Sanatın İktidarla İmtihanı

Pinterest LinkedIn Tumblr +

(Vecdi Sayar’ın BirGün’de yayımlanan yazısının bir kısmını okurlarımızla paylaşıyoruz.)

Son günlerde izlediğim iki oyun tiyatro aşkımı depreştirdi desem yalan olmaz. Kurulduğu 1995 yılından bu yana BGST (Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu) dikkatle takip ettiğim bağımsız tiyatrolardan biri oldu. Tiyatronun yanı sıra müzik, dans ve organizasyon alanlarında da önemli çalışmalar yapan (Kardeş Türküler’i ülkemize kazandıran) topluluğun “Kim Var Orada? Muhsin Beyin Hamlet’i”, “Üstat Shakespeare”, “Bir Kadın Uyanıyor”, “Federico – Garcia Lorca’nın Acıklı Güldürüsü”, “Zabel” gibi oyunları belleğimde taptaze. Üç yıldır oynamakta oldukları “Sevgi Soysal Yaşamakta Israr Ediyor”u bir türlü izleme olanağı bulamamıştım. Nihayet bu ay Sahne Pulcherie’deki temsili yakalayabildim.

“Sevgi Soysal Yaşamakta Israr Ediyor” topluluğun çizgisine yakışan bir oyun. Bu da “Zabel” gibi bir biyografik çalışma. Duygu Dalyanoğlu’nun yazdığı oyunu Aysel Yıldırım yönetmiş. Sevgi Soysal’ın kanser tedavisi için gittiği Londra’daki hastane odasında açılan oyun, geri dönüşlerle yazarın yaşamından kesitleri sahneye aktarıyor. Oyun beni müthiş etkiledi, çünkü Ankara’daki gençlik yıllarımın kişileri, olayları vardı sahnede. AST’da, Çağdaş Sahne’de sahne tasarımları yaptığım, Politika, Yürüyüş, Yankı’ya sanat haberleri, eleştiriler yazdığım yıllar… Hayran olduğum yazarları, Sevgi Soysal’ı, Adalet Ağaoğlu’nu yakından tanımak şansına kavuşmuşum. Sevgi ile ‘İşçi Kültür Derneği’nin kuruluşunda birlikteyiz. Sevgi’nin Mümtaz Soysal öncesi kocaları Başar Sabuncu ve Özdemir Nutku da arkadaşım… Ben etkilenmeyeceğim de kim etkilenecek bu oyundan? Bütün bunlar bir yana Aysel Yıldırım’ın rejisini ve ekibin takım oyununu çok başarılı bulduğumu belirtmeliyim.

Hafta içinde BGST’nin yeni oyunu “Bahar Noktası Soruşturması”nı İBB’nin Muammer Karaca Tiyatrosu’nda izledim ve topluluğun yeni bir başarısına tanık oldum.

Shakespeare Can Yücel- BGST

Shakespeare’in “Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası” adlı oyunu, 1980 darbesi sonrası Can Yücel tarafından dilimize aktarılmıştı (uyarlanmıştı demek daha doğru olur).

1980 darbesinin yarattığı şiddet ortamı ve yasaklar Yücel’in yorumunu etkilemişti hiç kuşkusuz. Shakespeare’de tiyatrocuların ormanda toplandığı sahne, Yücel’in bakışıyla kont ya da kral, kısaca iktidardaki gücün yasaklarından korunmak için ormana sığınan gençlerin başkaldırısı olarak yorumlanmıştı. Başar Sabuncu’nun Can Yücel’le el ele vererek darbe ortamında Tepebaşı’nda İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahneye koyduğu oyun o günlerde içimizi ısıtan bir çığlık gibiydi.

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğunun kuruluşundan bu yana pek çok oyunda oyuncu ya da yönetmen olarak emeği bulunan Cüneyt Yalaz Can Yücel’in yorumunu daha da netleştirerek, Shakespeare’in aşk üstüne yazdığı sözlerden yola çıkıp, politik bir metin oluşturmuş. Oyun çıkaran gençlerden birinin öldürülmesini anlatan bir sahne ve bir anlatıcı eklemiş oyuna. Kanımca, Shakesperae’e ihanet etmeden (üstelik Hamlet’teki oyuncular sahnesine bir gönderme de içeren) güncel bir temayı, sanatçıdan korkan siyasal gücü sahneye taşımış. Yalaz, Shakespeare’in büyüsünü yitirmeden kendi sözünü söyleyebilen bir yorumcu.

Oyunda tek eleştireceğim öge, sahne ve ışık tasarımı; daha yalın bir sahne görmek isterdim. Giysi tasarımını ise başarılı buldum. Başta Cüneyt Yalaz ve Aysel Yıldırım, tüm oyuncular yönetmenin yorumunu yansıtan bir takım oyunu veriyor. BGST’nin bu yeni oyunu uzun süre sahnelerde kalmaya aday.

Güzelliğin Bedeli

İKSV’nin 1989 yılından bu yana sürdürdüğü (başlangıçta her yıl, 2000’den itibaren iki yılda bir, 2026’dan bu yana gene her yıl gerçekleştirilen) Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali, Robert Wilson’dan Richard Eyre’e, Giorgio Strehler’den Pina Bausch’a, Peter Brook’tan Jan Fabre’a, Wisniewski’den Lyubimov’a, Terzopoulos’tan Ostermeir’e nice ustayı konuk etti geçen yıllarda. 30. festival ise günümüz Avusturya tiyatrosunun ilginç yönetmenlerinden Caroline Guiela Nguyen’in yazıp, yönettiği bir oyunla açıldı.

Nguyen ilginç olduğu kadar önemli bir konu yakalamış: Britanya prensesinin düğününde giyeceği elbise ve duvağın yapımının gerçek maliyeti: “Lacrima” yani gözyaşı…

Ünlü bir tasarımcının çalıştığı terzi atölyesinde dikilen elbisenin duvağı Fransa’nın Besançon kentinin geleneksel dantellerini dokuyan işçi kadınlar, duvaktaki binlerce inci işleme ise Hindistan’ın Mumbai kentinde bir atölyede çalışan işçiler tarafından hazırlanıyor. Bu görkemli duvağın maliyeti ise, bu meşakkatli işte günler geceler boyu göz nuru dökerek genç yaşta kör olan emekçiler…

Yazının devamı için tıklayınız…

Paylaş.

Yanıtla