Zafer İçin Yola Çıkmış, Bu Yola Emeğini Koymuş Kadınların Hikayesi

Pinterest LinkedIn Tumblr +

[ Evrensel gazetesi’nin “Tarihi Taşıyan Kadınlar” oyununun ekibi ve Yönetmeni Asiye Canik ile yaptıkları söyleşiyi okuyucularımızla paylaşıyoruz] Tarihteki sekiz kadın hareketinden yola çıkarak sekiz hikayeyi anlatan “Tarihi Taşıyan Kadınlar”, Gömeç’te Kök Sahne oyuncuları tarafından 8 Mart’ta oynandı. Oyunun Yönetmeni Asiye Atıcı Canik ile oyuncularla oyunu ve kadın mücadelesini konuştuk.

Balıkesir’in Gömeç ilçesinde Kök Sahne oyuncuları 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde “Tarihi Taşıyan Kadınlar” oyununu sahneye koydu. Gömeç Belediyesinin de katkılarıyla Nuri Bozyel Kültür Merkezi sahnesinde ilk gösterimini yapan Oyunun Yönetmeni Asiye Atıcı Canik ve oyuncularıyla sohbet ettik. Tarihteki sekiz kadın hareketinden sekiz hikayeye yer verilen oyunda Gömeç’te yaşayan kadınlar, birlikteliği ve mücadele biçimini de gösterdi.

İlk gösterim 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde yapıldı ama hazırlıklar çok öncesinde başladı. Tiyatro fikri nasıl ortaya çıktı? Oyundan ve oyunculardan da biraz bahsedebilir misiniz?

Asiye Atıcı Canik: Özellikle Gömeç’te kadınların sosyal hayatın fazlasıyla içinde olduklarını ve ilçenin kültür sanat yaşamını şekillendirdiklerini söyleyebilirim. Dolayısıyla benim açımdan burada kadınlarla bir etkinlik planlama ihtiyacı doğdu. Tarih olarak 8 Mart’ı belirledik ve sosyal çevremizde zaten sürekli birlikte olduğumuz kadınlarla bir oyun çıkarma yoluna gittik. Oyun, çağlar öncesine dayanan kadın mücadelesini kronolojik bir biçimde gözler önüne seriyor. Erkek egemen toplumun tüm zamanlarda olduğu gibi zafere giden yolda kadınların emeğinin üzerine basıp başarıyı sahiplendiğini, kadının ateşlediği fitili görmezden geldiğini ve onu yok saydığını bu oyunda bir kez daha görmüş oluyoruz. Biz de bu bağlamda tarihteki sekiz kadın hareketinden sekiz hikayeye yer verdik. Zafer için yola çıkmış, bu yola emeğini ve cesaretini koymuş kadınların hikayesini sansürsüz bir dille anlatmaya çalıştık.

‘Gömeçli kadınlarla, oyunun hakkını verdik’

Oyuncular Gömeç’te yaşayan Gömeçli kadınlar. Kadınların kimi çalışıyor, kimi emekli, kimi emekli olduğu halde çalışıyor, kimi işçi. Hazırlık süreci nasıl oldu?

Kök Sahne olarak bir araya geldiğimizde amacımız Gömeç’te yaşayan kadınların birlikteliğini ve mücadele biçimini ortaya koymaktı. Bunun için profesyonel oyuncular aramak yerine, yüreğinin gücünü sahneye taşıyabilen amatör oyuncularla çıktık yolumuza. Aramızda çalışanlar, emekliler, çocuklarıyla provaya gelen ev işçisi kadınlar, emekli olduğu halde günümüz ekonomik koşullarında çalışmaya devam etmesi gereken kadınlar da vardı. Ama başka hiçbir uğraşları onları provaya gelmekten ve oyunu hakkını vererek çıkarmaktan alıkoymadı. Zaman zaman birbirimizin evinde, bahçesinde, terasında; bir kafenin bir köşesinde çalıştık ve bugün vardığımız noktada harika bir iş çıkardık.

‘Açlığı ve yoksulluğu hep kadınlar taşıdı’

8 Mart’ta oyun çıkarınca söylemek lazım sanırım. Kadınların bugün verdikleri en temel mücadele yaşayabilmek aslında. Ama bunun yanında yoksulluk ve eşitsizlik de ilk kadınları vuruyor. Bu durum hem oyuna nasıl yansıdı, hem de oyuncu kadınlarla nasıl değerlendirdiniz bu konuyu?

Kadınlar biliyorsunuz ki hayatı erkeklerle eşit şekilde paylaşamıyor maalesef. Çoğu erkek sadece çalışıp eve gelince de karısından hizmet beklerken, kadın bir yandan çalışma yaşamında kendisini kanıtlamaya çabalıyor. Anne olmanın, eş olmanın, kendi anne babasına evlat olmanın, bir evin yükünü sırtlamanın ağırlığını omuzlarında taşıyor hep. Ve gittikçe zalimleşen koşullarda da kadın kendine vakit ayırabilmek şöyle dursun sadece ve sadece hayatta kalmaya, nefes almaya çalışıyor. Bu durum açlığı ve yoksulluğu hep kadınların taşıdığını anlatıyor bizlere.

‘Kadınlar el ele verip birbirinin yurdu yuvası olabilir’

Her seferinde “Kadın dayanışması yaşatır” diyoruz elbette ama “Tarihi Taşıyan Kadınlar” oyununa hazırlanırken ve oynarken bu dayanışmaya daha yakından tanık olma fırsatın oldu mu?

Elbette. Zaten bizi bu oyunu ortaya çıkarmaya iten de buydu. Kadın dayanışmasını sahne öncesinde, sırasında ve sonrasında da görebilmekti. Ezberde, kostümde, dekorda hep birbirimize yardımcı olduk. Kimi evden bir eşyasını getirdi, kimi komşusundan bir kostüm bulup getirdi, kimisi başka başka ilişkilerini kullanarak ağımızın genişlemesini sağladı. Bütün bunlar çok kıymetli. Bir arada ve örgütlü bir biçimde yaşamanın, dayanışmanın gücünü kesin bir biçimde ortaya koyuyor.

Son olarak oyuna hazırlanırken ve sonrasında hem oyuncu arkadaşlarda hem kendinde bir değişim gerçekleştiğini düşünüyor musun?

Bir tiyatro oyununda en önemli aşama süreçtir. Sizi tiyatro yapmaya iten büyük ölçüde süreçte yaşadığınız heyecan, sevinç, mutluluk ve vuslata erme arzusudur. Oyun çıktıktan sonra size kalan tek şey geri dönüşleri derlemektir. Başladığımız noktadan çok ilerideydik sonunda. Bu da bizim direnme ve mücadele etme hırsımızı kamçıladı. Hele ki oyun sonrası aldığımız övgüler ve dayanışma örnekleriyle kadının bir arada ne kadar güçlü olduğunu görmüş olduk. Bu oyun etrafında sarmalanmak bize öğretti ki kadın el ele verip her zorluğu aşabilir, birbirinin yurdu yuvası olabilir ve mücadeleyi bir çığ gibi büyütebilir.

‘Hiçbirimiz yalnız değiliz’

Kadın ve emek mücadelesinde bu oyunu nerede konumlarsınız? Vermek istediği mesaj neydi sizce?

Ayşegül Ayman : Kadın olmanın her zaman her alanda mücadele etmek olduğunu yaşıyoruz ama her zaman bilincinde olmuyoruz. Yaptıklarımızın ya da yapamadıklarımızın “kadın olmak” kimliği ile otomatik olarak ve çok erken yaşlardan itibaren üzerimize yüklendiğinin farkına varamadan sürükleniyoruz. Kadın mücadelesine dair bizim oyunumuz gibi eserler bu farkındalığı sağlayabiliyor, zaman ve mekandan bağımsız bir dayanışmanın, bulaşıcı bir cesaretin önünü açıyor. Bu açıdan çok önemli ve net görüyorum verdiğimiz mesajı. Hiçbirimiz hiçbir zaman yalnız değiliz, aynı mücadelenin birbirini tamamlayan parçalarıyız. Herhangi bir coğrafyada, herhangi birimizin kazanımı hepimizin hayatına katkı sunuyor. Birlikte mücadeleye devam.

Oyunla ilgili sizi en çok etkileyen önerme hangisi oldu?

Gül Çakıcıoğlu: Dokuma fabrikasında çıkan yangında ölenler için harekete geçen, örgütlü olmamalarına rağmen kadınların 8 Mart’ı nasıl ilk büyük ve kitlesel bir eyleme dönüştürdüklerini gördük. Bu kadın hareketinin belki de en önemli adımıydı.

Oyunun geri dönüşleri nasıl oldu? Nasıl tepkiler aldınız?

Cemile Öztürk: Oyunumuz seyircilerden çok sıcak ve olumlu geri dönüşler aldı. Kadınların birlik olup sahneye çıkması, hem duygusal hem de ilham verici bir atmosfer oluşturdu. İzleyicilerimizden özellikle dayanışma, cesaret ve kadınların toplumdaki gücünü yansıtan mesajların kendilerini çok etkilediğine dair güzel yorumlar aldık.

EVRENSEL

Paylaş.

Yanıtla