Estere Pestere Püf

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Muammer Başar

Of. Hay Hak! / Perde kurduk ışık yaktık, açıldı Bursa’da bahtımız

Kimler kimler oynattı bizi de çıkmadı sesimiz / Eğlendirirken düşündürmekti işimiz

Ver müziği oynasın Karagöz, gülsün Hacivat / Düşündürmek geri dursun, sen al parayı da yat

Çok laf ettik, demesinler bize kaba saba / Naçizane bir eleştiridir bu, küpe olsun kulağınıza

 

Efendim, geçenlerde bir gölge oyunu olan Hacivat ile Karagöz’ün bir oyununu izledim ‘’Duaçınarı’’ adında. Oyun başlamadan önce Karagöz perdesinin kurulum aşamasını adım adım takip edip tasvirleri de yakından görme şansını yakaladım. Tasvirler gerçek deriden yapılmış ve bu zamana kadar gördüğüm tasvirlerin boyutundan bir hayli büyüktü. Sahne kurulumundaki pratik dekor ve sahne arkasındaki iletişime kadar her şey profesyonelceydi. Hacivat ile Karagöz’ü oynatan kişi yani ‘’Hayali’’ olan kişinin Bursa’daki Karagöz Evi’nin yapımında çok emeğinin olduğunu duyduğumda iyice meraklanmaya başlamıştım. Böylesine bir özveride bulunan bir kişinin, bu zamana kadarki tecrübelerini, tasvirleri oynatışını ve Hacivat ile Karagöz’ü nasıl seslendirdiğini düşünürken oyun başladı.

Oyunun Mukaddime (Giriş) bölümünde müzik eşliğinde Hacivat girer ve bir semai okur. Günümüzde semai bölümü teknolojinin gelişmesi ile birlikte dijital ortamda başka birisinin seslendirmesi ile gerçekleşiyor. Semai nedir derseniz; hani ‘’ Bin kere demedim mi sana dokuz yar…’’ sözlerinin söylendiği yer. Mukaddime bölümünde semaiden sonra Hacivat bir gazel okur ve Karagöz’ün evinin önüne gelerek oyuna davet eder.

19.Uluslararası Bursa Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali kapsamında izlediğim Nevzat Çiftçi’nin yazdığı ve ‘’Hayali’’ olduğu ‘’Duaçınarı’’ adlı oyunda Hacivat’ın Karagöz’ü oyuna davet etmesi o kadar çok uzatıldı ki oyunun daha başında sıkılmaya başladık. Giriş bölümleri çok uzatılmadan oyunun asıl konusunun geçtiği fasıl bölümüne geçilmesi gerekir ki seyirciyi bir izlenceye bir merak öğesine taşıyabilsin. Hayali’nin tasvirleri oynatışı sanki ilk defa oynatan acemi birisi gibiydi; Karagöz’ün evinden aşağı bakma sahnesinde ara ara tüm gövdesinin dışarıya taşması, Hacivat’ın ayakları yere basmadan havada konuşması gibi ufak ama dikkat çeken detaylar olarak söyleyebilirim. Perdede bir oyun oynandığının farkındayız ama bu oyunun da kendine göre gerçekleri vardır. Bu gerçekleri saf dışı bıraktığımız zaman karşıdan görünen görüntünün estetik bir değeri kalmıyor.

Nihayet oyunun fasıl bölümüne yani asıl hikâyenin başladığı yere geldiğimizde; Karagöz ağaç

kesmeye gideceğini söyler. Karagöz ağaç kesmeye giderken yorulur ve bir ağacın altında uyuyakalır. Bu esnada Karagöz rüyasında bir ak sakallı dede görür. Bu dede Karagöz’e; şu an altında uyuduğu ağacı koruması gerektiğini, eğer birisi kesmeye gelirse sihirli sözcük olan ‘’ estere pestere püf’’ kelimelerini söylemesi gerektiğini söyler. Karagöz uykusundan uyanır ve birisinin ağacı kesmeye geldiğini görür, sihirli sözcükleri söyler ve o kişi yok olur. Aynı olay birkaç kişinin daha gelmesi ve Karagöz’ün sihirli sözcüğü söyleyerek gelen kişileri yok etmesi ile devam eder. Böylelikle Karagöz, ‘’Duaçınar’’ ağacını kurtarır ve oyun biter.

Hacivat ve Karagöz’ün mitine baktığımızda; Hacivat’ın okumuş, bilgili, kültürlü ve kurnaz, Karagöz’ün ise mekteple, okumakla işi olmayan, düz mantık düşünen, kaba, saf ve sakar birisidir. Oyunda Hacivat’ın bilgisini ve kurnazlığını göstererek, Karagöz’ün bilgisiz saf yönü ile dalga geçerek ona bir şeyler öğretmemesi ve yol göstermemesini eksik nokta olarak söyleyebilirim. Karagöz’ün bilgisiz ve saf yönünü kullanarak, oyunda söylenen sözlerin, Karagöz’ün yanlış anlaması sonucu ortaya çıkan absürt sözcükler, güldürü unsurunu ortaya çıkarır. Karagöz’ün bu yanlış anlamalarını sadece oyunun başında Mukaddime bölümünde görüyoruz. Oyunda bu yanlış anlamalar, Hacivat’ın bilgili, kültürlü ve kurnaz olduğunu, Karagöz’ün kaba, saf ve bilgisiz olduğunu göstermek için yetersiz kalmaktadır. Hacivat bilgili ve kültürlü olduğu için Karagöz’ü yönlendiren kişidir. Bu yönlendirmeler de genellikle bir iş buyurma ve bir şeyler öğretme üzerinedir. Karagöz verilen iş ve öğretilmek istenen konuyu genellikle sakarlıkları ve yanlış anlamalarıyla eline yüzüne bulaştırırken oyunun mesajını da seyircilere iletir. Oyuna baktığımızda Karagöz kendi kendini yönlendirerek ormana odun kesmeye gideceğini söylüyor ve gidiyor. Böylelikle Hacivat’ın işlevi ortadan kaldırılarak, oyunun mesajı, yanlış anlamalar, sakarlıklar yok sayılarak oyunun yapısının bozulduğunu görmekteyiz.

‘’Duaçınar’’ oyununda, ağaç sevgisinin önemine vurgu yapılmak istenilmiş ama Hacivat ile Karagöz’ün arasındaki ilişkilerini yok etmiştir. Ağaç kesmek isteyen kişileri Karagöz’ün ‘’estere pestere püf’’ diyerek uzaklaştırması ağaç sevgisini anlatma konusunda yetersiz bir eylem olarak kalmıştır.

‘’Hayali’’ demek Hacivat ve Karagöze can vermek, aralarındaki uyumsuzluğun uyumluğunu göstermek demektir. Yani bir ustalık gerektiren bir meziyet. Diyalektik yapıyı kuramayan yazar ve ‘’Hayali’’ ye hep birlikte ‘’estere pestere püf’’ demesek mi? ESTERE PESTERE PÜF…

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Muammer Başar

6 yorum

  1. Yazılarınrız akıcı ve okuması keyifli devamını dilerim. Seyredeceğim bir oyunda çok daha fazla detaya takılmam gerektiğini öğrenmeme sebep oldunuz. İyi mi kötü mü karar veremedim . izleyince keyif alabiliyorsam anlıyacağım.
    Bu arada diyelim bencede estere pestere püf..

    • Sevda ASLAN Tarih:

      Bakış açınızı bildiren yorumlarınıza hitaben katkı sağlamak istediğim bir kaç konu var. Festivalde oyunda biz de vardık, ilkokul öğrencilerimizle izledik. Hatta oyun öncesinde oyunun izleyici yaş grubuna uygun olması gerektiğinden bahsedildi. Bu bizi memnun etti. Karagöz oyununu çok severim. Çocukların ve gençlerin de sevmesi benim için önemli. Karagöz kültürünün ve Türk gölge oyununun gelişmesini isteyen, bu amaçla yaş gruplarına ilgi alanlarına yönelik diyaloglar ile KENDİNİ TEKRAR ETMEYEN BİR GELENEKSEL gölge oyunu sunan sanatçıya olsa olsa saygı duyulur. Gelenekseli bozmadan geleneğe katkı sunan yapımlarıyla ve bu amaçla yaptığı işlerle adından bahsedilen Nevzat Beyi çok kez izlemişimdir. Perdede oyunun akmasıyla değil Karagöz ün, izleyicinin ayakları yerden kesilir, hayali diyarlara doğru. Oyun yazarı ve hayali yönlerinin takdir edildiği bilinir. Zannımca Eleştirel bakış açısıyla izlemiş olduğunuz tek oyun size yeterli gelmemiş. Takipte kalın, doğru yerdesiniz. Bakın estere pestere püffff sizi almış buralara getirmiş.

      • Mehdi Gizli Tarih:

        Zannınız her zaman size doğru şeyleri hissettirmeyebilir. Emin olun eleştirmek herkesin yapabileceği bir iş değildir. Eleştirel bakış açısını oyunların sayısıyla ölçemezsiniz. Sayılar görüş açısında her zaman doğru sonucu vermez.

    • Dostoyevski Tarih:

      Öncelikle eleştirisi için Sayın Başar’a teşekür ediyorum. İzlenimlerinin gerçekliğine bir kaç oyunda şahitlik ettim. Fakat yine de bu Karagöz ve Hacivat oyununa seyirci olmak isterim. Son yorumum, bu sanatı ele alıp sahneye koyan Sayın Çiftçiye ve eleştiriye verdiği karşılığa.
      Eski türkçeyi kullanmanız fikri üslubunuzu hiç etkilemiyor. Daha yapıcı ve bir sanatçıya yakışır olmayı tercih etseydiniz, amacınızı daha iyi belli etmiş olurdunuz, fakat bu kelime kirliliğinden tek edindiğim klavyenize uyguladığınız şiddetli baskı ve zihninizdeki iyi insana, bastırılmış duygularınızın çöreklenmesi. Keşke zatıalinizin, sanatın takdirine olduğu gibi eleştirilmesinde de saygın olsa idi.

  2. hayali Tarih:

    Anlatmak zordur, yazıyla olanı daha da zor. Adımın ve yazdığım oyunun adı geçtiği için cevap yazıyorum. Karagöz mevzusu okumakla hakim olunacak bir tür değildir. Eline iki tasvir alan her kişi kendince oynatır ama yazması bu kadar basit olmuyor maalesef. Mevzunun derinliğinde nasıl sığ kalınır ondan bahsedeyim, izninizle 😊 Yazıya konu Karagöz’ün külliyatını ve içeriğini bilmeden yazı yazmaya kalkmak, eleştiri yapmak cesaret ister; yazıda buna tanık oluyoruz, cahil cesaretiyle kurulan cümleler var maalesef. Oyunda, diyalektik nasıl oluyorsa, bu kelimeyi neden kullandığını anlamak için azcık geçmişe bakınca gördüm ki mihmandarı da yönetmen anlamında kullanmışsın. Biz yapı diyerek oyunun, özellikle de Karagöz’ünden başlayalım; cahil, kaba saba, bu tip nasıl yönlendirilmeden ormana gider diye sormuşsun, kış gelmiş, yakacak yok para yok üşüyorsa neden gitmesin. bunun için Hacivat beklenmez, zaten kar-i kadim oyunlarda bunun örneği çoktur. misal cahil dediğin adam yazıcı oyununda milletin yaz işlerini yapar, mektup yazar şiir yazar name yazar. Tabiplik oyununda gene Hacivatsız kurulur oyun. Aşıklık yada Şairlik oyununda yarışan kültürlü Hacivat değil Cahil Karagöz’dür ve oyunun varyantlarında özellikle letaif-i hayal baskılarında cevapları müthiş ustalık gerektiren şiirlerden oluşur. Moliere den uyarlama, Cincilik oyununu okursan farklı bir kurgu daha görürsün… Duaçınarı oyununa gelince, kısacası oyunun finalini çocuklar yapıyor bundan bahsetmemişsin, ya uyudun ki oyun uyutmayacak bir oyun, o zaman oyunun tamamını seyretmemişsin yazık.. Karagöz snatevi değil Karagöz Müzesinin oluşumunda ben vardım keşke oraya kadar gelmişken bi merhaba deseydin bla bla bla…

  3. Mehdi Gizli Tarih:

    Öncelikle merhaba
    Oyununuza yapılan eleştiri yazısında herhangi bir üslup bozukluğu bulunmamakta. Sizin yanıtınızı okuduğumda; eleştirmen arkadaşımızı aşağılamak amacıyla kaleme aldığınızı görüyorum. Mevzunun derinliğini sığ olarak ele almak tasviri kullanmışsınız ama ben size katılmıyorum. Burada bulunan eleştiride konunun sığ durumuyla herhangi bir tezatlık bulunmamakta. Hakkınızda yapılan eleştiriye cevap vermeniz çok olgun bir davranış ama bu üslupla cevap vermeniz olgunluğunuzu ortadan kaldırmakta. İyi oyunlar.

Yanıtla