28’inci Afife Tiyatro Ödülleri sahiplerini bulurken bu yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın törenden çekilme kararı, salt bir kurumsal tutum bildirgesinden öte anlam taşıyor. Ödenekli tiyatroların ödül sistemine dahil edilmesi geçtiğimiz yıllarda eleştirilmiş ve bu durumun ödül mekanizmasının hakkaniyetini zedelediği belirtilmişti. Şehir tiyatrolarının açıklaması bu anlamda olumlu bir adım. Nitekim Afife adaylıklarının geçtiğimiz yıllara göre daha fazla oyunu ve tiyatroyu kapsaması da festival jürisinin bu yıl daha farklı bir politika izlediğini gösteriyor. Ödül töreninde Pınar Yıldırım’ın ödülünü tutuklu Can Atalay’a ithaf etmesi ise toplumsal vicdana yönelik bir çağrı niteliği taşıyordu.
Sanat Meclisi’nin Nisan 2026 hak ihlalleri raporu yayımlandı. KHK ile Ankara Üniversitesi Dil-Tarih Fakültesinden ihraç edilen Elif Çongur’un iade başvurusunun Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen reddedilmesi bir hukuksuzluk örneği olarak göze çarpıyor. Raporda öne çıkan gelişmelerden biri de Aydın Efeler Belediyesi’nin kullanımında olan tiyatro salonunun Vakıflar Müdürlüğü’ne devredilmesi oldu. Bursa’da ise şehir tiyatrosunun Genel Sanat Yönetmeni Ali Düşenkalkar, biletleri önceden satılmış olan bir oyunun kendisine haber verilmeden programdan kaldırılması nedeniyle görevinden istifa etti. Bu gelişmeler, yerel yönetimlerin yetkilerinin kısıtlandığını, operasyonlar sonrası el değiştiren belediyelerde de kültür-sanat alanındaki sorumlular üzerinde baskı kurulduğunu gösteriyor.
Sahne sanatları, festival mevsimine bu tablo içinde girdi. Amed Uluslararası Tiyatro Festivali’nin 11’incisi düzenlendi. “Kürt tiyatrosunun gelişimini desteklemeyi, çok dilli ve çokkültürlü bir tiyatro geleneğini yaşatmayı” hedefleyen Amed Festivali’nin bu seneki teması Barış İçin Diyalog olarak belirlendi. Festivalde 19 ülkeden tiyatro topluluklarının katılımıyla toplam 22 oyun sahnelendi. Mayıs ayında düzenlenen İstanbul Amatör Tiyatro Günleri’nde (İATG) ise “amatör sanat ekiplerinin bir araya gelerek birbirleriyle sanatsal çalışmalarını paylaştığı dayanışmacı ve kapsayıcı bir ortam oluşturabilmek” amaçlanıyor. Şirket sponsorluklarıyla düzenlenen büyük bütçeli festivallerden farklı olarak seyirci desteği ve dayanışmayı merkeze alarak kendi ekonomisini oluşturan bu festivaller hem alternatif bir deneyim oluşturabilme hem de ülke gündemine dair politik temaları ön plana çıkarmaları anlamında önemli bir yerde duruyorlar. İATG, ODTÜ Tiyatro Şenliği, Eskişehir Amatör Tiyatro Günleri gibi organizasyonlar üniversite tiyatrolarının oyunlarının kamusallaşmasını ve tiyatro topluluklarının bir araya gelerek üretimlerini değerlendirebilmesini sağlıyor.
Son olarak ülkemizdeki Ermeni tiyatrosu açısından önemli bir gelişmeye vurgu yapalım. Berberyan Kumpanyası 23 yıllık bir aradan sonra “Ha Kurtuluş, Ha Kınalı” adlı oyunlarıyla sahneye döndü. Bu tür girişimlerin desteklenerek sürekli hale gelmesi ve tiyatromuzun kültürel çoğulcu yönünün güçlenmesi dileğiyle…
