Yasaklarla Beslenmek!

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Dikmen Gürün

2023 seçim sonuçları adeta gümüş bir tepsi içinde AKP’ye sunulduktan sonra, bu partinin yandaşları her geçen gün gövde gösterilerinin dozunu artırıyorlar… Saçma sapan yasaklar bu tür gösterilerin sadece bir yanı. Örneğin çeşitli şehirlerde konserler yasaklanıyor. Bu arada, düğünlerde, kına gecelerinde vs. kadınlarla erkeklerin birlikte eğlenmelerinin caiz olmadığı, yasaklanması gerektiği de ortaya atılıyor. Benzer yasaklar eğitime uzanıyor, okullarda uygulamaya konmak isteniyor. Ve işin ilginç yanı böylesi öneriler minör vakalar olarak algılanıyor çoğumuz tarafından… Aslında şiddet serpintileridir bunlar ve bir süre sonra sessiz sedasız kalıcı oluyorlar!

NEREDEN NEREYE…

Daha dün, yine akla mantığa zarar bir nedenle yeni bir tane daha eklendi konser yasakları serisine. Şu günlerde dünyanın tüm çağdaş ülkelerinde gençlerin nefes borusu olan şenlikleri, festivalleri yasaklamaya kalkışıyorlar AKP yandaşları! Birkaç gün önce, Balıkesir’de, aralarında MÜSİAD, TÜGVA gibi derneklerin de olduğu 25 kuruluş ortak bir bildiri yayımlayarak yurt çapında tüm festivallerin yasaklanmasını istedi. Neden? Çünkü festivaller gençlerin ahlakını bozuyormuş! Ayrıca da bu çağrıyı yapan Balıkesir Sivil Toplum Platformu “gençlerimizin helal yoldan kontrollü bir şekilde kültürel faaliyet ve eğlence etkinliklerinde bulunmalarını” önerirken kadınlarla erkeklerin bu tür “helal” etkinliklerde ayrılmaları gerektiğinin altını çiziyor. Gerekli adımların bir an önce atılmasını öneriyor… Afganistan’a mı özeniyoruz? Nasıl bir yobazlıktır bu? Cevabını bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki bu tür gerici çıkışlar karşısında toplum olarak sergilenen tepkisizlik, aldırmazlık, suskunluk yoz düşüncenin hızla kök salmasına alan açacaktır ve hatta açmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve bu yıl 100. yılını kutlamaya hazırlanan laik Türkiye Cumhuriyeti’nde bu tür tutucu yaklaşımların yeri olamaz. Olmamalı…

CEHALET VE ŞİDDET

Yıllar önce yazdığım bir yazıya dönüyorum yüzümü: Rüzgârını İngiliz oyun yazarı ve yönetmen Edward Bond’un söylemlerinden alan bir yazı. Bond, sağlam bir toplumsal düzenin gerekleri olan ekonomik ve sosyal altyapıların geliştirilmediği durumlarda cehalet ve şiddetin iç içe yaşandığını söyler. Akıldışı olana ödün veren bir düzende cehaleti beslemek çöküşü hızlandıracaktır. Üzerinde önemle durulması gereken bir gerçektir bu. Yazar, “Kültür, insanın ekonomik, politik, sosyal tüm etkinliklerinin mantıksal bütünüdür” der: “İnsanca yaşamak, kültürü özümsemek, onun içerdiği bilimsel, siyasal, ekonomik, sosyal değerler bütünüyle yoğrulmakla mümkündür. Kültür insanın ne olduğu ve ne olacağıdır. Aynı zamanda günlük yaşamın nedenidir ve onun getirdikleridir. İnsanı uyandırır, sorgulamaya iter. Ona düşünme yetisini kazandırır.”

Edward Bond’un “kültür” tanımı elbette ki belirli bir kesimin tekelinde değildir. Toplumu var eden önemli etmenlerden biridir. Kültür insanın kendisiyle hesaplaşması, varlığını sorgulaması için gereklidir. İşte burada; eğitim kadar, bilim kadar sanatın ve sanatçının işlevi de gelir gündeme. Çünkü sanat akılla ve insan değerleriyle bağlantılıdır. Bu açıdan bakıldığında sanatın cehaletle, türlü yasaklarla bağdaşamayacağı bir kez daha serilir gözler önüne. Ve sonuç olarak, yine Bond’un dediği gibi, ekonomik ve siyasal çöküntü içinde olan bir sistemde kültürün altyapısını oluşturan etmenlerle içgüdüler ne yazık ki sürekli yer değiştiriyor…

Cumhuriyet

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Dikmen Gürün

Yanıtla