Haydar Bayak
Rembetiko Efsanesi, çoğumuz tarafından kült sinema filmi diye bilinir, oysa yazarı Costas Ferris tarafından tiyatroya da uyarlanmıştır.

İzmir Devlet Tiyatrosu’nun 2024-25 sezonunda sahnelemeye başladığı Rembetiko Efsanesi, 2025-26 sezonunda da oynamaya devam ediyor. İzmir Devlet Tiyatrosu Bornova Kültür Merkezi ‘Bozkurt Kuruç’ Sahnesi’nde izlediğim oyun Costas Ferris’in Rembetiko filminin (1983) tiyatro versiyonu. Murat Çıdamlı rejide oyunu kalabalık bir kadroyu ele alarak, bu işin üstesinde ustaca gelmiş.
Uyarlamayı Başar Sabuncu çevirmiş. Burada şöyle bir bilginin altını çizmekte fayda var: Costas Ferris ilk önce filmi yazıyor çekiyor. Ardından bu filmin tiyatroya uyarlıyor. Bu konuya ilerde değineceğim.
Oyun, 2025 yılı Özdemir Nutku Tiyatro Ödülleri’nde, Yardımcı Rolde Kadın Oyuncu: Meral Ceren Türk Yel, Yılın Kostüm Tasarımı: Funda Çebi, Yılın Hareket Tasarımı: İhsan Bengier, Yılın Ansambl Oyunu: Rembetiko Efsanesi ödüllerini havaya kaldırmış.
1922’de büyük İzmir yangınından önce Dünyaya gelen Marika, doğar doğmaz İzmir’i terk etmek zorunda kalır. Şarkıcı annesi, müzisyen babası İzmir’de Rembetiko müziği ile hayatını kazanırken, Yunanistan’a gidince de meyhanelerde şarkı söyleyerek yaşama tutunurlar. Tarih ilerledikçe Marika büyür, olaylar ve yaşamlar değişir, bunula beraber müzik değişir. Fonda Yunanistan’ın tarihi gözler önüne serilir. Bir müzisyenin / şarkıcının hikayesi olduğu kadar aynı zamanda da müziğin hikayesidir Rembetiko. Müzik tarihi denildiğine değişen hayatlar, kültürler ve siyasal yaşamda kendini gösterir.

Rembetiko Türkiye’de de popüler
1983 yapımı bir film olarak izledik biz Rembetiko’yu. Türkiye’de müzik kültürüne de büyük bir etkisi olmuştur filmin. 2000’li yıllar sonrasında bir çok Rembetiko grubu kurulmuştur. Bu gruplar sahne alarak bu müzik türünü icra ediyorlar. Son yıllarda çok fazla dinleyicisi olan bir tür.
Rembetiko bir müzik türü ve filmin başrolünde de bence müzik var. Benim, başrolü müziğin aldığını düşündüğüm bir kaç filmim var. Bazı yönetmenler müziğe başrol vermeyi seviyor diye düşünürüm. İlk aklıma gelen Tony Gatlift’in Vengo’su –Gatlift müziksiz film yapmıyor gerçi-. Filmin şarkısı da dünyaca ünlü bir parça haline geldi ve ağızdan ağıza yayılıyor. Burada tür olarak müzikal estetiğinden farklı bir estetikten bahsediyorum.

Sinemadan tiyatroya bir uyarlama mı?
Biz tiyatroda genelde edebiyat uyarlamalarına aşinayız. Seyirci edebiyat uyarlamalarını daha çok da sinemadan bilir. Tiyatro içinde de edebiyat uyarlamaları çoktur. Tiyatrodan sinemaya da çok uyarlama vardır. Murat Çıdamlı bu sefer tersinden çalıştırmış diye düşünmüştüm oyun ilk sahnelendiğinde. Hem de kült bir filmle. İşin doğrusunu da Çıdamlı’nın kendisinden öğrendim. Costas Ferris filmi yaptıktan sonra bunun bir tiyatro uyarlamasını da yapıyor ve Yunansitan’da sergileniyor. Hatta 2000’li yıllarda Ankarada kendi rejisiyle sahneliyor.
Murat Çıdamlı, akıllarda var olan müzikal bir filmi başarılı bir şekilde sahneye aktarmış. Filmin estetiği içindeki kısa sahneler, görüntüler; bir şekilde iyi çözümlerle tiyatro seyiricisine gösteriliyor. Sahne değişimleri çok akılcı çözümlerle kurulmuş. Tek tek ilerleyişini izliyoruz hikayenin. Sinemada kısa olan, görsellikle çözülen epizotlar, sahneye hızlı geçişlerle aktarılmış. Bu da uyarlama çalışmasının gücünü gösteriyor.
Rembetiko İzmir’de doğmuş Yunanistan’da gelişmiş bir müzik türü. Tınıları Ege türkülerinin içinde var olan ritimlerle dolu. İki yaka gibi duruyoruz ya Ege denizinin çevresinde, o kadar Ege Denizi’yiz işte. Balıklarımız karışmış birbirine… Notalarımız gelmiş gitmiş. Sözcükler taşınmış buradan oraya oradan buraya. Filmin özgün şarkılarının içinde bir çok Türkçe sözcük geçiyor.
Zorunluluk nedeniyle göç eden insanları her iki yakadaki yerliler istenmemişler. Göç çok zordur. Yaşantınızı, sokağınızı, kültürünüzü, malınızı, mülkünüzü, komşunuzu, sevdiğinizi bırakıp gitmek zorundasınızdır. Bir de gittiğiniz yerde kabul edilmemek, ve bunlara eklenen yaşamın zorlukları… Rembetiko’yu Rembetiko yapmış. Acılarla, kavuşmamakla, özlemle dolu hikayelerin müziği olmuş.

Oyun ile film arasındaki geçirgenlik
Oyuncuların filmdeki karakterlere benzerliği bize oyun ile film arasında kurulan bir köprü oluyor. Marika’nın, Babis’in, Yorgakis’in, Tomas’ın, Fontas’ın filmdeki karakterleri ile oyundaki karakterlerin fiziksel benzerlikleri oyun boyunca oyun ile film, film ile oyun arasındaki görsel geçirgenliği sağlıyor. Filmi çok seven birisi olarak bu benim çok hoşuma gitti. Elbette filmi bilen izleyici için bu çok daha kolay anlaşılır bir durum. Buranın çok iyi çalışıldığını düşündüm oyunu izlerken. Bizi filme yaklaştıran bir öğe olarak gördüm.
Yordanis rolünde Yusuf Köksal, bana hep Costas Ferris’in kendisi gibi geldi. Bu benzerlik de iyi kurulmuş. Bunu çok hoş bir espiri olarak aldım, Yönetmen Çıdamlı’nın sinefillere yaptığı bir espiri olarak aldım bunu.
Panayanis rolünde Türker Alpuğan, Babis rolünde Cengiz Toraman, enstrümanlarıyla müziği sahnede icra ederek oyunculuğun sınırlarını zorlamışlar. Müziği enstrümanla sahnede icra eden çok az oyuncu görürüz. Bunun ayrı bir yetenek olduğunun altını çizmeliyim. Şarkı söylemeyi bir çok oyuncu iyi başarıyor, ama enstrüman çalmak, o işte hereksin altından kalkabildiği bir durum değil. Canlı müzikle, hatta oyuncunu kendi icra ettiği müziğiyle bir oyun bulmak elbette çok güzel.
Burada müziklere de değinmekte fayda var. Filmin fanları orijinal müziklerin olmadığını hemen anlayacaklardır. Colombia Pictures filmin dağıtımını aldığında müziklerinde telifini aldığı için Costas Ferris filmdeki müzikleri oyuna aktaramamış. Doğal olarak yeniden yazılmış müzikler. Filmdeki insanın içini yakan müzikler sözler biraz kaybolmuş. Müzik başrol demiştim film için. Oyunda başrolden düşmüş müzik. Arkadaki orkestrada kalmış. Bu arada oyun müziklerinin çok sevildiğini de biliyorum.
Şunu söylemeden geçmeyeyim; Bir yandan Rumca şarkı söylemek zordur. Türkiye’de rembetiko söyleyenler bunun için yıllarca çalışıyorlar. Ben biraz, rembetiko şarkılarını özgün dilinde de aradım oyun boyunca, buzikinin içimizi yakan sesini.
Kalabalık kadro, kalabalık danslar özel tiyatroların elini atamadıkları yapımlar. DT bu görevini layıkıyla yerine getiriyor. Hareket düzeninde İhsan Bengier, ki ödül de almış dans sahneleriyle oyunun rengine renk katmış. Sahne trafiği kusursuz işliyor. Kalabalık oyunun seyir zevkini bize yaşatıyorlar.
İzmir Devlet Tiyatrosu’nun 2018 yılında Sandalım Kıyıya Bağlı’dan 2024’ün Rembetiko Efsanesi’ne Murat Çıdamlı’nın yolculuğu iki yakayı bir araya getirme çabası olarak alıyorum. Yan yana yaşarlarken yerlerinden sürülen insanların hikayesi. Buraya gelenler ve buradan gidenler. Yerinden yurdundan edilenler. Hep bir göç, hep bir acı ve filler tepişir çimenler ezilir. Olan çimenlere olur. Hatırlatmak tiyatroya düşer.
