Geçmişle Geleceği Buluşturmak

Dikmen Gürün

Geleceğe Perde Açan Gelenek pek çok tiyatro topluluğuna, sanatçıya mekân olmuş tiyatro yapılarını belgeliyor.

Yoğun bir emek ve araştırma ürünü olan Geleceğe Perde Açan Gelenek üç cilt olarak hazırlandı. Kentin, Anadolu ve Avrupa yakalarını kapsayan çalışmanın araştırmacı yazarlarından Doç. Dr. Kerem Karaboğa “Suriçi İstanbul’u, Bakırköy ve Çevresi” üzerine odaklandı.

Değerli dostum Kulis dergisinin sahibi Agop Ayvaz’ı 1970’li yıllarda tanımıştım. Cağaloğlu yokuşundaki o küçük matbaaya gittiğim günü hiç unutmam. Kulis’in nasıl bir Kulis olduğunu o gün görmüş, anlamış, tanımıştım. O kıymetli matbaayı sıkça ziyaret etmek, resimler, dergiler ve anılar arasında Agop Bey’le birlikte dolaşmak zevk olmanın ötesinde bir dersti benim için. Tiyatro binaları, tiyatro sanatçıları bu Ermenice tiyatro dergisinin sayfalarından onun çevirisiyle ulaşırdı bana. Ne yazık ki tam 50 yıl çıkan Kulisi koruyamadık, tıpkı binalarımızı koruyamadığımız gibi…

Evet, orayı kendilerine uğrak yeri yapan kıymetli tiyatrocular, araştırmacılarla sohbet etmek de cabasıydı o yılların… Aynı şekilde, Ankara’da doktoramı yaparken, başta Sevda Şener, Özdemir Nutku, Metin And olmak üzere onlarca yazar, akademisyen bu kentin tiyatro tarihinin, kültürel yapısının tiyatro mekânları üzerinden değerlendirilmesi ve toplumsal belleğin bu yolla beslenmesi gerektiği görüşünü güçlendiriyorlardı eserleriyle.

Bütün bu etkilenmeler, düşünceler sonucunda olsa gerek, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmeni olarak göreve başladığım 2008 yılında hayata geçirmeyi planladığım ilk projelerden biri İstanbul’da mevcut eski ve yeni tiyatro yapılarını belgelemenin ötesinde, İstanbul’un giderek azalan tiyatro mekânlarına ve tiyatro yaşamına yönelik bilincin oluşmasını sağlamaktı. Proje, yine aynı dönemde bölüm başkanı olduğum İÜ Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü işbirliği ile hayata geçti.

İstanbul, salt Avrupa’nın değil, dünyanın kültür başkenti. 20. yüzyılın özellikle ikinci yarısından başlayarak her anlamda yüzleşmek durumunda kaldığı onca hoyratlığa karşın yine zarif ve görkemli. Ne var ki bu tabloya biraz daha yakından, kentin sanat yaşamı çerçevesinde bakıldığında aynı büyüleyici ışığı yakalamak zor. Opera, bale, tiyatro gibi sahne sanatlarını gerektiğince kucaklamıyor… Nüfusu her geçen gün adeta patlayan, plansız yapılaşmanın kök saldığı bir şehir olarak yatay ve dikey yayılıyor – tırmanıyor ama, yukarıda da değindiğim gibi, sanat mekânlarına alan açmıyor, sanat mekânları yaratmıyor, mevcutları korumuyor İstanbul…

Yoğun bir emek ve araştırma ürünü olan Geleceğe Perde Açan Gelenek üç cilt olarak hazırlandı. Kentin Anadolu ve Avrupa yakalarını kapsayan bu değerli çalışmanın araştırmacı yazarları: İÜ Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü öğretim üyesi olan meslektaşlarım; Doç. Dr. Kerem Karaboğa “Suriçi İstanbul’u, Bakırköy ve Çevresi” üzerine odaklandı. Yrd. Doç. Dr. Yavuz Pekman “Beyoğlu, Şişli, Beşiktaş ve Çevresi” başlığı altında topladı yazılarını. Kitabın III. cildi ise “Anadolu Yakası” olarak Doç. Dr. Fakiye Özsoysal ve Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü Başkanı Prof. Dr. Metin Balay tarafından kaleme alındı. Veri toplama ve belgeleme çalışmaları yine bölümümüzün araştırma görevlileri, doktora ve yüksek lisans öğrencileri, mezunlar tarafından yürütüldü. Çalışmaların koordinasyonunu, İstanbul 2010 Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmen Yardımcısı Ümit Özdemir sağladı.

Geleceğe Perde Açan Gelenek, yukarda da değindiğim gibi dünden bugüne pek çok tiyatro topluluğuna, sanatçıya mekân olmuş tiyatro yapılarını belgelemenin, buralarda sergilenen oyunlara göz atmanın, kentin çokkültürlü yapısına değinmenin ötesinde, bu konuda bugüne kadar yapılmış olan çalışmalara farklı bir boyut getiriyor. Çalışmanın temel amaçlarından biri de bu alanda yeni araştırma alanları açmak.

Bugün, dünyanın belli başlı kentlerinde tiyatrolar o mekânlar üstüne yazılmış belge kitaplarla da koruyorlar varlıklarını. İnanıyorum ki Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Geleceğe Perde Açan Gelenek bu anlamda da dikkat çekecek bir çalışma olarak anılacaktır. Emeği geçen herkese teşekkürler…

08.02.2011 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: