Uzaktan Eğitimle Tiyatro ve Drama Dersleri Mümkün Mü?

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Bülent Sezgin

Koronavirüs pandemisini yaşadığımız şu günlerde, uzaktan eğitim süreci tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en çok tartışılan ve üzerine düşünülmeye başlayan bir konu haline geldi. Örgün eğitim kurumları teknolojik ve ekonomik altyapı gücü doğrultusunda, eğitimin sürdürülmesi adına canla başla bir çalışma yaparak uzaktan eğitimi devam ettirmek için büyük bir efor sarf ediyor. Öğretmenler ve akademisyenler bugünlerde epeyce meşgul, daha önceden deneyimlemediği dijital ve uzaktan öğrenme pedagojisini algılamaya çalışıyor. Senkron (eş zamanlı uzaktan eğitim) ve a-senkron uygulamalarla eğitimi birleştirerek öğrencilere destek olmaya gayret gösteriyorlar.  Uzaktan eğitimde içerikle birlikte belirleyici olan aynı zamanda teknolojik aygıtların kalitesi ve internet veri tabanı hız kapasitesi de olmaktadır.

Bugünkü yazımda üniversitelerde sahne sanatları eğitiminin ve k12 (anaokulu-ilkokul-ortaokul ve lise) düzeyinde drama ve tiyatro derslerinin nasıl sürdürüldüğü üzerine kısa bir yazı yazmak istedim. Bilindiği üzere, üniversitelerde 2020 bahar dönemi eğitiminin uzaktan eğitimle sürdürülmesine karar verilmişti. Ancak konservatuar ve sahne sanatları bölümlerinde uygulamalı derslerin (oyunculuk, sahne, dans, şan, hareket vs.) uzaktan eğitimle yapılmasının mümkün ol(a)mayacağı kararı da alınarak, uygulama ağırlıklı derslerin yaz döneminde telafi eğitimi şeklinde yapılmasına karar verildi. Türkiye’de 38 farklı üniversitede tiyatro veya oyunculuk eğitimi veriliyor ve şu anda takip ettiğim kadarıyla çoğu üniversitede sadece teorik dersler yapılmaya devam ediliyor. Öğrenciler tiyatro tarihi, dramaturji, metin çözümleme, tiyatro eleştirisi, dramatik yazarlık gibi kuramsal dersleri üniversitelerin kendi iç uzaktan eğitim sistemleri veya Zoom-Adobe gibi uluslararası programlar vasıtasıyla sürdürüyor. Bu tip programlar sayesinde dersi veren akademisyen görüntülü konuşmanın yanı sıra, masaüstü paylaşımı yaparak slayt sunum, tahtaya yazı yazma, video gösterme, chat üzerinden yorum yazma gibi dijital seçeneklere de sahiptir.

Ancak uzaktan eğitimle yapılan teorik derslerde daha çok monolog şeklinde bir anlatım biçiminin egemen olduğunu gözlemlemek mümkün. Eğitim pedagojisi ve katılımcı öğrenme biçimlerinin ne ölçüde kullanıldığı bir tartışma konusu olarak devam ediyor. Bir de akademisyenlerin ders anlatım üslubunu, görsel ve dijital materyaller kullanarak revize etmesi zorunlu gözüküyor.

Uygulama içeren derslerde (oyunculuk ve sahne dersleri) ise, takip ettiğim kadarıyla derslerin sadece teorik bölümlerinin (oyunculuk teorisi ve karakter analizi) uzaktan eğitimle işlenebileceği kanısı hâkim. Uygulamalı çalışmalarının online eğitim imkanlarıyla yürütülmesinin mümkün olmadığını söyleyenler;

  1. Tiyatronun canlı performansa ve seyirciyle etkileşime dayalı bir sanat olarak sinemadan farklı olduğunu, online uygulamalı oyunculuk derslerinin bir tür kamera oyunculuğu dersi olarak tiyatro sayılamayacağını savunuyorlar.
  2. Online uygulamalı oyunculuk derslerinde, beş duyu organının ve bedensel ifadenin algılanmasının mümkün olmadığını düşünüyorlar.
  3. Online uygulamalı oyunculuk derslerinde, bilgisayar ya da telefon mikrofonundan çıkan sesin mekanik olduğu; dolayısıyla oyuncunun vokal alt metin ve diksiyon kuralları açısından doğru değerlendirilemeyeceği görüşü hakim.
  4. Online uygulamalı oyunculuk derslerinde yapılan bir dersin ölçme ve değerlendirme kriterleri (not verme vs.) açısından objektifliği de tartışılan konulardan bir tanesi.

Uygulamalı çalışmalarının online eğitim imkanlarıyla yürütülmesinin mümkün olduğunu düşünenler ise;

  1. Ekran karşısında yapılan oyunculuk egzersizlerinin bir tür ön-alıştırma olarak görülmesi gerektiğini, öğrencilerin oyunculuk sanatından uzaklaşmaması adına aksiyon alıştırmalarının yapılabileceğini önermektedir.
  2. Tıpkı dans, müzik ve spor derslerinde olduğu gibi tiyatro oyunculuk çalışmalarında da online olarak oyuncuya katkı sunulacağını belirtmektedir.
  3. Online uygulamalı derslerde öğrenciye kısa ödevler ve geri bildirimler yapılarak monologlar ağırlıklı parçalarla oyunculuk çalışmasının devam edebileceği görüşünü savunmaktadır.

Korona pandemisi sürdükçe sahne sanatları eğitimi anlamında bu tartışmanın devam edeceğini düşünüyorum. Bilimsel veriler pandeminin yan etkilerinin en az bir yıl daha süreceğini göstermektedir. Farz edelim ki yasaklar kalktı ve hayat normale döndü, sahne üzerinde uygulamalı oyunculuk çalışmasında kaç öğrenciyle fiziksel temas gerektiren çalışmaları icra edebileceğiz? Verdiğimiz sahne parçalarında oyuncuların arasında kaç metre mesafe olacak? Sahneye maske ile mi çıkacağız? Psikolojik tedirginlikler ve sosyal mesafe koronafobileri hemen geçecek mi? Olası bir ikinci dalga durumunda da sahne sanatları eğitimi yarıda kesilecek mi? Bu yüksek sesle düşünme çalışmalarının hep birlikte tartışılması ve somut ve yapıcı öneriler getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca ABD’de ve Avrupa’daki sahne sanatları okullarındaki global örneklere bakarak da tartışmanın derinleşmesi yararlı olacaktır.

Ben hem eğitimin sürdürülmesi, hem de olası öğrenci mağduriyetlerinin (mezuniyet sorunları, ekonomik darboğaz vs)  önüne geçilmesi açısından geleceğin belirsiz olduğu bu süreçte senkron ve a-senkron bazı çözümlerle uygulamalı derslerin sürdürülmesi adına denemeler yapılması gerektiğini düşünenlerdenim. Ayrıca a-senkron çözümler olarak sahne sanatları eğitiminin sürdürülmesi için digital bir arşiv oluşturulması gerekmektedir. Örneğin altyapısı güçlü üniversiteler işbirliği yaparak kurumsal kitapların digital arşivlerini öğrencilerin erişimine açabilir ve aynı zamanda uygulama dersleri için alanında uzman kişilerden videolar oluşturması istenebilir. Bu sayede işbirliği ve güç birliği yapılarak a-senkron uzaktan eğitim çözümleri oluşturulabilir. Ayrıca internet üzerinden erişime açılan tiyatro gösterilerinin de eğitim müfredatının önemli bir parçası olması elzem gözükmektedir.  Ayrıca üniversiteler kendi müfredatlarına hem öğrenciler hem de akademisyenler için uzaktan eğitim teknoloji dersleri koymalıdır. Bu sayede teknolojiye adaptasyon ve digital okuryazarlık güçlenebilir.

Meselenin k12 ayağında da, eğitimde drama, yaratıcı drama ve tiyatro kulüp çalışmalarında neler olduğuna kısaca bir göz atalım. Devlet okullarında drama ve tiyatro derslerinin sürdürülmesi adına bir girişim olduğu bilgisine sahip değilim, ayrıca MEB EBA sisteminde de bu konuda bir çalışma olduğunu henüz duymadım. Özel okullarda çalışan drama ve tiyatro öğretmenlerinin yaptığı bazı çalışmaları sosyal medya üzerinden izlediğimde; “şimdi ve o anda” ilkesine dayalı yaratıcı drama çalışmalarının kısmi düzeyde yapılabildiğini gözlemledim. Örneğin masal okuma, tiyatro oyunu okuma provası, şiir dinletisi, yaratıcı yazarlık, öykü tamamlamaca, pantomim, tekerleme, şarkı söyleme, evde kalan anne-baba ve çocukların canlandırma yapması gibi etkinliklerin yapılabildiğini, grup etkileşimine dayalı uygulamaların ise yapılamadığını söyleyebiliriz. Teknolojinin imkânları ölçüsünde drama ve tiyatro öğretmenlerinin yaptığı bu çalışmaları takdirle karşılıyorum. Çocukları ve gençleri bu zor günlerde bir nebze olsun güldürmek, düşündürmek bile çok önemli bir çaba. K12 düzeyinde de bu tartışmanın derinleştirilmesi ve Çağdaş Drama Derneği gibi kurumlardan da görüş alınarak drama derslerinin online olarak nasıl sürdürülmesi gerektiği araştırılmalıdır. Ayrıca tiyatro kulüp çalışmalarında gençler için oyun okuma, analiz ve yaratıcı yazarlık çalışmaları yapılarak öğrencilerin tiyatronun farklı yönlerini algılamaları sağlanabilir.

İnsan zor koşullarda yaşamsal kaygılarla değişimlere çabuk adapte olabilen bir varlık. Sanat eğitimi açısından da, sanatçıların ve eğitimcilerin maddi manevi ihtiyaçlarının giderilmesi açısından da pandemi günlerinde lütfen yüksek sesle düşünelim, tartışalım. Tukaka demeyelim, tutucu olmayalım, bilimsel ve teknolojik gelişmelerle birlikte tartışalım. 10.yılını kutlayan Mimesis Sahne Sanatları Portali de bu tartışmaya ev sahipliği yapacaktır.

Pandemi günlerinde herkese bol sağlık, yardımlaşma ve dayanışma dolu günler diliyorum.

Paylaş.

Yazar Hakkında

Yazarın bütün yazıları için tıklayınız:

1 Ekim 1976 tarihinde İzmir’de doğdu. İzmir Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümünü ve İstanbul Kültür Üniversitesi Rejisörlük Yüksek Lisans programını bitirdi. “Avrupa’da Rejisörlük Kavramının Ortaya Çıkışı/Stanislavski ve Brecht Örnekleri Üzerinden Yönetmenlik Metodolojisinin İncelenmesi” adlı yüksek lisans tezini yazdı. 2009 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nde doktora eğitimine başladı. 2014 yılında “Estetik Deneyim ve Öğrenme Olanağı Açısından Oyun-Drama-Tiyatro İlişkisi” adlı doktora tezini savunarak mezun oldu. 1993-1994 yılında Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları (BÜO) ile başladığı kültür ve sanat çalışmalarına, halen Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu (BGST) çatısı altında devam etmektedir. Oyunculuk, reji, dramaturji, müfredat geliştirme, yazarlık, çeviri-araştırma, iletişim ve organizasyon gibi alanlarda faaliyet gösteren Bülent Sezgin, Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi internet portalinde editör olarak görev yapmaktadır. Halen akademisyen ve eğitim danışmanı olarak çalışmaktadır. 2002 ve 2020 yılları arasında anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise seviyesindeki k-12 kurumlarında, eğitmenlik ve eğitim koordinatörlüğü yaparak öğrenci, öğretmen ve velilere yönelik birçok konuda seminer ve atölye çalışmaları düzenlemiştir. Aynı zamanda ASSITEJ Türkiye Merkezi üyesidir. İletişim: bulentsezgin1976@gmail.com https://twitter.com/blszgn

1 Yorum

  1. Pingback: Yeni Dijital Sanat Dünyamız - artizan

Yanıtla