Tiyatro Sanatçısı Topluma İhanet Edemez!

Tiyatro sezonunun bitmesinin hemen ardından tüm gruplar gelecek sezon için neler yapılması gerektiği ile ilgili hummalı bir çalışmaya girdi. Oyunculuk alanında Türkiye’nin yaşadığı açlık halen devam ediyor. Grupların oyun/oyuncu arayışları –nitelik– anlamında büyük sıkıntıyla sürüyor. Sahnelere oyuncu yetiştirme adına oluşturulan kurum ya da kuruluşlar popüler kültür meraklısı insanların uğrak yeri haline dönüştüğü için, tiyatronun içi günden güne boşalıyor/boşaltılıyor.

Son dönem televizyon kültürünün toplumun neredeyse tamamını sarması, görsel sanatlar adına büyük bir facia olarak karşımızda duruyor. Dizi meraklısı oyuncu adayları ya da oyuncular daha fazla para kazanma hırsının etkisi ile ne yaptıklarının farkında değil. Öyle ki dizi sektörü sol’dan yana tavır koyan tiyatro sanatçılarını da derinden etkilemiş. Kişisel çıkarları uğruna biraz daha para kazanmak, bu tip sanatçılar için sıradan bir durum olmuş. Alttan yetişecek yeni kuşak oyuncular, kendilerine örnek aldıkları isimlerin izinde giderlerse, insan sahnelerin geleceğini düşünmek dahi istemiyor.

ABD menşeli dizilerin konularını çalarak Türkiye’ye yutturmaya kalkan senaristler, toplumun kültürel ve ahlaki özellikleri ile dalga geçerken; ünlü tiyatro sanatçıları bu küçümsemelere alet oluyor. Karşımızda çok fazla seçenek duruyor. ‘According To Jim’ adlı ABD dizisi ‘Cuma’ya Kalsa’ adıyla toplumun karşısına geçince, Haluk Bilginer gibi tiyatro duayeni bir isim bu dizi için biçilmiş kaftan oluyor. Türkiye’deki insanların yaşadığı hayat mücadelesinden kopuk konular, birbirinden ünlü tiyatro sanatçılarının iştahını kabartıyor. ‘Love and Marriage’ adlı dizi Türkiye’ye ‘Türk Malı’ adıyla getirilerek insanlara yoz bir kültürün başka bir unsuru sunuluyor. Toplumsal çürümeye neden olan dizilerde oynayan tiyatro sanatçılarını saymaya kalksak sayfalar yetersiz kalır.

Toplumun yüzde 70’inin açlık sınırının altında yaşadığı bir ülkede, tiyatro sanatçılarının biraz daha para kazanma hırsı bomboş kafalara sahip insanların çoğalmasına sebep oluyor. Ülkedeki belirli azınlık kesim dışında kimsenin müreffeh bir hayat sürmediğini düşünürsek; ‘para sıkıntısı yüzünden bu tip dizilerde rol alıyoruz’ söyleminin ne derece sahte olduğunu anlarız.

Sanatçının toplumsal sorumluluğu son dönem tiyatro hayatında silinmiş gözüküyor. Türkiye’de yaşayan insanların ortak bir kadere sahip olduğunu öncelikle sanatçıların algılaması gerek. İktidarın istediği şekilde suya sabuna dokunmayan konularla insanları televizyona hapseden sanatçıları anlamak imkânsız! Anadolu coğrafyasında açlıkla, din yobazlığıyla, milliyetçi unsurların kışkırtmasıyla mücadele eden insanlara alternatif bakış açıları sunmayan; ABD kültürünün dayatması birtakım dizilerle insanların beynini yıkayan burjuva medyası, tiyatro sanatçılarını kullanarak amacına ulaşabiliyor. Buna alet olan tüm sanatçılar, toplumun karanlık güçlere teslim oluşuna büyük katkılar sunmakta.

Tiyatro sahneleri günden güne sol’dan kopuk sanatçılarla dolarken buna inat tiyatro yapmaya devam edenler var. Genco Erkal burjuva medyası ile bağ kurmadan sol kültürün gelişmesi adına perde açmaya devam ediyor. Ferhan Şensoy da sahnesinde her zaman sol kültürü barındıran ender sanatçılardan. Ankara Sanat Tiyatrosu, İzmir Yenikapı Tiyatrosu gibi gruplar sol kültürden oyunları sunuyor. Popüler kültür dayatmalarına inat tiyatro yapan grup ve isimler var. Televizyonların zehir saçan dizilerinde rol alan tiyatro sanatçılarının ‘sanatçı’ vasfı taşımadıklarını anlıyoruz. İçinden geçtiğimiz karanlık günler görülmesin diye topluma dayatılan oyunlara alet olanlar durup düşünmeli ve şunu akıllarından çıkarmamalılar: Tiyatro sanatçısının topluma ihanet etmeye hakkı olamaz!

Birgün



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: