“Sen de Katıl” Projesi

Elif Temuçin

Assitej Türkiye Merkezi’nin Ulusal Ajans’la ortaklaşa gerçekleştirdiği ‘Sen de Katıl’ isimli Avrup Birliği Gençlik Projesi 5-10 Temmuz 2012 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirildi. Bulgaristan, Danimarka, Litvanya, Polonya ve Türkiye’den gençler, Forum Tiyatrosu başlığı altında biraraya geldi. Bu projenin liderliğini ise Türkiye’nin farklı şehirlerinde birçok proje gerçekleştirmiş olan Kanadalı Luciano Logna idi.

5 TEMMUZ:

Otele varış ve ardından tanışma yemeği gerçekleşti.

6 TEMMUZ

Proje sorumlusu Özgehan Üştük proje üzerine genel bilgiler verdi, Tülin Sağlam Assitej Türkiye adına kısa bir konuşma yaptı. Ardından Luciano ile çalışmamız başladı. Luciano tüm proje boyunca uymamızı rica ettiği ve bence gayet net ve güzel bir şekilde ortaya konan üç kuralı sıraladı:

  1. Kendine zarar verme
  2. Partnerine zarar verme
  3. Çalıştığın mekana zarar verme

Aynı zamanda 5 günlük eğitimin genel hatlarından bahsetti:

İlk basamağımız topluluğu oluşturmak, yani; katılımcıların, bribirine inanan, kendini ve yaşadıklarını paylaşabilen, oyun oynayabilen bir topluluk haline gelmesini sağlamak.. Birlikte gülmeyi keşfetmek..

İkinci basamak, fizikalite; Bedenimiz nasıl çalışıyor?  Bedenimiz hatıralarımızın, geçmiş yaşantımızın bir yansıması olduğu için farklı bedenlerde, farklı öyküleri keşfetmek ve fiziksel olanda evrensel anlamı yakalamak.

Üçüncü basamak; bir oyuncu olarak sahnede var olmak.

Dördüncü basamak; Forum Tiyatrosu’na giriş ve Forum Tiyatrosu adına sahne yaratmak, Forum Tiyatro dramaturjisi.

Beşinci ve son basamak; Forum Tiyatrosu örneğini sahnelemek, sorunu tartışmaya açarak ve seyirciye sahneye çıkma fırsatı vererek problem için -mümkünse- çözüm bulunmasını sağlamak.

Bu kısa bilgilerden sonra, Luciano, teoriden çok pratiğin değerli olduğunun altı çizerek çalışmaları başlattı.

Çeşitli drama oyunları ve oyunculuk temrinleri ile katılımcıların birbirine ısınması, birbirlerini tanıması sağlandı. Burada katılımcıların oldukça oynamaya açık ve problemsiz bir yapısı olduğunu belirtmek gerekiyor. Kısa bir sürede katılımcılar olarak birbirimize kaynaştık. Luciano’nun rahatlatıcı ve esnek tavrının da süreci hızlandırdığı kuşku götürmez tabii.

Ayrıca tüm egzersizler, Forum Tiyatro’ya giriş özelliği taşıyordu. Hemen hemen tüm oyunlarda güç dengesi, baskı kuran ya da baskıya maruz kalan, başka bir deyişle ezen-ezilen karşıtlığı sorgulandı. Bir durum karşısındaki derinlikli bakış açısı, yani olaylara, durumlara, sorunlara karşı farklı açılardan bakabilme ve bunu açıklayabilme yetisi için ufak çalışmalar yapıldı.

Günün sonunda herkes keyifli yüzlerle o günden kendisine kalanı diğer katılımcılarla paylaştı.

7 TEMMUZ

Sabah ısınma turlarından sonra, çeşitli imgeler ve kavramlar üzerine çalışmalar yaptık.

Kendi yaşantımıza ve geçmişimize ufak dokunuşlar yapan, bilinç altımızı gıdıklayan birkaç egzersizin ardından, heykel çalışmaları ile kimi kavramların (Sevgi, nefret, kızgınlık, kıskançlık, mutluluk, umutsuzluk) bedensel ifadelerini araştırdık. Bu çalışmadan hareketle forum tiyatroya da bir giriş yapmış olduk.

Grup ikiye ayrıldı. Her iki grup da kendi grup üyelerinden gelen önerilerle birebir hayatlarından bir deneyimin ve/veya anın fotoğrafını oluşturdu. Her grup karşı gruba yaratılan beş fotoğrafı sergiledi. Ve bu fotoğrafların gerçek hikayelerini öğrenme gereği duymadan yorumlar yapılıp, baskı altında olan ya da baskı yapanın netliği / niteliği üzerine konuşuldu.

Oluşturulan fotoğrafın gerçek hikayesine ihtiyaç duyulmamasının iki nedeni olduğunu düşünüyorum; birincisi, tıpkı bir gün önce yapılan ‘bakış açısı’ çalışmaları gibi tek bir konuya bağlı kalınmadan, sergilenen fotoğrafın olasılıkları göz önüne serilmiş oldu. İkincisi, izleyici konumundaki topluluğun gördüğü şey üzerine, gerçekten onları ilgilendiren, hayatlarına dokunan bir konu başlığı seçmeleri sağlanmış oldu. Toplumun isteği ve ihtiyacı üzerinden.. Luciano’nun da değindiği gibi, ilerde bir Forum Tiyatro çalışmasının lideri olacaksak, birlikte çalıştığımız insanların dertlerini, söylemek istedikleri şeyleri ve problemlerini bu yolla gün yüzüne çıkarabiliriz. Zaten lider olarak kendi dertlerimizin ya da problemlerimizin çok da bir önemi yok. Çünkü lider sadece bir yol gösteren, objektif olmak ve her açıdan değerlendirmeye olanak sağlamak durumunda. Aynı şekilde sadece bireysel hayata ait  ‘fotoğrafı çekilen’ an, toplum tarafından hızla empati kurulacak kadar genel ve güçlü değilse Forum Tiyatro hedefine ulaşamayacaktır. Özelden gelen, ama genele hizmet eden sorunlar gün yüzüne çıkarılmalı.

Bu anlamda iki grup da birbirinin fotoğraf sunumlarını izleyip üzerine tartışarak bir konu belirledi. Benim bulunduğum grubun konusu, psikolojik sorunları olan bir gencin kimseyle iletişim kuramamasıydı.

Diğer grubun konusu ise, Türkiye’de askere giden bir gencin durumuydu.

Bir sonraki basamak karşı ekipten gelen yorumlarla herkesin kendi grubunda sorunu derinleştirmesi ve oyun haline getirmesiydi.

Bu konuda yardımcı olması adına Luciano birkaç temrin yaptırdı. Özellikle karakterlerin çıkartılmasına yardımcı olması için basit çalışmalar yapıldı.

Yine günün yorumları paylaşılıp yemeğe gidildi..

8 TEMMUZ

Yoğun ve oldukça verimli bir gün oldu.

Isınma çalışmalarının ardından mekan içinde yürüyerek, yaşantımızda karşılaştığımız ezen/ezilen profilini çıkarmaya çalıştık. Örneğin dört elementten –hava, su, toprak, ateş- hareketle yürüme çalışmaları yaptık. Buradan da genele hizmet eden beş beden tipi ortaya çıkardık.

1. Psikopat

2. Keskin, dik, sert

3. Mazoşist

4. Travmalı Çocuk

5. Şizoit

Bu beş beden tipinin fiziksel duruşları ve tavırları, versiyonları üzerine çalışıldı.  Ardından Forum Tiyatro dramaturjisi üzerine bilgi verildi.

Dışsal ve İçsel Manipülasyon olarak iki ana başlığımız vardı.

Dışsal Manipülasyon

Dışsal Manipülasyon genel olarak dört farklı şekilde kendini gösterir:

– Psikolojik

– Fiziksel

– Duygusal

– Ruhsal (diğer maddelerin hepsini içerir)

Bu dört farklı manipülasyon çeşidinin her birinde manipüle edenin kullandığı yöntem de farklılık gösterir. Buna göre:

– Psikolojik manipülasyonda karşı tarafa acı çektirme, psikolojik işkence uygulama;

– Fiziksel manipülasyonda fiziksel şiddet;

– Duygusal manipülasyonda irite etme, can sıkma, rahatsız etme, sırnaşma;

– Ruhsal manipülasyonda da bunların hepsini yerine göre kullanma yöntemlerine başvurulduğunu görürüz.

Ayrıca bu yöntemler, manipülasyon çeşitlerinin birleşmesiyle (aynı anda birden fazla manipülasyon çeşidinin kullanılmasıyla) da çeşitlenebilir, değişebilir. Örneğin:

– Psikolojik ve Fiziksel Manipülasyonun bir arada kullanılması, -yöntemsel olarak- üzgün ve melankolik olanı oynayarak karşı tarafı suçlu hissettirme, duygu sömürüsü yapma, kendine acındırma ve giderek fiziksel temasla manipülasyonun dozunu arttırma şeklinde;

– Duygusal ve Fiziksel Manipülasyonun bir arada kullanılması, dolaylı bir şekilde ve kurnazca kişinin duygusal zaaflarına yönelip (genelde, övme veya takdir etme ile başlar) yine -karşı tarafın statüsünü elinden almaya yönelik- fiziksel temasla manipülasyonu yoğunlaştırma şeklinde;

– Psikolojik ve Ruhsal Manipülasyonun bir arada kullanılması ise, yoğun öfke gösterisi aracılığıyla (burada fiziksel temas yoktur ama şiddetin başka bir yere yönelmesiyle dolaylı bir şiddet durumu vardır –örneğin; bardak kırmak, kapı çarpmak vs.) karşı tarafı kontrol altına alma şeklinde tezahür eder.

Psikolojik manipülasyon karşı tarafın ‘güvensiz’ noktalarına saldırır. Fiziksel manipülasyon ‘korku’ uyandırmayı amaçlar. Duygusal manipülasyon kişinin kendinden ‘şüphe’ duymasını sağlamaya çalışır. Ruhsal manipülasyon ise çok yönlülüğüyle karşı tarafın ‘hayallerine’ ve ‘arzularına’ yönelir.

Peki bu farklı manipülasyon çeşitlerine ve tezahürlerine karşı, manipülasyonla karşılaşan, ‘ezilen’ kişi ne yapmalıdır?

– Psikolojik manipülasyona karşı zihinsel sakınma, zihinsel karşı duruş;

– Fiziksel manipülasyona karşı ‘sınır’ çizme;

– Duygusal manipülasyona karşı duygusal disiplin;

– Ruhsal manipülasyona karşı ise, kişiyi tanımak için kendine ‘zaman’ tanıma yöntemleri önerilir.

İçsel Manipülasyon

Son olarak, manipülasyon dışsal olmayabilir. Kişi farkında olmadan kendini manipüle ediyor olabilir. İçsel manipülasyon olarak adlandırılan bu manipülasyon çeşidi de kendi içinde farklılıklar gösterir:

– Bağlanma: Kendini belirli bir sıfatla fazlasıyla tanımlayıp, onun boyunduruğu altına girmek. Örneğin; ‘ben müziksiz yaşayamam’ demek.

– Karşılaştırma: Kendini başkalarıyla karşılaştırıp, ‘ben daha iyiyim’ demek.

-Yargılama: Başkalarını yargılayıp, ‘çok kötüler’ demek.

– Bağımlılık:  Kişinin kendini bir başkasına ya da başkalarına bağımlı görme hali.

– Beklentiler: Abartılı beklenti oluşturmak. Örneğin: ‘bu parti hayatımın partisi olacak’ demek,

– Yaralı Muhtaç Çocuk: Kendine acındırmaya çalışmak. Bahtsız, değersiz, önemsiz olduğunu düşünmek, buna kendini inandırmak.

– Kendini Önemseme: Kendini olduğundan daha değerli, önemli, büyük görmek.

Tüm bu başlıklar üzerine örnek vererek tartıştık, sohbet ettik. Yapılan sohbet, özellikle ezildiğini farketmeyen ezilenler için bir ders niteliğindeydi. Ezildiğini fark et ve harekete geç!

Benim açımdan biraz yorucuydu; çünkü kendimle yüzleşmeme neden oldu diyebilirim. Kimi zaman farketmeden ezen ya da ezilen olduğuna dair net bir yüzleşme.. Zorlayıcı ama oldukça öğreticiydi. Karşındakini anlama, kötüyse niye kötü, problemlerinin ve tepkilerinin altında ne var? gibi sorulara cevap aradık. Asal neden aile mi, aileyi buna iten ne? Statü merakı mı, devlet mi, toplum mu?  Bu anlamda Forum Tiyatro örneği olarak çalışacağımız oyunda da her karakterin bu şekilde çözümlemesinin gerekliliğini görmüş olduk. En temele inmek, insan doğasını irdelemek.. Toplumun farklı katmanlarının analizini yapmak gibi birçok başlık Forum Tiyatro dramaturjisinin ana izleğini oluşturuyordu.

Ve gün sonu sohbeti.. Akşam yemeğinde bu kez tüm katılımcılar biraz sessizdi.. Ama Luciano’nun 1. Kuralını hiç unutmuyorduk: Kendine zarar verme! Psikolojik bir dehlizin içine yuvarlanma.. Yuvarlanmadık biz de…

9 TEMMUZ

Günün ilk bölümünü her iki grup da oyunu üzerine çalışmayla geçirdi. Luciano prova yaparken kullanabileceğimiz birkaç örnek egzersiz gösterdi. Örneğin:

– Karakterleri bir sandalyeye oturtun ve onlara sorular sorun. Böylelikle karakteri derinleştirin, asal derdini su yüzüne çıkarın.

– Tüm sahneyi söz kullanmadan oynayın. Bu şekilde fizikalitenizi ortaya koyarak, söze gerek kalmadan vermek istediğiniz etkiye ulaşabilirsiniz.

– Doğaçlama sırasında oyunu durdurup karaktere ‘Şu an ne yapıyorsun? Hedefin ne?’ gibi sorular sorun.

– Tüm oyunu farklı stillerde oynayın: Opera, western, korku gibi..

– Karakterlere öyle bir duygu verin ki, şimdiye kadarki duygusunun tam tersi olsun ve bu şekilde doğaçlasın. Bu şekilde farklı bakış açılarını es geçmemiş olur, oyunu sahnelediğinizde seyircilerin zihninde farklı sorular oluşmasını sağlayabilirsiniz.

Bunlar gibi temrinlerin bir kısmını uygulayarak, oyun içindeki ana derdimizi bulmaya çalıştık, replikleri oluşturduk. Replikler önemliydi çünkü oyunu sahnelediğimizde ikinci kez oynamamız istenecekti bizden ve bu ilk oynadığımızla hemen hemen aynı olmalıydı ki, seyirci için bir karmaşıklık olmasın.

Ayrıca Luciano sık sık ana karakterin bir tür kurban olarak çizilmemesini istedi. Onun da hataları olmalı ki gerçeğe daha yakın olsun ve seyirci bu karakterle hızla empati kurabilsin.

Sonuçta tüm bu verilerle oyun çalışıldı.

Günün ikinci yarısı turistik Ankara gezisiyle geçti.

10 TEMMUZ

Isınmanın ardından iki grup da oyununu sahneledi.

– Joker denilen ‘sunucu/oyuncu’  (Luciano) oynayacağımız oyunun sunumunu yaptı. (Gösteri boyunca da moderatör gibi oyunu yönetti.) Başta bizim oyuncu olduğumuzu, burada sergilenen her şeyin bir oyun olduğunu belirtti.

– Oyunu baştan sona bir kez oynadık. (Luciano’nun daha önce de belirttiği gibi oyunumuz bir tragedya oyunu gibi kahramanın bir arzusu ile başladı. Bu arzusunu gerçekleştirmekte önüne kimi engeller çıktı. Tragedya oyunlarından tek farkı, sonun bir tragedya oyunundan çok daha büyük bir yıkımla sonuçlanmasıydı. Bizim oyunumuz ise,  sadece futbol oyuncusu olmak isteyen bir gencin hikayesi ile başlıyor, bu genç bir çok engelle karşılaşıyor ve futbol yaşantısı uzun süre akıl hastanesinde kalması ile son buluyordu)

– Ardından Joker oyunla ve oyunun karakterleri ile ilgili seyirciye sorular yöneltti. Burada kilit sorular sorularak seyircinin sürece dahil olmasını sağlamak ana amaçtı. Anında seyirciyi harekete geçirmek, farklı açılardan tartışmasını sağlamak için uğraşıldı. İkinci kez bazı sahneler yeniden oynandı.

– Seyirciden sahneye çıkarak çözüm bulması istendi. (Joker sahneye çıkan seyircinin hep yakınında olup, sürece hakim olmalı, gerekli yerlerde oyunculardan destek almalı) Seyircinin yüreklendirilmesi önemli bir nokta olarak altı çizildi. Yine önemli başka bir nokta da seyircinin getireceği çözümlerin gerçek hayattan gelmesi. Örneğin lotodan para çıktı demek gerçekçi bir çözüm olmuyor J

– Joker, seyirciyi ezilenin, baskı altında olan karakterin yerini aldırıp, onu çözüm üretmek adına yönlendirdi. Bu noktada Luciano bir yere dikkat çekti; seyircinin ezeni simgeleyen bir karakterin yerine geçmesi engellenmeli. Çünkü gerçek hayatta ezen kolay kolay değişmez, bu zorludur. Oysa ezilen ezildiğini farkettiği an harekete geçebilir, değişebilir.

–  Eğer seyircilerden biri oturduğu yerden düşüncelerini dile getirip, sahneyi çıkmayı reddederse o an varolan sahnede hangi oyuncu ezen karakteri oynuyorsa, o seyirciye yönelir. Bir nevi sahne, oyun, seyir yerine taşınır. İşte bu kısmı beni çok heyecanlandırdı diyebilirim. Seyirciyi provoke eden, sahnede varolan böylesi bir sorunla hayatımızın herhangi bir anında karşılaşabileceğimizi ve uzaktan fikir üretmek yerine, bu süreçte ne yapabileceğini gerçekten deneyimlemenin çok değerli olduğunu gösteriyor bence.. Dört gündür yapılan çalışmalar içerisinde Forum Tiyatro ile ilgili beni heyecanlandıran en önemli kısım buydu.

Ardından aynı izlekle ikinci grup da oyununu sergiledi. Her iki oyun ve Forum Tiyatro üzerine kısa bir sohbetten sonra Özgehan Üştük AB projelerinden biri hakkında bilgi verdi. Son olarak da projenin bize kattıkları, yaşadığımız sorunlar gibi konularda konuşuldu.

Veda partisinden sonra proje tamamlanmış oldu.

Sonuç olarak benim için ilginç ve güzel bir deneyimdi. Farklı ülkelerden, farklı geçmişlere sahip, bambaşka kültürlerden gençlerle çalışmak da ayrı bir tat kattı bu projeye. Luciano’nun Forum Tiyatro’ya olan hakimiyeti, katılımcılarla kurduğu ilişki ve gayet sistematik, anlaşılır ilerleyen eğitim süreci oldukça verimliydi. Ayrıca Forum Tiyatro hakkında üniversitede edindiğim teorik bilgiler dışında herhangi bir pratik deneyimim olmamıştı. Şimdiye kadar da büyük bir ilgim yoktu bu türe.. Fakat şimdi, edindiğim bilgilerle Forum Tiyatro yapan bir ekiple bir kez de sokakta denemek istiyorum. Belki bir gün.. Kim bilir?

Projenin gerçekleşmesini sağlayan Ulusal Ajans ve ASSITEJ Türkiye Merkezi adına Tülin Sağlam’a ve proje boyunca özveriyle çalışan Özgehan Uştuk, Suna Turgut, Aylin Saraç, Bilge Serdar, Meriç Çoşar ve Tufan Afşar’a tekrar teşekkürler..

Yorum


işlemi tamamlayınız: