Çağımızda Çağdaş Bir Tragedya Örneği: Bernarda Alba’nın Evi

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Hamza Berber

Hiç şüphesiz bir tiyatro eseri yazıldığı çağdan ve de toplumdan ayrı düşünülemez. Bu bağlamda benim de içerisinde bulunduğum; Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü, IV. Sınıf Mezuniyet oyunu olan; Federico Garcia Lorca’nın Bernarda Alba’nın Evi adlı oyunundan bahsetmek isterim.

Lorca’nın Bernarda Alba’nın Evi adlı oyunu, İspanya’daki geleneksel toplum yapısını ve kadınların yaşadığı baskıyı güçlü bir şekilde eleştiren önemli bir tiyatro eseridir. Yazarın son dönemlerinde yazılan oyun, Lorca’nın hayatının sona ermesinden sonra yayınlanmış ve tiyatro dünyasında önemli bir yer edinmiştir.

Oyun, Bernarda Alba’nın kocasının ölümünden sonra, beş kızıyla birlikte evinde yas tutmaya başlamasıyla başlar. Bernarda, aile onurunu korumak için kızlarını evde tutar ve onları dış dünyaya kapatarak, toplumsal normlara ve geleneklere uygun davranmalarını bekler. Ancak, bu yas dönemi içinde kızlar arasında aşk, kıskançlık, tutku ve intikam hisleri yoğunlaşarak, trajik sonuçlara neden olur. Oyunda köyün genç ve yakışıklı delikanlısı Pepe el Romano’ya aşık olan üç kızın tutkulu aşkını görürüz, oyunun sonunda ise aşkı için Pepe ile kaçarken annesi Bernarda Alba’ya yakalanan evin en küçük kızı olan Adela’nın kendisini iple asarak intihar etmesine şahit oluruz. Lorca’nın Bernarda Alba’nın Evi adlı oyunu, güçlü bir trajik hikaye anlatırken, kadınların yaşadığı baskı ve özgürlük kısıtlamalarını eleştiren etkili bir eserdir. Oyun, İspanya’daki toplumsal ve siyasal yapının eleştirisini de yansıtmaktadır. Bu yönüyle, Lorca’nın Bernarda Alba’nın Evi adlı oyunu, yalnızca bir tiyatro eseri değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal bir manifesto niteliğindedir.

Oyunu ilk ele aldığımızda oyunun bu güçlü mesajı, içerisinde bulunduğumuz şu döneme etkili bir gönderme niteliği taşıdığı için, bu oyunu mezuniyet oyunu olarak sahneleme fikrini doğurdu. Dolayısıyla bu fikir bizi heyecanlandırmaya yetti de arttı. Ancak, oyun bazı yönleriyle biraz modernize edilmeye ihtiyaç duyuyordu; özellikle, kimi yerlerde diyaloglar ve olaylar biraz yavaş ilerlerken, oyunun sonu da biraz aceleye getirilmiş gibiydi. Diğer bir deyişle, Bernarda Alba’nın karakter dönüşümünü göremiyorduk ve biz oyunun sonunda bu dönüşümün ya da bu yaşanılan acının Bernarda üzerinde bir etki yaratmasını istedik.

Bu noktada, oyunda dramaturgların ve yönetmenin yapmış olduğu bazı değişikliklerden bahsetmek isterim. Oyun, metinsel anlamda ilk ele alındığında Lorca’nın güçlü yanı ve söylediği söz elbette biliniyordu. Bizim burada düşüncemiz ve yorumumuz, Lorca’nın diline dokunmadan oyunu sübjektif anlamda nasıl daha iyi aktarabiliriz üzerine olmuştur. Böylece, oyunu hem öz hem de biçim bakımından çağdaşlaştırırken Lorca’nın diline ve oyunun ana temasına dokunmadan derin bir çalışmanın ve de tartışmanın içerisine girdik.

Dolayısıyla bu çalışmaların ışığında, metinsel olarak orijinal metinde adından bahsedilen ama oyun içerisinde hiç görülmeyen köyün yakışıklı delikanlısı Pepe el Romano’yu seyirciye gösterme kararı aldık, bunu da yazarın diline dokunmadan yeni diyaloglar yazarak sahneye aktardık. Metinsel anlamda diğer bir değişiklik ise; Bernarda’nın beş kızını, diyalogları daha yoğun işleme ve oyunun temposunu yükseltme adına dört kıza indirdik. Yanı sıra orijinal metinde görmediğimiz fakat bunu da bir ön oyun olarak gösterdiğimiz; ölen babanın evden gidiş sahnesini ekledik. Ve metinsel olarak son değişiklik, finali güçlendirme ve trajediyi doruğa çıkarma adına; Adela Pepe ile kaçarken Bernarda’nın kendi eliyle Adela’yı silahla vurması ve Adela’nın bu şekilde ölmesi üzerine oldu.

Biçimsel anlamda yaptığımız yorum ise hapsolma ve sıkışmışlığı anlatabilmek adına; büyük anneyi küçük bir kafesin içerisine, diğer bütün kadınları büyük fakat yine bir kafesin içerisine hapsetmeyi uygun bulduk. Bernarda’nın töre ve eril düzen adına sarf ettiği tüm sözleri elinde taşıdığı siyah kumaşlarla (kamçı yerine) özdeşleştirip, kızlarının üzerine yapıştırmasını soyut birer anlatım olarak tercih ettik. Bu siyah kumaş parçalarını yapıştırmak aslında Bernarda’nın düşüncelerini zorla kızlarına geçirme imgesi olarak da düşünebiliriz. Diğer taraftan kızların dışarısıyla tek bağlantı kurabildiği ve kaçış noktası olan pencereyi bir giyotin şeklinde dizayn ederek, o evden tek kaçış noktasının pencereden olacağını fakat bunun da ölüm getirebileceğini yansıtma adına böyle bir anlatıma başvurduk. Dolayısıyla finalde de o pencereden kaçan Adela ölümle buluştu. Kendi eliyle kızını öldüren Bernarda, başta kocasının ölümü üzerine nobran bir tavırla “ölüme sessiz katlanmak gerek, gözyaşlarımızı gizlice akıtacağız” derken; kızını silahla kendi eliyle öldürmesi nobran tavrını yok eder. Kendi eliyle öldürdüğü kızı Adela kanlar içinde kollarında can verirken yine “ölüme sessiz katlanmak gerek, gözyaşlarımızı gizlice akıtacağız “der fakat bu sefer o dik duruşu kırılmış ve töre adına sarfettiği o sözlerin acziyetinin farkına varmıştır. Dilinde tekrar eden o sözler ise sadece bir alışkanlıktan ibarettir. Devamında kafese kapattığı ve oyun boyunca hiç temas kurmadığı annesinden el uzatarak ve acılar içinde “yardım et ana” sözleriyle oyunu daha da trajik bir sona çektik.

Ayrıca oyunun müziklerini Lorca’nın kendi şiirlerinden besteleyerek, oyunun duygusal atmosferini ve her karakterin ya da sahnenin alt anlamlarını bu ağıtlarla göstermeye çalıştık. Böylelikle bu güçlü atmosferin içerisine seyirciyi çekerek oyunun seyirciyle bir bütün olarak nefes alıp vermesini hedefledik.

Sonuç olarak umarım bu yaptığımız ve de yapmak istediğimiz şeyleri başarabilmişizdir. Biz, kendi açımızdan Lorca oyunlarının değerli ve zor olduğunun farkındayız, bu yüzden böyle bir oyunla mezun olmak istedik. Dolayısıyla mezun olurken oyunun sözüyle bir farkındalık yaratmaya çalıştık. Belki de sanat hayatımızda ilk sözümüzü son oyunumuzla okulumuza veda ederken söyledik. Bizim için en değerli olan da oyun çalışma süresince edindiğimiz deneyimlerdir. Süreci iyi yaşayınca sonuç da keyif verici olurmuş. Bu anlamda dört yılımızı geçirdiğimiz üniversite hayatımızda korona ve deprem felaketlerini atlatmış olan biz öğrenciler sanatın iyileştirici gücüne sığınarak mezun oluyoruz. Ve bundan sonra edineceğimiz tüm deneyimler ışığında ileride farklı sözler söyleme adına yine karşınıza başka oyunlarla çıkmayı hedefliyoruz.

Yeniden baharın geleceğine olan umutla iyi ki tiyatro var.

OYUNUN KÜNYESİ

Yazar: Federico Garcia Lorca

Yönetmen: Ali Bircan Teke

Oyuncular: Bilge Eylem Özgür, Nilay Çalamak, Kardelen Kendir, Başak Cemre Gezer, İpek Abama, Eda Çelik, Tuğba Nur Gökdemir, Yasemin Çuhacıoğlu, Baran Balkanlar, Muammer Başar, Hamza Berber.

Dramaturgi: Dr. Tülay Yıldız Akgül, Rukiye Aleyna Oruç, Ece Bozdağ, Muammer Başar, Hamza Berber.

Müzik / Beste: Prof. Dr. Ayhan Helvacı.

Orkestra: Yan Flüt: Mısra Bozyel

Gitar: Can Mert Selimoğlu

Koreografi: Iraz Hazel Körmükçü Cortez

Dekor: Muammer Başar, Hamza Berber

Makyaj: Ceren Kayış

Fotoğraf: Melis Kavuk

 

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Hamza Berber

Yanıtla