Yazarlar
Erdoğan Mitrani Güray Dinçol Devlet Tiyatrosunda ‘Gergedanlar’ Eugène Ionesco’nun faşizmin sinsice yükselişini ve Nazizm’in dehşetini simgeleyen ünlü oyunu ‘Rhinocéros/Gergedan’ın yeni ve…
Bu yaz İstanbul, kavramsal sanatın ve performans tarihinin en dirençli isimlerinden birini Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde (SSM) ağırlıyor.
Akran zorbalığı konusu film ve dizilerde de sık sık gündeme geliyor. Zehirli erkekliğin baskın olduğu narsist bir topluma en çarpıcı eleştiriyi son izlediğim Adolescense adlı İngiliz dizisi veriyor.
Bu yazıda stand-up gösteri üslubundan yola çıkarak aslında başka bir şeyi tartışmayı amaçladım: Bugün yaşadığımız dünyayı gerçekten birlikte mi yorumluyoruz, yoksa giderek daha çok başkalarının yorumlarını mı tüketiyoruz?
Her tiyatro mevsiminin sonunda bir arşiv çalışması olarak sezon boyunca izlediğim oyunların arasında en beğendiklerime kısaca değindiğim yazılarda, geçen sezonun bana göre en iyi yapımlarına odaklanacağım. 29. İstanbul Tiyatro Festivali ile başlıyorum.
Zehra İpşiroğlu Feodal kuşatılmışlık Tiyatrocu arkadaşım Barış Celiloğlu ile birlikte Mardin’de bir lokantadayız. Masamızda oturan iki genç kadınla sohbet ediyoruz.…
Bu yazıda bağımsız tiyatrolardan ve onların politik ve iktisadi yapılarından, İstanbul bağımsız tiyatrolarının ekonomik yapılarından ve öneminden kısaca söz edilmektektir.
Deniz Göktaş’ın Ölü Deniz isimli stand-up gösterisi, güncel politik olayları sahneye taşıma biçimiyle son dönemin en çok tartışılan kültürel üretimlerinden biri hâline geldi. Gösterinin kısa sürede milyonlarca izleyiciye ulaşması, sosyal medyada geniş yankı uyandırması ve ardından erişim engeli ile soruşturma tartışmalarının gündeme gelmesi, yalnızca bir stand-up gösterisinin başarısını değil, sanat ile siyaset arasındaki ilişkinin yeniden tartışılmasını da beraberinde getirdi.
Ahmet Cemal’in ve Kamuran Şipal’in nefis çevirileriyle Malina adlı romanı, Otuzuncu Yaş adı altında toplanan öyküleri ve şiirleriyle bizde de geniş çevrelerce değilse de entelektüel bir kesimde çok iyi tanınan Avusturyalı yazar Ingeborg Bachmann (1926-1973) üzerine yapılan son belgesel Bir Zamanlar Biri Olan Ben çok çarpıcı bir deneysel film çalışması sunuyor.
