Modern Çağın Köleleri!

Yaşam Kaya

Çağdaş İngiliz yazar Mike Bartlett’ın kaleminden çıkan Sözleşme, Gimp Tiyatro’nun sağlam rejisiyle ilk kez tiyatro sahnelerinde. İki binli yılların vahşi kapital yüzünü cesur bir dille aktaran oyun için söylenilecek, yazılacak çok söz var. Özellikle Türkiye gibi ‘sosyal adalet’, ‘sosyal hak’ olgularının gelişmediği toplumlarda insanların kanını emen kapitalizm, yeni dönem İngiliz tiyatro oyun yazarları tarafından kıyasıya eleştiri yağmuruna tutuluyor. Aramıza yeni katılan Gimp daha ilk projesiyle seyircilerini etkilemeyi başardı.

Geçtiğimiz günlerde popüler medyanın gazetelerinde gezinirken bilindik bir teknoloji şirketinde yaşanılan küçültülmüş haber dikkatimi çekti. Haberi önemseyerek biraz araştırma yaptığımda haberle ilgili detaylara ulaştım. Emrinde çalışan ‘satış danışmanı’ işçilerin mesai sırasında tuvalete gitmesini yasaklayan, ikili diyaloglarını kısıtlayan, su içilmesine karşı çıkan bu teknolojik SAçma şirket modern çağda insanlara kölelik nasıl yaşatılır bire bir gösteriyor. On iki saat boyunca çalışanlarını ayakta tutan, onları proglanmış makinalar gibi gören anlayış hangi akıl mantığa uyar? Dünyanın içinden geçtiği karanlık iki binli yıllar her açıdan zengini zengin yapmayı sürdürürken milyarlarca insanı insanlık dışı şartlarda zorunlu köleliğe mahkum kılıyor. Peki bu duruma nasıl karşı çıkılır?

Mike Bartlett Sözleşme’de paraya, sevgiye, ilgiye muhtaç insanların zorunlu tutulduğu işkenceleri anlatmış. Az önce anlattığım ‘satış danışmanı köleler’ oyunda gerçekçi biçimde karşımıza dikiliyor. Bağlı bulunduğu iş yerinde ‘duygusal, cinsel ve romantik’ yakınlaşmalar içine girdiği için devamlı biçimde sorgulanan bir kadın; yaşamında insan olmanın getirdiği tüm değerleri paraya teslim eden bir başka kadın (personelden sorumlu müdür) devamlı karşı karşıya geliyor. Özel hayata müdahaleden tutun da yaşanılan cinsel hayata varana dek her şey bu şirkette kontrol altında. Kadınların en doğal isteği olan doğum izni ile çocuk yetiştirme hakkı ‘para’ hırsı yüzünden ellerinden alınıyor. İnsanlara nasıl yaşamaları gerektiğini dikte eden şirketin kendine özel kuralları var. Eğer sizler kurallara uymamakta direnirseniz işsiz kalmayı, başka bir iş bulmak için referanslarınızı unutmayı göze almanız gerekiyor.

Londra Tiyatro Derneği’ nin (Society of London Theatre) verdiği seçkin ‘Laurence Olivier Award’ ödülünü kazann 32 yaşındaki Mike Bartlett kapitalizmle hesaplaşmasını ince ince gerçekleştiriyor. Oyun ilk kez 2007 yılında BBC Radyo’da radyo tiyatrosu olarak sunulduğunda dinleyicilerden fazlasıyla beğeni toplamış, 2008 yılında Londra Royal Court Theatre’da Lyndsey Turner tarafından dünya prömiyeri yapılmış, yazarın şöhreti dünyada gittide tırmanmış…

İki Binli Yılların ‘Sol’ Tiyatro Oyunları!

Brecht, Dario FO, Mayakovski… gibi soğuk savaş dönemi sosyalist tiyatro insanlarına baktığımız zaman o yıllarda yazılan metinlerin sosyalist işçi sınıfının temel sorunlarını yansıttığını görürüz. Fakat 1990’lı yılların hemen başında sosyalist bloğun belirli bir süreliğine kendisini dağıtması tek kutuplu acımasız yönetimleri doğurdu. İşte tam bu noktada çıkış kapısı arayan İngiliz yazarlar iki binli yılların ilk çeyreğinde acımasız kapitalist sistemi insanların suratına çarpmaya başladılar. ‘İn Yer Face Theatre – Yüzüne Karşı Tiyatro’ bu anlamda kendisine devrimci bir misyon yüklemiştir. Sözleşme oyununda insanları köleleştiren ‘şirket sözleşmesi’ yaşama hakkının bile üstünde görülüyor.

Oyunu sahneye aktaran Aziz Sarvan metnin ana yapısına sadık kalmış. Bir masanın etrafında gelişen olayda iki kadının ruh hallerini etkileyici karelerle izliyoruz. Yönetmenin fazlaca siyah takıntısını anlamamakla beraber oyunculara yüklediği misyonlar yerinde bir karar. Basit tutulan dekor, insanları yormayan müzik, sahne geçişlerini kolaylaştıran aksesuarlar Sarvan’ ın oyuna etkisini güçlendirmiş. Mustafa Özdemir’ in naif müziklerini unutmamak lazım. Gelelim oyunu baştan sona sürükleyen Pınar Fidan – Derya Şahan ikilisine. İki oyuncuyu birbirinden ayırmak neredeyse imkansız. Harika bir ikili olmuşlar. Kapitalizmin tüm pislikleri, ezilen işçi sınıfı, çağın sözleşmeli köleleri her iki oyuncunun tavırlarıyla netleşiyor. Böylesi zor metni sırtına yüklenen iki isim ilerleyen zamanlarda daha büyük projeler yapabillirler. Sözleşme çok yerinde bir proje, ama bedensel anlatının da içinde yer aldığı gösteriler oyuncular için her zaman bir adım önde görülür.

İki binli yılların acımasız kapitalist pis yüzü sahnelerde gösterilirken, işçi sınıfının hakları, sosyalist algı tiyatro sahnelerinde yeniden doğmaya başladı. Bu şahane gösteriyi mutlaka izleyin.

Oyun, 3-10-17-24 Nisan 20-30’da Beyoğlu Terminal Sahnesi’nde…

Tiyatronline



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: