Uluslararası Drama Gündemi

Bu yazının amacı, farklı ülkelerde dramaya dair tartışılan olayları ve yakın dönemdeki gelişmeleri, drama resmi sitelerinden ve haberleşme gruplarından, ülkelerin drama temsilcilerinin anlattıkları sınırlılıkta aktarmaktır.

20. yüzyılın ortalarında popülerliğini arttıran drama yöntemi, 21. yüzyıl ile kendinden pek çok alanda söz ettirmeye başlamıştır. Özellikle alandaki ulusal ya da uluslararası kişilerin artık daha kolay ve amaca yönelik bir araya gelmeleri ile pek çok gelişmeyi daha hızlı ve kolay takip etmeye başladık. Bu yıl, drama alanında tartışmaların özellikle uluslararası anlamda bol olduğu söylenebilir. IDEA’nın yönetim değişikliğine gitmesinden, İngiltere’deki eskiye dönüş hareketine, Findanliya’daki tartışmalardan, 2. UNESCO Dünya Kongresi’ne kadar pek çok konu drama gündemindeydi.

Bu gelişmeler bağlamında, yeni eğitim öğretim yılının bir çok ülkede dramaya dair farklı atılımların ve başlangıçların yapıldığı bir yıl olacağı söylenebilir. Temmuz’da Belem’de toplanan Uluslararası Drama, Tiyatro ve Eğitim Derneği (IDEA) Kongresi’nde yeni bir yönetim kurulu ve başkanlık seçimi yapıldı. Bu suretle IDEA kendi içinde geçmiş yönetimlerin yaptıklarını sorgulamaya ve yönetim için yeni adaylar önermeye başladı. Tartışmaların pek çoğu doğrudan mail grubuna da gönderildiği için düzensizlik, işlemlerin sıkı takip edilmiyor oluşu, (bu çağda) iletişimsizlik ve yapacağız denilenlerin yapılmıyor olması gibi konuların ele alındığını takip etme şansımız oldu. Tüm bu konuların genel kurul gündemine alındığı kongrede, İngiliz drama eğitimcisi ve İngiltere Ulusal Drama Derneği başkanı Patrice Baldwin IDEA’nın yeni yönetim kurulu genel başkanlığına seçildi. 1992’de Maria van Bakelen (Hollanda) ile başlayan bu yolculukta 6 yıldır başkanlığını sürdüren Dan Baron Cohen’den (İngiltere/Brezilya) sonra, Patrice Baldwin, bu görevi üstlendi. Ayrıca, Yeni Zellanda’dan, Uganda’ya; Çin’den İzlanda’ya kadar çeşitli temsilciliklerden üyeler, Belem’deki kurul toplantısında IDEA yönetim ve yürütme kuruluna seçildiler.

IDEA’nın Belem’deki yoğun gündeminin yanı sıra, İngiltere, “co-curriculum” denen yardımcı eğitim programını da gündeme getirmektedir. Programda değişikliğe gidecek olan İngiltere’nin, temele (eski zamanlardaki gibi) Matematik, İngilizce, Tarih, Fen ve Dil eğitimini koyma yönünde bir ilerleyişe sahip olduğu görülmektedir. Bu programda drama veya sanatsal aktiveteler, “co-curricular” olarak sınıflandırılarak okul saatlerinin dışına koyulması tartışılmaktadır. Bu da, başta dramacılar olmak üzere İngiliz sanat eğitimcilerini rahatsız etmektedir, çünkü Finlay Johnson’dan başlarak şekillenen drama kuramının doğum yeri olan İngiltere’de şu an dramanın programdan dışlanma ihtimali öngörülmektedir. Patrice Baldwin, bunun İngiltere’ye yakışmayacağını söyleyerek, dramanın doğum yerinde haksızlığa uğramaması gerektiğini belirtmektedir. Drama, İngiltere’de İngilizce dil eğitiminde (bunu İngiliz drama literatüründen de takip etmek mümkün) sıkça başvurulan bir öğretim yöntemi olduğu için, Baldwin, bu etkin yöntemin dil eğitimin içinde eriyip yok olmasından duyduğu korkuyu da vurguluyor.

Finlandiya ise drama konusunda daha heyecanlı bir dönem geçiriyor. Drama eğitmeni olan Tintti Karppinen’in (Finlandiya Drama/Tiyatro Eğitim Derneği yönetim kurulu üyesi) belirttiğine göre yeni eğitim programı için toplanan komisyonda Finlandiya’da ilk defa dramanın programda müzik, görsel sanat gibi ayrı bir alan olarak yer alması tartışılıyor. Karppinen bunun için bir öneride bulunduklarını belirtiyor. İskoçya’da da İngiltere’dekine benzer tartışmaların olduğu görülüyor. Bir çok batı ülkesinde Türkiye’deki eğitim programından farklı olarak daha genel ve hedeflere yönelmiş programlar kullanılıyor. Bu nedenle de program geliştirmede pek çok iş öğretmenlere düşüyor. İskoçya’da da böyle bir sistem olduğu için drama programını şekillendirmek öğretmenlerin fazlasıyla elinde bulunuyor. Bu noktada da dramanın basit bir workshop (atölye)/experience (deneyim) veya performans olarak algılanmasını engellemekte öğretmenlerin rolünün büyük olduğu söyleniyor. Bunun nedeni olarak da, İskoçya’da (ve belki de dünyanın pek çok yerinde) dramaya dair en büyük yanlış anlaşılmaların öğretmenler tarafından oluşuturulduğu üzerinde duruluyor.

Dünyadaki bu tartışmalara ek olarak, Güney Kore’nin başkenti olan Seul’de Mayıs ayında toplanan 2. UNESCO Dünya Kongresi, Sanat Eğitimi konusunu ele aldı. Kongrede, sanat eğitiminin sosyo-kültürel boyutları, öğrenme ortamlarının çeşitliliğini kabul etme, sosyal uyum ve kültürel çeşitlilikte sanat eğitiminin rolünün desteklenmesi gibi drama ile ilişkili konulara yer verildi. Kongre sonucunda evrensel bir “sanat eğitimi için eylem planı” yayınlandı. Ayrıntılara UNESCO’nun sitesinden ulaşılınabilecek olan bu bildiri üç temel hedef üzerinden şekillenmektedir:

Hedef 1: Sanat eğitimi yüksek kaliteye taşınarak eğitimin temel ve kalıcı öğesi olarak herkesçe ulaşılabilir olmalı,

Hedef 2: Sanat eğitimi aktiviteleri ve programları açısından ve bunların kavramsal ve aktarılışı itibari ile yüksek kalitede olmalı

Hedef 3:Sanat eğitiminin prensip ve uygulamaları çağımızda karşılaşılan sosyal ve kültürel zorlukların çözümünde katkı sağlayacak nitelikte olmalıdır.

Dünyadaki bu gelişmeler, yeni tartışmalar ve yeni oluşumlar, dramanın çapını genişletirken, bunları takip edebiliyor olmamız da ulusal bazdaki tartışmaların yanı sıra uluslararası bakış açıları kazanmamız gerektiğini gösteriyor. Her ülkede farklı bir seyir takip eden dramanın, bu dönemde uluslararası birlikteliklere daha açık olduğu görülmektedir. Bu vasıtayla, dramanın yenilikçi ve çağdaş (hatta çağın önündeki) tavrını devam ettirip bu alanın gerek kendi içinde gerekse de disiplinler arası boyutta daha sağlam bir yer edinmesine katkı sağlanmalıdır.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: