Arafta Bekleyen İnsanların Oyunu!

Yaşam Kaya

Barış Kıralioğlu’nu yolu tiyatrodan geçmiş hemen herkes bilir. Türkiye’de  gitgide azalan tiyatro akımlarına yönelik çalışma prensibi tiyatromuzun temel problemini oluştururken, Tiyatro Barbone 2011 senesinde yenlikçi akımları sahnesine taşımak için kuruldu. Yönetmen, oyuncu Barış Kıralioğlu tiyatronun Avrupa’daki önemli beşiği olan İtalyan ana akımlarını ülke içine yeniden yerleştirip, seyircisine sahnelerde kültürel bir ziyafet sunuyor. İtalyan Tiyatrosu’na mükemmel şekilde hakim olmak göründüğü kadar kolay değil. Mesela bir Dairo Fo – France Rame ikilisini düşünelim. İtalyan İşçi Tiyatrosu’nu sol bakış açısıyla; sosyalist anlayışından taviz vermeden dünyaya sunan iki yazarı artık daha genç, dinamik bir ekipten izleyebileceğiz. Ya da İtalyan Goldoni’nin resmettiği aydınlanma çağındaki Avrupa’yı daha net biçimde görebileceğiz.

Tiyatro Barbone, İtalyan tiyatro oyunlarını Türkiye’deki seyirciyle buluşturmak için kurulmuş olsa da, toplumsal anlamda kültürel bir ayrım gözetmiyor. Fransız yazar Eric Emmanuel Schmitt’in İki Dünya Oteli adlı eseri grubun usta-çırak ilişkili müthiş performansıyla seyircisine sunulmuş. Daha önce Kent Oyuncuları’ nın sahneye aktardığı Variations Enigmatiques yazara karşı büyük bir sempati duymamı sağlamıştı. Tiyatro seyircisinin hınca hınç doldurduğu salonda oyun epeyce kapalı gişe oynamayı başarmıştı. 2010 yılında İki Dünya Oteli okuma tiyatrosu yapıldığında da aynı hisleri duyumsadım.

Oyunda insanların koma anında ölümle yaşam arasında bir çizgide bekledikleri bir otel gösteriliyor. Kaza geçirerek, hastalıkla veya kendi isteğiyle otele gelen insanlar ya bedenlerinin iyileşmeleri sonucu dünyaya ya da ölümün getirisi olarak bilmedikleri başka bir sona gidiyorlar. Her geliş gidiş arasında ‘ölmek mi daha iyi yoksa yaşamak mı?’ tartışması otelde bekleyenlerin canını fazlaca sıkıyor.

Materyalist Düşünce Oyunun Felsefesi

Julien, Marie (Hizmetçi), Laura, yaşlı Radjapour, zengin Delbec konu içinde kendilerine sunulan alanda beklemek zorundalar. İnce bir çizgi var bu alanın çevresinde. Oteli denetleyen, insanlara nereye gidecekleri hakkında bazen kaçamak fikirler veren Dokor S, inanç-inançsızlık arasında bir yol gösterici. Bekleme alanında kimse istemediği bir konuma zorlanmıyor. Mesela ayaklarından sakat olan Laura otele geldiği zaman rahatça ayaklarını kullanıp, dilediği gibi dans edebiliyor. Delbec borsa alım satımları hakkında fikirlerini beyan ederken, zenginliğin nasıl bir kavram olduğunu cesurca ifade edebiliyor. Radjapour babacan tavırlarıyla herkesin yüreğine su serperiyor hatta bununla da kalmayıp Doktor S ile tuhaf bir yakınlaşma sürecine giriyor. Arafta beklerken Tanrı’ya inanmamak serbest. Fakat bir yol gösterici ışık oyunun ana teması. Yazar, inanç konusundaki iç çatışmasını karmaşık aktarmış. Genel anlamda konunun özetini ‘ölümden sonra enerji olup evrene karışma’ duygusu belirlemiş. Yani bilinmez olan korkulu bir rüyaya dönüşmüyor, aksine bilinmezlik konusunda dine karşı sistemli bir eleştiri getiriliyor. İnsanlığın, insanca duyguların anlatıldığı metin, zengin-fakir, güzel-çirkin, iyi-kötü kavramlarını kıyasıya eleştiri yağmuruna tutmuş. Bir insanı bekleyen sonda estetik bir dokunuş insanları yeniden dünyaya gönderebiiyor.

Sahnede Müthiş Bir Kadro!

Barış Kıralioğlu (Delbec), Sedef Akalın (Marie), Erdinç Olgaçlı (Radjapour), Alp Tuğhan Taş (Julien), Münibe Millet (Laura), Nükhet Akkaya (Doktor S) sahneye çıkan isimler. Oyuncu kadrosu için söylenecek en ufak olumsuz bir görüşüm yok. Barış Kıralioğlu yönetmen ve oyuncu olarak tadında bir başarı gerçekleştirmiş. Asansör kullanımı, oturma alanları, müzik… uzun lafın kısası her şey yerli yerinde. Deneyimli oyuncularla gençlerin tiyatroda bir araya gelmesi çok güzel. Seyirci oyunu izlerken dünyevi düşüncelerini sorgulayıp, gösteride öldükten sonra neler olacağına dair ipucu vermeksizin, olanı olduğu gibi kabullenmeye itiliyor.

Tiyatro Barbone, İki Dünya Oteli’ni ne zaman sahneye koyacak olsa İstanbul’da korkunç kar yağışları meydana geldi. Uzun bir zaman aralığından sonra izlediğim topluluk mükemmel çalışma disiplinine sahip. Sezon bitmeden şahane bir felsefeye sahip oyunu izlemenizi şiddetle öneririm.

Tiyatronline



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: