Emek…

Kültür Bakanı, İstanbul Film Festivali açılışında Emek Sineması ile ilgili inciler döktürmüştü, anımsarsınız.

“Birileri mahkemeye filan başvurmadan bu salon bir an önce yıkılıp yerine yenisi yapılmalıdır” demişti.

Yangından mal kaçırılıyor sanki.

Ertesi gün TV ekranlarından Beyoğlu Belediye Başkanı A. Misbah Demircan ısrarla,  “salon yıkılmıyor, yenisi binanın en üst katına inşa edilecek, hem de bire bir aynısı” diyor.

Mimarlar Odası temsilcisi Mücella Yapıcı, uygulanacak projenin maketini gösteriyor.

Şaşırıyoruz.

Ortada, Emek Sineması’nın yerine yapılacak alış-veriş merkezinin tepesine kondurulmuş bir gudubet var.

Tüm görüntüsüyle, İstiklal Caddesini hatta Beyoğlu’nu kuşatan, kübik bir çirkinlik.

Başkan Bey, “bakın, yeni hali bu işte” diye, sevinçle atılıyor ortaya.

Mimarlar Odası, bina ve alanla ilgili raporunu sunuyor.

Beyefendi, “ ben bilmem Anıtlar Kurulu “ bilir diyor.

“Bu binayı yıkmak, kenti talana terk etmektir. Kültürel kalıtlar hepimizin malıdır. Size belediye başkanı olarak bu varlıkları koruyup, yarına taşımak düşer” deniyor.

“Benim yapacak neyim var, ben belediyeyim denileni yapmak, uygulamak zorundayım” diyor.

“Yıkılmak istenen Emek Sineması, tarihi ve kültürel kimliğinin yanı sıra barok ve rokoko bezeli duvarları, 875 kişilik salonu, ses düzeni, yenilenen koltukları ile yeni açılan birçok modern sinema ile yarışacak teknolojiye de sahiptir. Bu ülkenin, bu kentin bu dokulara uygun kaç sanat alanı var?”

“Daha iyileri yapıldı. Tüm salonlar küçültüldü, donatımları daha iyi oldu” diyor başkan.

Beyoğlu Belediye Başkanı, bunları söylerken sıkılmıyor, yüzü kızarmıyor, emir kulu olduğunu, kültürel dokuların yıkılarak yerine ‘daha iyisinin’ yapılabileceğini ısrarla savunuyor.

Canlı  yayında, İstiklal Caddesinin orta yerindeki bir kültürel dokunun nasıl peşkeş çekildiğinin belgelerini izliyoruz.

Mimarlar Odası, tıpkı AKM, Haydarpaşa, Galata ve Surdibi’nde olduğu gibi, yargıya başvurulduğunu dillendiriyor.

Başkan pişkin “vallaha o sizin bileceğiniz bir iş” diyor.

Kentinin kültürel dokusuna sahip çıkması, yürütmeyi durdurmak için yargı yoluna başvurması gereken adam söylüyor bunu.

Şaşırmıyoruz.

Başkan beyin önüne yargı sürecinin belgesi konuyor.

Mimarlar Odası, 20.11.2009 gün ve 29.06.17249 sayılı yazı ile ilgili TC Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna başvuruyor.

Alınan yanıtla, Koruma Bölge Kurulu’nun 17.09.2009 gün ve 954 sayılı ile 09.10.2009 gün ve 973 sayılı kararı ve eki avan projelerle Emek Sinemasının yıkımının öngörüldüğünü resmi belge ilgi tespit ediliyor, ve kurul kararları üzerine, 12.03.2010 tarihinde yargıya başvuruluyor.

Bu bilgiler Bakan ve Belediye Başkanı ve taraflarca zaten biliniyor.

Ama, belge beylerin ellerlinin tersiyle itiliyor!

Gerçek halktan gizlenerek, açık adıyla halkın gözlerinin içine baka baka yalan söylenmeye devam ediliyor.

Yargı  süreci işlerken, oldu-bittiye getirilip salon yıkılmaya çalışılıyor.

Suç  işleniyor.

AKP, hukuku ayaklar altına alıp, üstünde tepinmeyi burada da sürdürüyor.

Mimarlar Odasının acil çağrısı ise, Emek Sineması’nın yıkılmaması için ortaya çıkan bir girişim grubundan başka, kimselerin ilgi alanına girmiyor.

Sanat alanları  suskun, sivil toplum örgütleri suskun.

Basın suskun. İstanbul halkı suskun.

İstiklal Caddesinden her gün binlerce insan akıyor, bu yurttaşlar suskun, gelecekleri karartılan Beyoğlu esnafı suskun.

Al gözüm seyreyle…

oaydinoaydin@gmail.com

anlamakgideni.blogspot.com



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: