Dijital Tiyatro

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Mahmut Ünver

2020 yılının ilk çeyreği hem dünya hem de ülkemiz için oldukça hareketli ve zorlu yaşandı, yaşanıyor. Dünya son 30 yılın en hızlı dijitalleşme sürecini yaşıyor. Birçok alanda bu alt yapının da hazır hale gelmesiyle telefon, internet, sosyal medya, aplikasyon gibi kavramlar artık “iletişim” çatısının çok dışında pozisyon alıyor. Her meslek dalında olduğu gibi tiyatro da bunlardan azami oranda faydalanıyordu elbette.

Peki!

Dijital çağ bize artılarını sunarken acaba bizden ne götürüyor?

Dijitalizm!

Dünyayı ekseninden çıkaran yeni kara deliğin adı “dijitalizm”. Dışında kalamadığımız ve kalmakta istemeyeceğimiz bir kavram.

Korona virüsün dünyayı etkisi altına almasının ardından sadece birkaç gün içinde birçok iş kolu bu karadeliğin içine koşar adım atlamak zorunda kaldı. Para kazanmak dışında hiçbir misyonu olmayan bu iş kollarının bu sürece dahil olması hatta hizmet etmesi çok da kaygılanacak bir durum değildir belki. Ancak dünya ve toplumlar için para kazanmanın çok ötesinde görev ve sorumlulukları olan tiyatronun çok kısa bir sürede bu sürecin içinde eylem alması ne kadar doğru?

İlk taşı dünyada endüstri haline gelebilmiş sanat kurumları attı elbette. Ülkemiz sanat kurumları da kesinlikle iyi niyet ve güzel bir amaç doğrultusunda bu yönde hareket etmeye başladılar. Peki bu iyi niyet tiyatromuza ne getirip tiyatromuzdan ne götürecek?

Tiyatroların arşivindeki gösterim dışı oyunlarını sosyal platformlarda yayınlamaları yeni bir şey değil. Ancak gösterimde olan oyunları, üstelik duyurularını yaparak ve insanların evlerinden çıkmadan nasıl rahatça bunlara ulaşabileceklerinin altını da çizerek yayınlamaları yeni bir dönemin başlangıcı olabilir! Tiyatrolar olarak bu kadar hızlı pozisyon almamızın onlarca haklı sebebi var.

  • Peki bu durum, yıllarca insanları salonlara çekebilmek için yaptıklarımızı bir kalemde silebilir mi?
  • İnternet sitelerimiz salonlarımızın yerini alabilir mi?

Dijitalizm, fayda eşittir etkileşim denklemi üzerine kuruludur. 27 Mart akşamı -kesinlikle iyi niyetli yapıldığına inandığım – bir belediyenin organizasyonuyla sergilenen oyunun 500 bin tıklanma sayısına ulaştığı duyuruldu. Bir tiyatro için muhteşem bir rakam öyle değil mi?

Bu süreci atlattığımızda ödenekli bir tiyatronun başındakiler çıkıp deseler ki;

  • Salonları kapatıyoruz. Her sezon oyunlarımızı, en yeni teknoloji imkanlarımızla dijital platformlarda yayınlayacağız. Böylece daha az kadroyla, daha az salon, reklam, vergi vs. giderlerle daha geniş kitlelere ulaşacağız ve bu etkileşim daha yüksek fayda getirecek. Üstelik izlenme rakamlarına bakıldığında tıklanma gelirleri bilet gelirlerinden de daha yüksek!

Ne yapacağız?

Tiyatroyu yıllarca farklı alanlara hapsetmeye çalışanların yanında bir de bunlarla mı mücadele edeceğiz?

Yoksa bu hepimizin işine mi gelir?

Tiyatronun sahnede, sokakta vs icra edilenin yanı sıra toplumsal olarak başka yönleri yok mudur? Bunlardan vazgeçilebilir mi?

Tiyatro değişime açıktır! Evet.

  • Peki ya bu değişim gelişimsel değilse?
  • Ya insanı daha fazla yalnızlaştıracaksa?
  • Ya insanı daha fazla dijitalleştirecekse?
  • Ya toplumun belleği olma görevimizi elimizden alacaksa?

Sonuç olarak;

Birçok haklı nedenimiz var elbette.

İnsanlar bu süreçte evden çıkmamalı elbette.

Tiyatro binlerce yıldır girdiği hiçbir mücadeleyi kaybetmedi elbette.

Böyle bir dönemde insanların sanata çok ihtiyacı var elbette.

Birçok konuda ben de sizin gibi düşünüyorum elbette.

Sadece bu soruları biraz düşünelim diyorum. Dünyadan geri kalacağız, daha çabuk pozisyon almalıyız gibi kaygılardan artık uzaklaşalım diyorum. Canlı yayın sohbetlerimizle insanların yanında olalım ama sanatımızı biraz daha özel bir yere koyalım diyorum.

Belki de yanlış düşünüyorum…

Mahmut ÜNVER

ORTAK SAHNE (Oyuncu-Yönetmen)

Paylaş.

Yazar Hakkında

Yanıtla