Olaylı Bir Tiyatro Galasında Unutulan Acı Gerçekler

Nedim Saban

İçim içime sığmıyor bugünlerde.

Eline kağıdı kalemi alanın içeriye tıkıldığı bir dönemde ne sevinci bu?

Korkunun pompalandığı bir dönemde sansürden daha tehlikelisi yapılıyor, sadece yazmayı düşünenlerin bile yürekleri kilitlenmeye, adalet düşleyenler adaletin başka bir yüzüyle tanıştırılmaya çalışılıyor. Ben hâlâ sevinebiliyorum. Deli miyim?

Psikologuma gitmeliyim. Anti depresanların sayısını mı kaçırdım, nedir bu mutluluk deşifre etmeliyim. Gerekirse kendimi bir NLP uzmanına tarttırarak, bu mutluluk deposunun ne zaman patlayacağını ölçtürmeliyim.

Coştuğum hafta, tiyatromuzun duayenlerinden Macide Tanır’ın yoğun bakımda uyutulduğu haftaya denk geliyor.

Büyük hümanist Prof. Haberal’ın cezaevinden selamlar yollayarak, sürekli sağlığını sorduğu Başkent Hastanesi’nde yatan Macide Tanır’ı yoğun bakımda ziyaret ettiğimde Nedim Şener’in “Hrant için adalet” diyerek gözaltına alındığını, darbe günlüklerini ortaya çıkaran Ahmet Şık’ın gözaltına alındığını ağzımdan kaçırmayacağım. Ben ona sadece çok mutlu olacağı bir iyi haber getireceğim.

Bu hafta Kıraç ile Ayşe Şule Bilgiç’in Bakırköy’de büyük düşlerle kurdukları Büyülü Sahne’nin kapandığını da söylemem Macide Hanım’a. Bakırköy ters geldi, gidemedim. Oysa yeğenlerim ne de çok istemişti Pulsar’ın maceralarını izlemeyi. Elin üçüncü sınıf Cirque du Soleil’i için taa Zeytinburnu’na gitmeye üşenme, bizim sanatçılarımız için Bakırköy, Pendik, Maltepe uzak gelsin.

Macide Hanım, size Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin 25 Şubat tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan ilanla, Mart ayının ikinci haftasında satışa çıkartıldığını söylersem, burnunuza takılan tüpü fırlatıp Harbiye’ye gidersiniz. Bu konuyu Orhan Aydın yazdı, siz hiç bilmeyin.

Ben iyi bir haber paylaşayım.

Yeni bir tiyatro kuruldu Macide Hanım.

Hani, 19 yıl önce, sizi havaalanında karşıladığımda, “kitapçıların kapandığı, her yerde bir kebapçı açıldığı İstanbul’da tiyatro açmak ne büyük cesaret” demiştiniz ya… Şimdi, her yerde alışveriş merkezleri açılıyor, eski sinemalar, kültür merkezleri yıkılmak, satılmak isteniyor, Atatürk Kültür Merkezi örneğinde olduğu gibi binalara ceza verilip metruk halde bırakılıyorken, sadece binalar değil beyinler hapislerde çürütülüyorken, Maltepe’de İstanbul Sanat Topluluğu açıldı!

Sosyal demokrat belediyelerin çoğunun sanata hiçbir katkısı yokken, Tiyatro Ayna’nın Türkan adlı oyununa sponsor olarak onurlu bir işe imza atan, her yıl tiyatro festivalleri düzenleyen Maltepe Belediyesi, bu genç topluluğa çözüm ortağı olmuş.

Daha önce Yaşar Kemal’in Yer Demir Gök Bakır adlı oyunun yapımcılığını üstlendiği için her türlü yıldırma politikasıyla mağdur edilen bir genç kadın, Maltepe Belediyesi’nden destek alarak tiyatro kurmuş. Ben seviniyorum.

Sonra ne mi oluyor?

İki haftadır yazılarımın mecburi konuğu olan Milliyet Sanat Dergisi’nin tiyatro editörü Asu Maro, twitter’da bir karalama kampanyası başlatıyor. Neymiş efendim? Tiyatro basın bülteninde galaya konuk olacak kişilerin adını yazmış. Akrep Nalan, Cüneyt Türel, Ali Poyrazoğlu, Ayşe Erbulak, Tuğba Özay’ın katılacağı gala diye bülten yolladılar ya, vurun, öldürün. Daha sanat yaşamlarına yeni başlayan bu gençleri küstürün ki, bir daha tiyatro yapmasınlar, hevesleri kursaklarında kalsın. Bir sanat dergisi editörünün işi twitter’da sanatçıların dedikodusunu yapmak mıdır? Beğenmediğiniz oyunu sonuna kadar eleştirirsiniz tabii, ama önce bir zahmet kalkar gidersiniz. Üstelik oyun galası sizin barda djlik yaptığınız Salı gecesiyle de çakışmıyor!

Zamanında Asu Hanım’ın dergisinde tiyatro eleştirileri yazan Tahir Özçelik, benim 15 yaşında yazdığım çocuk oyununu izlemek için sabah 10.30’da Aksaray’a da gelmişti, Sarıyer Halk Eğitim Merkezi’nde amatörleri de izlerdi.

Ancak ne yazıktır ki, bugün basınımız için adı duyulmamış oyuncuların oynadığı bir oyunun oynanması ilgi çekici değil! Gelen muhabirlerin sadece katılımcıları çekip, oyuna kalmadıkları ya da kendi programları için ünlülerden Galatasaray/Fenerbahçe maçı ile ilgili yorumlar aldıkları günlerde yaşıyoruz. Bazı galalara katılanların da yazılması yeterli değil. “Ayşe geldi, ama eski sevgilisi Ahmet pişti olmamak için gelmedi” diye tiyatro haberleri yapılan günlerde yaşıyoruz. Üstelik şanslıysanız oyunun adı yazılır, bazen haberler bir açılış diye geçiverir.

İstanbul Sanat Topluluğu’nun gönderdiği basın bültenini, tiyatromuzun düştüğü hale bakın diye yorumlayan Sayın Üstün Akmen, rahmetli Tahir Özçelik’in yolundan genç-yaşlı-amatör-profesyonel demeden pek çok oyunu sabırla seyreden biridir. Keşke bülteni eleştirmek yerine, Türkiye’nin acı gerçeğini eleştirseydi!

Türk tiyatrosunun saygın isimlerinden Gencay Gürün insanı isyan ettiren bir beş yıldızlı otel kazası nedeniyle aylardır hastanede yatıyor, kendi tiyatrosunun galasına katılamadı. Hande’nin bacaklarıyla uğraşanlar, Tiyatro İstanbul’un sanat yönetmeninin nerede olduğunu sorguladı mı?

Herhalde uyanmak için Tiyatro İstanbul’dan şöyle bir bülten bekleniyordu? “Gencay Gürün galaya Florence Nightingale Hastanesi’nden bağlanacaktır”!

Birgün



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Okuyucu Yorumları

“Olaylı Bir Tiyatro Galasında Unutulan Acı Gerçekler” yazısına bir yorum var.

  1. selim can dedi ki:

    “Bu hafta Kıraç ile Ayşe Şule Bilgiç’in Bakırköy’de büyük düşlerle kurdukları Büyülü Sahne’nin kapandığını da söylemem Macide Hanım’a. Bakırköy ters geldi, gidemedim. Oysa yeğenlerim ne de çok istemişti Pulsar’ın maceralarını izlemeyi. Elin üçüncü sınıf Cirque du Soleil’i için taa Zeytinburnu’na gitmeye üşenme, bizim sanatçılarımız için Bakırköy, Pendik, Maltepe uzak gelsin.”

    hem gidememişsiniz hem de bu özrünüz üzerinden hassasiyetinizi tesis etmeye çalışmışsınız. İster istemez berhava olmuş hassasiyetiniz. Timsah gözyaşları diyecem ama içim elvermedi.

    Yapmayalım bu tür sulugözlülükleri. Çok arabesk…

Yorum


işlemi tamamlayınız: