Bağımsız Tiyatroların Bağımsızlığına Dair Bazı İktisadi Gözlemler

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Sacit Hadi Akdede

Giriş

Bağımsızlık kulağa hoş gelen, insan ruhuna iyi gelen, insanı “gaza getiren” bir sözcük.  Kavram olarak bağımsızlığa daha yakından bakıp, anlamını çeşitli bağlamlarda daha ayrıntılı incelemeye başladığımızda ise aklımıza birçok soru gelmekte ve bu sorular üzerinde düşündükçe kavram gerçek anlamını açığa vurmaya başlamaktadır.  Bağımsızlık daha çok ülkeler bağlamında, bir ülkenin başka bir ülkeye iktisadi ve siyasi olarak bağlı olmadığını, ülkelerin kendi kararlarını kendi mekanizmaları ile alabilen siyasi birimler olduğunu anlatmak için kullanılmıştır.  Siyaset ve iktisat biliminin üzerinde uzun zamandır kafa yorduğu bir kavramı biz burada bir iki satırda tanımlayıp bitiremezsek de, bu kısa yazıda bağımsızlık kavramını özellikle sanat ve sahne sanatları bağlamında nasıl anlamalıyız sorusuna yakından bakacağız. Bağımsızlık bu yazıda söz konusu olan herhangi bir birim açısından (dini kurumlar, ülkeler, kişiler, çeşitli organizasyonlar, vb.) bir birimin kendi fiziksel varlığının kendi içinde sürdürülebilir olması, başka bir birimin varlığına bağlı olmaması olarak anlaşılacaktır.  Bağımsızlığı kısaca böyle tanımladıktan sonra, bu yazıda bağımsız tiyatrolardan ve onların politik ve iktisadi yapılarından, İstanbul bağımsız tiyatrolarının ekonomik yapılarından ve öneminden kısaca söz edilecektir.

Bazı tanımlar

Bağımsız tiyatro (independent theater), tiyatro çalışmaları, kültür politikası ve sanat yönetimi alanlarında sıkça kullanılan, dile getirilen bir kavramdır, ancak evrensel olarak kabul görmüş tek bir tanımı yoktur. Literatürde, bağımsız tiyatro belirli bir yasal statüye atıfta bulunmak yerine, genellikle kalıcı/yerleşmiş kurumsal tiyatro sisteminin dışında faaliyet gösteren bir sanatsal üretim biçimi ve organizasyon yapısı olarak ele alınır. Kalıcı yerleşmiş kurumsal tiyatro sistemi içinde ticari tiyatrolar da vardır. Örneğin New York’ta Broadway, Londra’da West End, yerleşmiş, kurumsal, hatta statükoyu temsil eden tiyatrolardır.

Kesin anlamı ülkeler arasında biraz farklılık gösterir. Kıta Avrupası’nda “bağımsız tiyatro” genellikle devlet repertuar sisteminin dışında kalan tiyatro anlamına gelir. Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık’ta ise, bu kavramlar tamamen eş anlamlı olmasa da, fringe, off-Broadway, off-off-Broadway ve kâr amacı gütmeyen tiyatro sektörleriyle yakından ilişkilidir.

Bağımsız tiyatro nedir?

Belki de en geniş akademik tanım şöyledir: Bağımsız tiyatro, yerleşmiş ya da kalıcı kurumsal tiyatro sisteminin dışında sahne gösterileri üreten ve kalıcı kamusal ya da kurumsal finansman yerine proje bazlı, kamu özel karma finansmanına veya alternatif finansmana bağlı kalan nispeten yüksek sanatsal özerkliğe sahip tiyatro grupları/şirketleri veya sanatçılarından oluşur (Braunech, 2017).

Çoğu akademisyen çok haklı olarak, bağımsızlığın mutlaka tam finansal ya da mali bağımsızlık anlamına gelmediğini savunmaktadır.  Birçok bağımsız tiyatro kamu hibeleri, belediye desteği veya vakıf fonlarından yararlanır. Diğer bir deyişle bağımsızlık aslında özellikle kalıcı/yerleşmiş devlet repertuar kurumlarından bağımsızlık anlamına gelmektedir (Eder, 2021). Bizim bu kısa makalemizde bazı verilerinden yararlanacağım Ada, Nazik ve Işıklar’ın (2026) çalışmasında da İstanbul’daki bağımsız tiyatrolar İstanbul Devlet ve Şehir Tiyatroları dışındaki tiyatroları ima etmekte, sadece o “dışarda” kalanları kapsamaktadır.

Brauncek (2017) ve Eder (2021) çalışmalarının ortak vurgusu olarak bağımsız tiyatroların iktisadi ve sanatsal temel özellikleri birkaç başlık altında özetlenebilir.

Kurumsal/örgütsel bağımsızlık

Bağımsız tiyatrolar genellikle kalıcı/yerleşmiş devlet tiyatroları değildir.  Bu başlık altında özellikle aşağıdaki özellikleri gözlemleriz. Bu tiyatrolar, birkaç sanatçı tarafından yönetilen kuruluşlardır. Bu tiyatrolar küçük tiyatro şirketleri, küçük ortaklıklar, kooperatifler, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, özel kültürel girişimler olarak görülürler.  Devlet/ulusal veya belediye tiyatrolarının aksine, nadiren kalıcı topluluklar olarak varlıklarını sürdürürler veya memurluk olarak adlandırılan istihdam biçimi yoktur.

Sanatsal özerklik

Bağımsız tiyatroların belki de en belirleyici özelliği sanatsal özgürlüktür. Bununla beraber sanatsal özgürlüğün mali kaynaklar olmadan oluşturulabilmesi oldukça zordur.

Bağımsız tiyatroların genellikle şu konularda daha fazla özgürlüğe sahip olduğu söylenir: repertuar seçimi, estetik oluşturmada bağımsızlık, sahneleme teknikleri, temalar, deneysellik ve politik içerik.  Tiyatro sanat olarak örneğin klasik müziğe göre daha fazla politik içeriğe sahip olduğu gibi devlet ya da şehir tiyatroları kurumsal yönlendirme veya yasaklama mekanizmaları nedeniyle daha “suya sabuna dokunmayan” işler üretebilir. Bağımsız tiyatrolar sürdürülebilir bir yapı ürettikleri sürece sanatsal olarak daha özerktirler.

Proje bazlı üretim

Kalıcı yıllık programlara sahip repertuar tiyatrolarının aksine, bağımsız tiyatrolar tipik olarak şöyle bir üretim süreci içindedirler: bir proje için fon bulurlar, gösteri yapar ve gösteriler sonunda ekip dağılabilir ve başka bir projeye başka bir ekiple geçilir.  Bu nedenle fonlama, yapısal olmaktan ziyade geçici olma eğilimindedir.

Esnek organizasyonel yapıları

Bağımsız tiyatroların organizasyonel yapıları genellikle az sayıda kalıcı çalışan, geçici sanat ekipleri, freelance oyuncular, freelance yönetmenler, uzun vadeli istihdam yerine proje sözleşmelerini içerir.  Sonuç olarak, bağımsız tiyatrodaki işgücü piyasaları genellikle oldukça esnek ancak aynı zamanda istikrarsızdır.

Yenilik ve Deneycilik

Literatürdeki en güçlü olarak vurgulanan özelliklerden biri yenilik ve deneyciliktir.

Bağımsız tiyatrolar sıklıkla, yeni dramaturji, çağdaş metinler, disiplinlerarası çalışma, dijital performans, sürükleyici (immersive, dördüncü duvarı kaldıran, değişik oturma düzeni getiren, vb.) tiyatro, tasarlanmış (devised, ensembl’ın yoktan var ettiği, önceden yazılmış belli bir metne dayanmayan, kollektif bir şekilde sahne çalışanlarının beraber ürettikleri metin, vb) tiyatro, fiziksel tiyatro, belgesel tiyatro, community (muhit) topluluk tiyatrosu gibi konularda deneysel çalışmalar yaparlar.  Hayret uyandıracak düzeyde yaratıcı olabilen bu deneysel tiyatro çok düşük bütçelerle kotarılır ve kurumsal tiyatrolara örnek olur; kurumsal tiyatrolar tarafından bağımsız tiyatroların yaratıcılıkları takdir ve taklit edilir. Çok az iktisadi kaynak ile büyük dışsallıklar yaratılmasına en iyi örnek olan bu deneysel yapıların kamu kaynağı ile desteklenmesinin yolları bulunması gerekir çünkü bu dışsallıklar kamusal hizmet ya da iktisatçıların dili ile kamu malıdır.

Daha Küçük Ölçekli Yapımlar

Bağımsız tiyatroların yapımları genellikle daha küçük oyuncu kadroları, daha düşük bütçeler, sınırlı teknik kaynaklar, daha küçük mekanlar, esnek performans alanları içerir.

Birçok oyun ya da temsil, özel olarak inşa edilmiş tiyatro binaları yerine depolarda, dönüştürülmüş fabrikalarda, galerilerde, kafelerde, alternatif kültürel mekanlarda sergilenir.

Çeşitli finansman kaynakları

Bağımsız tiyatrolar genellikle kamusal hibeler, belediyelerin ayni ve nakdi yardımları, vakıfların destekleri, bilet geliri, sponsorluk, bağışlar, kitlesel fonlama, uluslararası kültürel programlar gibi çeşitli gelir kaynaklarını birleştirir:

Burada önemli nokta ticari tiyatroların aksine, bilet satışlarının toplam üretim maliyetlerini nadiren karşıladığı gerçeğidir.  Finansman kaynaklarının belirsizliğinden dolayı yüksek finansal risklerle karşılaşırlar. Bu durum da belirsiz/istikrarsız gelir, istikrarsız/belirsiz istihdam, hibelere bağlılık ve sık sık yardım kampanyalarına başvurulan bir yapıyı meydana getirir (Quickert, 2012)

Sosyal ve politik katılım

Bağımsız tiyatrolar sıklıkla şunlarla ilişkilendirilir: azınlık sorunları, feminist tiyatro, politik tiyatro, belgesel tiyatro, LGBTQ+ performansı, göç, insan hakları, toplumsal katılım.

Kurumsal beklentilerle daha az kısıtlandıkları için, genellikle tartışmalı sosyal konuları ele alırlar.  Örneğin, Romanya bağımsız tiyatrosu üzerine yapılan çalışmalar, bu tiyatroların azınlıkların temsili, politik tiyatro ve toplumsal olarak katılımcı performanslar için alan sağlama rolünü vurgulamaktadır (Iacobuț, 2019).

Bu her ülke için ve her zaman geçerli olmayabilir. Bununla birlikte bu tiyatrolar yaratıcılıklarını kullanarak yasakları veya sansürü delmenin çeşitli yollarını bulmaktadırlar.  Bu konudaki yaratıcılıkları önemli dışsallıklar yarattığı için daha önce de vurgulandığı gibi kamusal kaynaklarla desteklenmelerinin yolları bulunmalıdır.

Ada, Nazik ve Işıklar’ın Araştırmasından Bazı Veriler

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Serhan Ada ve Funda Lena Nazik koordinatörlüğünde yaptığı bağımsız tiyatroların yapısı hakkındaki araştırmanın bulguları da yukarıda kısaca özetlediğimiz literatürdeki temel bulguları Türkiye ve İstanbul’dan örnekle tasdikler veya teyit eder niteliktedir. Bu konuda bizim çalışmamız açısından en faydalı verileri vererek yorum yapabilecek bir aşamaya gelebiliriz.

İstanbul için yapılan çalışmada da 220 küçük ve orta ölçekli olarak tanımlanan tiyatro topluluklarına ( Aslında İstanbul’da belediye kaynaklarına göre 700 civarında bağımsız tiyatro kategorisinde olabilecek topluluk olduğu sanılmaktadır)  Kasım 2025-Ocak 2026 arası çevrimiçi anketler gönderilmiştir.  100 topluluktan geri dönüş olmuştur. Ayrıca alandan ilgili 27 kişi ile Nisan-Mayıs 2026 tarihinde derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Temel bulguların bazılarını özellikle bu makale açısından yardımcı olabilecek bazılarını özet olarak çeşitli başlıklar altında şöyle sıralamak mümkündür.

Kuruluş Biçimi ve Sahneli/Sahnesiz Yapı

Tiyatroların %36 sahneli, %64 sahnesizdir.  Sahneli tiyatroların %86’sı kiracı; yalnızca %3’ü kendi mülkündedir.  Sahnesi olan 36 tiyatronun 33’ü (%92) sahnesini başka topluluklarla paylaşmaktadır.  Sahne kullandırma: %63 bedelli, %25 kısmen bedellidir. Tiyatroların %61’i 100 bin TL altı sermaye ile kurulmuş durumdadır.  En yaygın şirket yapısı şahıs şirketidir.  Tiyatroların yarısı son 10 yılda kurulmuş; sahneli ve sahnesiz tiyatroların ortalama faaliyet süresi 14 yıl olarak tespit edilmiştir. Sahnelerin %81’i 120 koltuk altı; yarısı 30–60 koltuk kapasitelidir.  Tiyatro kurmak görece kolay ama sürdürmek zordur. 14 yıllık ortalama ömür kurumsallaşmayı engelleyen bir faktördür.

Üretim Yapısı

Üretim yapısı başlığı altında temsil sayılarına ilişkin veriler bulunmaktadır.  Sahnelenen oyun sayısı bakımından ise bilgilere ulaşılmamıştır.  Tiyatroların %42’si yılda 0–30 temsil yapmaktadır; %19’u 100’ün üzerinde temsil yapmakta ama temsiller kısa oyunlardan oluşmaktadır.  Sahneli tiyatrolarda yıllık ortalama temsil 122, sahnesizlerde ise 56 temsilden oluşmaktadır. Aslında bu rakamlar, özellikle sahnesiz tiyatrolar için hiç de az olmayan temsil sayılarıdır.  Yılda ortalama 56 temsil yapabilen bir bağımsız tiyatro devlet için gerekli olan 20 temsilin çok üstüne çıkıyor ve oldukça önemli bir üretim yapıyor demektir.

Turne sayıları bakımından ise sahneli tiyatrolarda ortalama yıllık 22 temsil, sahnesiz tiyatrolarda ise ortalama 9 temsil yapılmaktadır. Bu sayılar da azımsanacak düzeyde değildir çünkü turne yapmanın sabit maliyetleri yüksektir.

Seyirci Yapısı

Diğer önemli bir veri ise seyirci sayılarına ilişkindir. Anketlerden gelen bilgilere göre temsil başına ortalama seyirci, tiyatroların %35’inde 0–49 kişi, tiyatroların %33’ünde 50–100 kişi. Tiyatroların %68’inde de 100 seyircinin altındadır.  Diğer bir deyişle bu tiyatrolar daha önce tanımlar kısmında da vurgulandığı gibi az sayıda seyirci kapasitesi olan sahnelerde oyunlar üreten tiyatrolardır.

Sahnesi olan tiyatrolar temsil başına ortalama seyirci 85 kişidir.  Sahnesi olmayan tiyatrolarda ise 124 seyircidir.

Yıllık seyirci verisi bakımından tiyatroların %27’si 0–1.000 seyirci arasında; %35’i 1.001–3.000 seyirci arasında ve %28’i de 7.000 ve üstü seyirciye ulaşmaktadır.

Sahnelilerde 7.000+ seyirciye ulaşanlar %22; sahnesizlerde yalnızca %2’dir.  Bu rakamlar aslında İstanbul’da hem bağımsız tiyatro sayısını hem de onların temsil sayılarını düşününce hiç de az olmayan seyirci rakamlarıdır.

Gelir Modeli

Anketi yanıtlayan tiyatroların elde ettiği gelirlerin yüzde dağılımları şöyledir:

%28 yalnızca bilet geliri, %17 bilet + salon içi gelir (kira, atölye, kafe), %25 bilet + çeşitli hizmet + kamu/özel destekleri, %19 yalnızca kamu/özel destekle faaliyetlerini dürdürmektedir.  Sahnesi olan tiyatroların mekân kaynaklı gelir elde ettikleri gözlenirken, sahnesiz tiyatrolar daha çok kamu desteği ve çeşitli fonlara bağımlı durumdadırlar.

Kamu Desteği

Kamu desteği bakımından tiyatroların yüzde 41’i hiç kamu desteği almamış ve hiç başvurmamış durumdadır.  Başvurmamalarının nedeni konusunda çok açıklık yoktur. Tiyatroların %11’i başvurmuş ama alamamış durumdadır; %23 İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve/veya diğer fonlardan yararlanıyor; %18 yalnızca Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü fonundan, %7 yalnızca İBB fonlarından yararlanmaktadır.

İstihdam ya da çalışanlar

Çalışanlar bakımından bağımsız tiyatroları yapısı ise şöyledir.

En yaygın ekip: 1–5 kişilik çekirdek kadrodan ibarettir

Tam zamanlı sigortalı istihdam son derece sınırlıdır (çoğunda 1–2 kişi, genellikle idari/teknik personel)

Sanatçılar ve teknik ekip büyük ölçüde proje bazlı, kaşe usulü ya da gönüllü olarak çalışmaktadır. Gönüllü çalışma modeli Avrupa ve Amerika’da da çok sık görülmekte ve eğitim süreci olarak değerlendirilmektedir.

Kurucular çoğunlukla yönetmen, oyuncu, yapımcı rollerini eşzamanlı üstlenmektedirler. Bu tiyatrolarda ayrıca bir yapımcı kişi ya da firma bulunmamaktadır.  Oyuncular, yönetmenler, kişisel ilişkilerle ortaya çıkan sanatçı ortaklıkları sonucunda kurulan bu tiyatrolarda iktisadi kaynak sahibi ile çalışan sanatçılar aynı kişilerdir.

Bu tiyatrolar kendilerini nasıl tanımlıyorlar?

Bizim çalışmamız açısından son olarak da ankete yanıt veren tiyatroların kendilerini nasıl tanımladıkları konusuna değinelim. Tiyatroların kendilerini tanımlamak için en sık kullandığı kavramlar: bağımsız, yenilikçi, özgün, çağdaş, kolektif, özgür, deneysel.  Bu kavramlar kısa tanımlar kısmında da gösterildiği gibi literatürün genellikle vurguladığı kavramladır.  İstanbul anketi sonucu, ankete yanıt veren tiyatrolar kendilerini aşağıdaki kavram kümeleri ile tanımlamışlardır:

Bağımsızlık / özgürlük / alternatif üretim

Yenilikçi / deneysel / çağdaş

Kolektif / dayanışma / eşitlikçi

Geleneksel üretim biçimleri (Karagöz, kukla vb.)

Eğitim ve çocuk odaklı üretim

Disiplinler arası / performatif yapı

Toplumsal ve politik vurgu

Bu kavramlar kamusal alanın yaratılması bakımından bağımsız tiyatroların ne kadar önemli bir işlev gördüğünü de hatırlatmaktadır.  Oyun zamanı kapısını açan, oyundan sonra da kapısını kapatıp giden birçok kamu kurumu tiyatrosu (yerleşik/kalıcı kamu tiyatroları) sadece görece ucuz tiyatro hizmeti üretip, halkı eğittiğini ya da eğlendirdiğini düşünerek bir kamusal hizmet yaptığını düşünmektedir.  Oysaki kamusal alan, müzakere, tartışma, fikir alışverişi, birbirinden öğrenme, dayanışma ve iş birliği yapma alanıdır. Bu alan bağımsız tiyatrolar tarafından daha iyi yaratılmaktadır.

 Bazı Değerlendirmeler ve Sonuç

Kısa literatür ve tanımlar, ayrıca İstanbul bağımsız tiyatrolarının bazı özelliklerinden sonra aşağıdaki üç tablo bize İstanbul’da özel tiyatroların üç önemli değişken açısından ( Temsil Sayısı, Seyirci Sayısı ve Oynanan Eser Sayısı) ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu tablolardaki özel tiyatro kavramı ticari tiyatroları da kapsamaktadır. Bununla birlikte eğer aşağıdaki tablolarda yer alan özel tiyatroların diyelim ki yüzde 25’i bağımsız tiyatrolardır, bu bile bize bağımsız tiyatroların İstanbul’un kültür hayatı açısından ne kadar önemli (sadece sayılar bakımından bile)  olduğunu göstermektedir.

Tablo 1. Temsil Sayıları 2024-2025 Sezonu

Devlet Tiyatroları Özel Tiyatrolar Belediye Tiyatroları
Toplam DT temsil oranları Özel Tiyatrolar temsil oranları Belediye (Şehir) Tiyatroları temsi oranları
Türkiye 37775 0.19 0.60 0.18
İstanbul 12274 0.08 0.75 0.15
İstanbul

Temsil

Oranı

0.35

(%35)

Kaynak: Tüik

Tablo 1 bize İstanbul’da yapılan temsillerin Türkiye’deki toplam  temsillerin yüzde 35’ini oluşturduğunu göstermektedir.  İstanbul’da yapılan temsillerin yüzde 75’i özel tiyatrolar tarafından yapılmaktadır. Bu yüzde 75’in ise belli bir oranı bağımsız tiyatrolar tarafından gerçekleşmektedir. Bu oranı elimizdeki verilerle maalesef bilemiyoruz. Ancak bazı varsayımlar yaparak bu orana ulaşılabilir. Eğer özel tiyatroların temsillerinin sadece yüzde 25’i bile bağımsız tiyatrolar tarafından yapılsa, bağımsız tiyatroların İstanbul için temsil oranı gene de DT’nin İstanbul’daki temsil oranını geçmektedir.

Tablo 2. Seyirci Sayıları 2024-2025 Sezonu

Toplam Seyirci Devlet Tiyatroları

(DT)

Özel tiyatrolar

(ÖT)

Belediye (Şehir) Tiyatroları (ŞT)
DT Seyirci Oranı Özel Tiyatrolar Seyirci Oranı ŞT Seyirci Oranı
Türkiye 8183257 0.238 0.497 0.237
İstanbul 2684839 0.076 0.671 0.241
İstanbul

Seyirci

Oranı

0.33

(%33)

Kaynak: Tüik

Tablo 2 seyirci sayılarını göstermektedir.  İstanbul’daki toplam seyirci Türkiye’nin toplam seyircisinin yüzde 33’ünü oluşturmaktadır.  Tiyatro açısından İstanbul Türkiye’de en önde olan şehirdir; üç değişken için de öyledir.  İstanbul kendi içinde değerlendirildiğinde ise İstanbul’daki seyircilerin ya da satılan biletlerin yüzde 67’si özel tiyatro seyircisi ya da özel tiyatrolarda satılan bilet oranıdır. Bu yüzde 67 oranının ne kadarı bağımsız tiyatrolar için satılmış ya da bağımsız tiyatro seyircisidir?  Maalesef bu oran mevcut istatistiklerden elde edilememektedir.  Bununla birlikte bu oranın çok da küçük olmadığı kanaatindeyim çünkü 200 bağımsız tiyatroya anket gönderilmiştir. Bu 200 tiyatronun koltuk kapasitesi ortalama 80 olsa ve bu tiyatrolar yılda ortalama 80 temsil yapsalar ve bu temsillerde doluluk oranı da yüzde 80 olsa (200x64x80=1024000) toplam 1024000 seyirciye ulaşılır. İstanbul’un toplam seyirci sayısının 2684839 olduğu düşünülünce bağımsız tiyatroların önemi daha anlaşılır olmaktadır.  Yukarıda temsil sayılarını 60, doluluk oranını da yüzde 50 alsak bile (200x40x60=480000) 480000 seyirciye ulaşılır ki bu sayı İstanbul DT seyirci sayısının 2 katından fazladır.  Elbette tiyatroların sanatsal değerlendirmesi sadece seyirci sayısı bakımında yapılamaz. Buradaki sayılar sadece bazı kavramları somut göstergelere dönüştürmek, büyüklüğü kafalarda canlandırılabilmek açısından önemlidir.

Tablo 3. Oynanan Eser Sayısı 2024-2025 Sezonu

Toplam DT Oranı ÖT ŞT ya da

Belediye

DT Telif Çeviri Oranı ÖZ Telif Çeviri Oranı
Türkiye 10216 0.02 0.82 0.11 0.72 7.48
İstanbul 4623 0.03 0.87 0.08 0.93 9.04
İstanbul Eser Oranı 0.45

(%45)

Kaynak: Tüik

Tablo 3 başka bir değişken açısından durumu ortaya koymaktadır.  İstanbul oynanan eser sayısı bakımından da en önemli merkezdir.  Türkiye’de sahnelenen eserlerin yüzde 45’i İstanbul’da sahnelenmektedir.  İstanbul kendi içinde karşılaştırıldığında ise özel tiyatrolar İstanbul’da sahnelenen eserlerin yüzde 87’sini sahnelemektedir. Bu durum eser sayısı bakımından özel tiyatroların önemini açıkça ortaya koyaktadır. Tekrar burada bağımsız tiyatroların bu eserleri içindeki payını düşündüğümüzde, eldeki mevcut verilerden bunu kesinlikle bilemesek de , yukarıda seyirci sayılarına ilişkin yaptığımız varsayımlara benzer varsayımlarla bağımsız tiyatroların bu değişken bakımından da önemli olduğu sonucuna varabiliriz. Ayrıca DT’de daha çok çeviri oyunu oynanırken, özellikle özel tiyatrolarda oynanan telif eser sayısı çeviri eserlerin 9 katından fazladır. Bu durum da aslında özel tiyatroların daha fazla yerli ya da telif eser sergilediğini göstermek bakımından önemlidir. Bir anlamda özel tiyatrolar daha  “milli ve yerli” konumundadırlar.

Sonuç

Bu değerlendirmelerden sonra bağımsız tiyatroların seyirci sayısı, eser sayısı ve temsil sayıları bakımından İstanbul ve Türkiye için ne kadar önemli olduğu sayılarla da gösterilmiş oldu. Bunun yanında bu tiyatroların ekonomik sıkıntı çekmeleri, sanatçı istihdamında zorluk yaşamaları, az oyunculu oyunlar sahneye koymak durumunda kalmaları ve dolayısıyla sanatçı istihdamında aslında potansiyellerinin altında kalmaları Türkiye’nin sanatsal gelişiminin önüne engel koymaktadır.  Bu tiyatroların yaratacağı pozitif dışsallıkların ortaya çıkmasını engellemektedir. Dolayısıyla şehir hayatının kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bağımsız tiyatrolar gerçekten bağımsız olamamaktadır.  Bağımsız tiyatroların hayatları İstanbul anketi çalışmasında da gösterildiği gibi ortalama 14 yıl olmakta; sürekli kurulup dağılan gruplar ortamında hayatlarını çok uzun süre sürdürmek konusunda zorlanmaktadırlar.  Bu konuda yeni politikalara ihtiyaç vardır.  Daha önceki yazdığımız yazılarda defalarca gösterdiğimiz gibi ödenekli tiyatrolar için harcanan her 100 liraya karşılık bağımsız tiyatrolar için 2 lira harcanmaktadır. Bu durumun düzeltilmesi için yeni politikalara, yönetmeliklere, araçlara ihtiyaç vardır.

Haziran 2026

Kaynakça

Ada, S., Nazik, F,L.& Işıklar, B. (2026) , İstanbul Tiyatro Araştırması, Yayımlanmamış Çalışma, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul.

Brauneck, M. (2017). Independent Theatre in Contemporary Europe: Structures, Aesthetics, Cultural Policy. Transcript Verlag.

Eder, T.F (editör). (2021)European Association of Independent Performing Arts (EAIPA), Introduction to the Independent Performing Arts in Europe.

Iacobuț, P.-R. (2019). Independent Theatre as a Manifestation of Identity: Study Case—Minorities’ Theatre. Theatrical Colloquia. 9(1), 221-234.

Quickert, A. (2012) Theater Scene Independent, Yet Precarious, https://www.goethe.de/prj/zei/en/art/24763030.html  (Erişim Tarihi 23 Haziran 2026)

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Sacit Hadi Akdede

Yanıtla