Kazdağları’ndan Bir Tiyatro Şöleni Geçti

Köyümüzde Şenlik Var!

Ege’nin, adı az işitilmiş şirin bir köyünde 2 yıldır köy şenliği yaşanıyor. Seyirliklerle açılıp halk oyunlarıyla kapanan; tiyatronun, dansın, pandomim gösterilerinin yer aldığı, sanat atölyelerinin yapıldığı 4 günlük bir şenlik bu: Taylıeli Köyü Kültür-Sanat ve Tiyatro Şenliği. Balıkesir Burhaniye’nin 140 haneli bir köyü Taylıeli. Tiyatro sanatçısı Ümran İnceoğlu ve Eftal Gülbudak, 4-5 yıl önce hayal etmekle başlatmışlar şenliği, 2 yıldır da öncelikle köyün muhtarı Halil İbrahim Çakır ve köy halkının katkısı, desteğiyle hayata geçiriyorlar.

Bu yıl, geçtiğimiz Eylül ayında yitirdiğimiz Beklan Algan’ın anısına düzenlendi şenlik. Burhaniye İskele Meydanı’nda davullu zurnalı bir köy düğünü gibi başlayan, tahta bacaklı gelin ve nedimesinin, şenliğe katılan ekipler tarafından köye getirilmesiyle sonlanan kortej yürüyüşü, bölge halkını şenliğe çağıran tellal görevi görüyordu bir anlamda.

Meydana varınca, şenliğe özel hazırlanan bir platform üzerinde yapılan açılış konuşmalarıyla başladı renklilik. Akıcı ve temiz Türkçesiyle Kent Konseyi Kadın Kolları Başkanı Nihal Metin Öktem üstlendi sunumu. Açılış konuşmalarının ardından Prof. Dr. Özdemir Nutku ve şenliğin onur konuğu Ayla Algan’ın seyirciye duygu dolu, içten ve nüktedan seslenişleri kapladı alanı.

Şenlik oyunu başladı sonrasında. Öyküsünü Ümran İnceoğlu’yla Eftal Gülbudak’ın yazdığı ve yine Gülbudak’ın kurguladığı “Korkuluk Buluşması”nı sergiledi “Curcunabazlar”. Şenliğin bana göre 2. etkinliği olan oyun, özetlemek gerekirse tohumun ürüne dönüşme, ardından keşkek karılma ritüeliydi.

Köy halkının odun ateşinde koca koca bakır kazanlarda hazırladığı ve 2 traktör üzerinden yapılan şölen aşı (gerçek keşkek aşı) dağıtımı ise kuşkusuz günün en çok ilgi çeken etkinliği oldu.

Geceler sinemanın oldu

Antalya Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun (ABBŞT), Özer Tunca’nın yönettiği “Otobüs Durağında Üç Bencil” oyununu izledik ilk gece. Sonra gece sineması: “Ah Güzel İstanbul”. Şenliğin 2. günü Tiyatro Tempo’dan, Haluk Yüce’nin yazıp yönettiği “Uçtu Uçtu Öykü Uçtu” adlı kukla oyununu izledik ilk. Ardından Karagöz gölge oyunu: Tiyatro ÇES’den “Ham Hum Şaralom”. Geçen yıldan bu yana köy halkının, özellikle çocukların özlemini gideren gösteriler… 1 yıl boyunca kim özlemez kuklaları, Karagöz oyunlarını, kim bilir belki de Eftal Gülbudak’la tanıdıkları mim gösterisini. Sonra gece sineması: “Susuz Yaz”. Nasıl iyi bir buluş bu böyle; şenlik boyunca her gece Türk sinema tarihinde sarsılmaz yerini almış filmleri köy meydanında sergilemek.

Çocukları sahneden indirmenin mümkün olamadığı dakikalar… Perde arkasına dolanmaya çalışan cılız bacaklar… Birkaç dişi eksik, dolu dolu gülen küçücük ağızlar… Köy çocuklarının sonsuz sevinci, işte şenlik…

Gün boyunca atölyeler sürüyor köyün dört bir yanında; Hikaye anlatıcılığı, Karagöz yapımı, yaratıcı hareket ve doğaçlama, yoga, Zeybek-Harman Dalı. Geçen yıl, yine Gülbudak’la İnceoğlu’nun açtığı Haluk Şevket Ataseven Kitabevi’nde “Çocuklara Masallar” okuyor Zeynep Nutku, sonra Ahmet Önel katılıyor ona. Köy meydanının bir kenarını şenlik pazarı çerçeveliyor. Köy kadınları emeklerine, becerilerine sevgiyi paket etmişler satıyorlar pazarda. Fiyatlarına bakınca satıyorlar mı, ikram mı ediyorlar belli değil ya, neyse!

Şenlik boyunca öğlen ve akşam yemekleri köy kadınlarından oluşturulmuş bir grup tarafından pişirildi. Köyün kahvesinde günün her saatinde çay kahve ücretsiz sunuldu. Konuklar Daidalos Butik Otel’de, Fahriler Konağı’nda ve köy halkının evlerinde konakladı. İmece başka nedir ki?

Tiyatro Bereze’nin “Kayıp Eşya Bürosu”yla başladı bir sonraki gün. Grubun oyunlaştırıp yönettiği oyunun hikayesi Sevim Ak’ın. Curcunabazlar Sahnesi’nde izlediğimiz bu oyunda bol bol çocukları güldürüyoruz; sevgiyi, dostluğu, vefayı işlerken ince ince, sonra Köy Meydanı’nda ABBŞT’nin “Aşk Grevi” oyunuyla bütün köy halkını… Savaş Aykılıç’ın yazıp yönettiği, Müfit Kayacan’ın reji uygulamasını üstlendiği oyun gerçekten de tam bir şenlik oyunu. Sonra gece sineması: “Selvi Boylum Al Yazmalım”.

Şenliğin son gününde köy kahvesinde Taylıeli’nde yaşayan ihtiyar delikanlılarla sohbet ediliyor doyasıya. Ardından Taldans Grubu’ndan “Dolap” adlı çağdaş dans gösterisi izliyoruz. Filiz Sizanlı ve Mustafa Kaplan mekan-beden-obje ilişkisini sorguluyor bu performansta. İzlediğimiz tam bir yoğunlaşma-denge-eşzamanlılık örneği; etkilenmemek, büyülenmemek elde değil. Peşi sıra Yaşar Nezih Eyüboğlu sıcacık mim gösterisiyle seyircilerini dağlarda, tepelerde gezdiriyor. Bu dağlar yanı başımızdaki Kaz Dağları olsa bu gerek! “Oksijenine denizin iyotunu, zeytinin aromasını katıp altın bir tepside sunan.” Bu lafı da şenlik konuklarını otelinde (Daidalos Butik Otel) ağırlayan Bülent Koçtaş’tan alıyorum, izniyle.

Gelecek yıl siz de gelin

Ardından kapanış şenlikleri başlıyor; Şenlikler Köyü’nden “Deve Oyunu” geliyor meydana önce. Sonra Anadolu ritüelleriyle temsili şenlik kınası yakılıyor gelinimize; hem de gerçekten çok yeni evlenmiş bir gelin arkadaşımıza; Zeybek atölyesinde 3 gündür çalışan konuklar Harman Dalı’yla coşkulandırıyor kınayı, hocaları Sabri Molvalı önderliğinde. Sonrası tam bir şenlik…

Köyün her bir noktasında gerçekleştirilen atölyeler, söyleşiler, gösterilerle nasıl geçtiğini anlayamadığımız bir şenlik oldu, geriye unutulmazlığı kaldı. Önümüzdeki yıl yine oradayız, siz de gelin, daha da çeşitlendirelim, zenginleştirelim bu köy şenliğini; Taylıeli’yle kalmayalım, diğer köylere de taşıyalım, yurdumuzun her köşesinde insanlarımızın böyle şenliklere ihtiyacı var.

Nalan Özübek

Yorum


işlemi tamamlayınız: