Mark Ravenhill’in oyunlarından yapılan savaşların, terörün yaşamlar üzerindeki etkilerini irdeleyen “Vur Yağmala Yeniden…” DOT Koleksiyonda, kocaman bir çadırda izlediğimiz David Eldrige uyarlaması bir burjuva eleştirisi “Festen/Kutlama”… DOT Marsta, tartışmalı ve sürprizli bir seçim oyunu çevresinde dönen “Dövüş Gecesi”. Ve DOT Kanyonda, yine aynı şekilde boş bir mekânı bir oyun alanına çevirerek yapılan iddialı işler… 2017 yılına gelindiğinde de Uluslararası Edinburgh Festivali ana programında ilk kez Türkiye’den bir topluluk yer alıyordu: DOT. Murat Daltaban’ın yönettiği ve ödül aldığı “Gergedan” da önemli satırbaşlarından biridir. Özetlemek gerekirse Daltaban’ın sözleriyle, 2005’ten bu yana, DOT bünyesinde yapılan işlerin hepsi de zamanın ruhuyla hesaplaşan oyunlar.

Mert Öner’in sahneye koyduğu ‘Sesin Resmi’ adlı oyunda Esra Bezen Bilgin ve Yağız Can Konyalı rol alıyor.

DOT Kanyon’da izlediğim “Sesin Resmi”, bu ay itibarıyla artık Feriye, Oyun Atölyesi gibi farklı mekanlarda buluşacak seyirciyle… Edinburgh kökenli genç yazar Kieran Hurley tarafından kaleme alınmış olan “Mouthpiece”i Mehmetcan Mincinozlu Türkçeye çevirmiş. “Sesin Resmi” 40’lı yaşlarını süren, belli bir eğitim düzeyi ve yaşam biçimi olmasına karşın, bunalım eşiğini intihara doğru aşmaya kalkan oyun yazarı bir kadınla, eğitimsiz ve de işsiz, öfkeli ve bu öfkesini şehrin ıssız bir tepesinde kâğıt parçaları üstüne karaladığı resimlerle bastırmaya çalışan 17 yaşlarında bir delikanlı çevresinde dönüyor. Oyun Edinburgh’da geçiyor ama biz İstanbul’da yaşıyoruz bu iki insan arasındaki ilişkiyi.  Önemli olan; orada veya burada, insanlar arasındaki ekonomik bölünmüşlüklerin, sınıf ve kültür farklılıklarının, kendi içlerinde yaşadıkları sancıların incelikle vurgulanması. Mert Öner’in sahneye koyduğu oyunda Esra Bezen Bilgin ve Yağız Can Konyalı hayat veriyor kadına ve delikanlıya. Bir yanda, sanki toplumdan kaçan bir kadın. Öte yanda, toplum tarafından itilmiş bir genç erkek. Böyle bir buluşmadan sonra nasıl gelişir ikisi arasındaki ilişki? Birbirlerinden hoşlanmaya, birtakım şeyleri paylaşmaya, birbirlerinin dilini anlamaya başladıkları noktada nasıl ve neden bir kopuş yaşanır? Çünkü, yeniden bir dönüş yapan, oyun yazmaya karar veren kadın, bunu, genç adamın yalnızlığından, dinmeyen öfkesini bastırmak için yaptığı resimlerden yola çıkarak onun sesi olarak gerçekleştirmek düşüncesindedir. Ama izin vermez karşısındaki buna… Sesi çıkmayanların, sesini çıkarmayanların kendi sesleri olduğunun bilincine varış süreci de denebilir buna. Peki, ya sonrası? Tartışmaya açık kanımca…

Duygun Girginer’in dekor tasarımından Cem Yılmazer’in ışık tasarımına ve Barış Alp’ın video gösterimlerine kadar başarılı bir yapım “Sesin Resmi’. Şunu hemen belirtmeliyim ki hem yönetmen Mert Öner hem de genç ve başarılı oyuncu Yağız Can Konyalı için Esra Bezen Bilgin gibi yumuşak, çok yönlü, değişken bir oyuncuyla çalışmak ayrı bir güzellik…

Cumhuriyet



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: