“Orda Bir Festival Var Uzakta…”

19. Bursa Uluslararası Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali Gerçekleşti

Ahmet Önel

tiyatro-festBir tiyatro festivalini on dokuzuncu yılına erdirmek kolay bir iş olmasa gerek! Bursa’da bir o kadar yıldır sürdürülen Çocuk ve Gençlik Oyunları Festivali, ilk günkü heyecanı ve güzelliğiyle tam yol sürdürüyor yolculuğunu. Bu yıl “Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali” 20 -25 Ekim tarihleri arasında 19. kez gerçekleşti. Bursa Büyükşehir Başkanlığı, Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı ve Assitej Türkiye Merkezi’nin birlikte kotardığı bu nadide etkinlik beş gün boyunca gerek Bursalı çocuk izleyenleri, gerekse de dünyanın değişik yerlerinden gelen konunun uzmanlarını buluşturdu ve tiyatro sanatına olan ilgi ve inancı bir kez daha pekiştirdi. Bu güzel ve anlamlı serüvenin daha uzun yıllar devam etmesi ise öncelikle tiyatroya gönül vermiş pek çok tiyatrocunun en büyük dileği olmalı.

Bu yıl yine hayli zengin bir program hazırlamıştı festival ilgilileri. Günde en az dört gösteri farklı sahnelerde izleyicileriyle buluştu. Bursa’nın değişik bölgelerinde yaşayan çocuklara servis edilen tüm oyunlar dolu salonlarda ilgi ile izlendi. Sonunda sanatın değiştirici dönüştürücü gücünün hala geçerli olduğuna bir kez daha tanık olduk. Tanık olduk diyorum, çünkü Bursa’ya yalnızca oyun grupları konuk değildi. Biz gözlemciler, bu yıl da farklı ülkelerden gelen farklı performansları izlerken dünyanın başka köşelerinde gerçekleştirilen çocuk tiyatrolarında nelerin kotarıldığına yakından şahit olduk. Yazarıyla, yönetmen ve oyuncusuyla, sahne tasarımcısıyla… hep birlikte esinlendik. Bütün bunların ötesinde, yine festival günlerine sıkıştırılan atölye çalışmalarıyla beden dilimizi geliştirme pratiği edindik; sahnede dans etmenin kazanımlarıyla ilgili ipuçları elde ettik. Önümüzdeki yıl yirmincisini gerçekleştirecek olan organizasyonun ülkemizdeki çocuk tiyatrosu geleneğine bire bir katkı sağladığını gördük. Bursa’dan yayılacak bu güzel enerjinin daha uzun yıllar sürmesini dileyelim.

Festivalde hangi ülkelerden hangi gruplar katıldı ve hangi oyunları sahnelediler bahsine gelelim şimdi de. Bulgaristan’dan iki farklı grubu konuk etti Bursa bu yıl. Burgas Devlet Tiyatrosu “Tumba Lumba” adlı gösterisini hem açık havada, hem de Tayyare Kültür Merkezi’nde sahneledi ve izleyenlerini mutlu etti. Geleneksel tiyatro ve öykülemenin olanaklarıyla donatılmış bu gösteri gündelik hayatta kullandığımız objeleri nasıl kuklaya dönüştürülebileceğimiz konusuna da ışık getiren incelikli bir çalışmaydı. Dans ve müziğin işbirliği eşliğinde ustalıklı bir sahne performansıyla karşı karşıya olduğumuzu anladık. Pro Rodopi Sanat Merkezi ise “Civciv ve Hile” adlı kukla oyunuyla selamladı küçük izleyenlerini. Farklılık ve bunun kabulü ile ilgili olan sevimli öykü eğlenceli anlatımıyla festivale renk katan bir çalışmaydı. Norveç’ten gelen Kyuja Bae Company, “Kurbağa’nın Şarkısı” adlı oyunuyla katıldı organizasyona. Kısa ve çarpıcı bir oyundu izlediğimiz ve işlenmeye uygun yapısının böylesine güdük bırakılmışlığı açıkçası çocuk yetişkin herkesi bir parça düş kırıklığına uğrattı. Fransa’dan konuk olan Litecox Company “Ev” adlı gösterisini sundu. Litecox, ilk kez gelmiyordu Bursa’ya. Bir dans tiyatrosu olan kumpanya, bu kez Türkiye’den Bereze Tiyatro Grubu’yla işbirliği yapmış ve birlikte güzel bir sahne performansı hazırlamışlardı. Ev özgürlüktür diye özetleyebileceğimiz performans bu yılki etkinliğin kalburüstü çalışmalarından bir tanesiydi.

Polonya’dan gelen Grupa Studnia iki ayrı gösteri sundu. Gezginler ve Hikayeler başlıklı gösteri, grubun alıştığımız öykü anlatma geleneğini örnekleyen yeni bir adımdı. “Uçan Sandık” başlıklı gösterilerinde ise Türkiye’den Tiyatro Tempo’nun da katkısıyla uçma temasını dile getiren öyküler aktarıldı. Hezarfen Ahmet Çelebi’nin de şöyle bir kendini gösterdiği gösteri küçük izleyenlerinin ilgisiyle karşılandı. İtalya La Baracca ise küçük, basit ne ki yetkin gösterisiyle Bursa’nın bu yıl en çok beğenisini kazanan gruplarından biri oldu. “Ev” başlıklı iki kişilik oyun bir evin oluşum süreci içerisinde mekan ve toplumsal kimliğe kavuşma konusunda küçük izleyenlerine sevimli tablolar sunuyordu.

Danimarka’dan gelen Batida ise tartışmasız festivalin merakla beklenen bir başka yıldız grubuydu. Batida, Bursa’nın yakından tanıdığı kardeş bir tiyatro topluluğu artık. Geldikleri her yıl getirdikleri her yeni çalışma merakla bekleniyor ve beğeniyle izleniyor. Bu yıl da gelenek bozulmadı ve “Hepinizi Taçlandırıyorum” başlıklı oyunla Batida festivali taçlandırdı! Grubun oyunculuk deneyimi, öykü anlatımındaki ustalığı ve enstrüman kullanımındaki yetkinliği bir kez daha parmak ısırttırdı. Gürcistan’dan gelen Tiyatro Her Yer bir İonesco klasiği olan “Kel Şarkıcı” ile selamladı izleyenlerini. Bu değişik çalışmanın özellikle gençlik tiyatrosu için ufuk açıcı olduğunu söylemek gerek. İspanya’dan katılan Aulo Tiyatro “Bir El” adlı çalışması ise tek kelimeyle gönülleri fethedecekti. Uzak ülkelerden Arjantin de Bursa’nın konukları arasındaydı. L Gorda Azul grubunun sergilediği “Üç Tekerlekli Bisiklet” adlı oyun mitoloji içerikli öyküsüyle etkinliğe farklı bir renk kattı.

Türkiye’den katılımlar ise daha çok üniversiteler ağırlıktaydı. Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bir Brecht uygulamasıyla izleyenlerin karşısına çıktı. Kafkas Tebeşir Dairesi adlı oyundan çocuk ve gençler için uyarlanmış olan “Bir Kış Masalı: Anne” başlıklı çalışma, en azından iyi niyet taşıyan bir gösteriydi. Çocuk tiyatrosunun doğruları ve yanlışları konusunda bir tartışma başlatmaya da açık olan bu performans, grubun önümüzdeki yıllarda gerçekleştireceği yeni projeleri merakla beklememiz için bile yeterli. Kocaeli Üniversitesi Sahne Sanatları öğrencilerinin sergiledikleri “Karlar Kraliçesi” ise festivalin başarısız bulunan gösterilerinden bir tanesiydi. Öyküsüyle, anlatım diliyle, sahneleme ve oyunculuğuyla grubun daha hayli yol alması gerektiğini düşündürdü. Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu ise “Lorca’nın Acıklı Güldürüsü” ile bu yılki festivalin beğeni toplayan tiyatro gruplarından bir tanesi oldu. Geçen yıllarda sahneledikleri başarılı yapımların yeni bir halkası olan bu çalışmanın tüm ülkemizi dolaşması ve gençlere Lorca’yı tanıtmasını dilemekle yetindik. Eskişehir Büyükşehir Belediye Tiyatrosu’nun “Kırmızı Balon” adlı gösterisi ise aynı adlı sinema filminden bir uyarlamaydı. Ne ki, sinemasının sahnedeki tekrarından öteye gidemeyen bu çalışmanın hangi akla hizmet ettiğini tam olarak algılayamadık! Tiyatro Tempo da Bursa’nın gediklilerinden olan bir grup. “Karbeyaz Tavşan” adlı gösteri öykü anlatma geleneğinde ısrarlı olan grubun yine kuklalar aracılığıyla anlattığı başarılı bir öykülemeydi. Yediden yetmişe ilgiyle izlendi; alkışlandı.

Bursa’daki festivalin bir güzelliği de artık gelenekselleşen bir uygulama olan akşam toplantılarıydı. Gündüz izlenen oyunlar akşam seanslarında gerçekleşen değerlendirme toplantılarında masaya yatırılıyor ve kıyasıya! eleştiriliyordu. Gruplar, performanslarıyla ilgili eleştiri ve övgüleri yetkili ağızlardan dinlediler; notlarını aldılar. Bu türden bir uygulamanın Bursa’da başlangıçtan bu güne süregeliyor olması sevindirici elbette. Yapıcı özelliği olan bu toplantıların konuyla ilgilenen tüm meraklılarca takip edilemiyor olması ise belki de tek eksiklik!

Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali’nin ülkemiz tiyatro dünyasına büyük bir katkı sağladığını belirtmekle noktalayalım şimdilik. Bu güzel ve anlamlı oluşumun sürmesi ve daha uzun zaman yeni tiyatro insanlarına da kucak açması ise en büyük dileğimiz. Tiyatro yüz yüze temasla gelişen bir sanat çünkü. Görecek ve göstereceksiniz; beğenilecek ve eleştirileceksiniz. Uyarılar sizin daha yetkin daha donanımlı olmanıza hizmet edecek. Esinlenecek ve yepyeni ufuklara ulaşacaksınız! Görgüsü, geleneği, birikimi olan bu güzelim sanat dalının insanla yapıldığı gerçeği kadar, yine insanla geliştiğini ve güzelleştiğini akıldan çıkarmayalım!

Gerçekleştirenlere, gelenlere gidenlere, izleyenlere, beğenenlere eleştirenlere… selam olsun!

Yorum


işlemi tamamlayınız: