Parkta Militarist Bir Gün!

Yaşam Kaya

Moda Sahnesi, Kemal Aydoğan yönetiminde Kieran Lynn imzalı ‘Parkta Güzel Bir Gün – An Incident at the Border’ adlı eserle yeni sezona giriş yaptı. Kadıköy’de geçtiğimiz sezon birbirinden kaliteli işleri seyircisine sunan grup, Türkiye Tiyatrosu’nun dinamik oyuncularını içerisinde barındırıyor. Yoktan bir sahne kurmak, sonrasında büyük özverilerle insanlara teatral yenilikler sunmak herkesin yapabileceği iş değil. Aydoğan’ın yönetimsel alanda ürettikleri bir kenarda dursun, oyunlara kattığı felsefeyle tiyatro seyircisini şaşırtmayı başarıyor. ‘Parkta Güzel Bir Gün’ konusu itibariyle izleyende sert etki yaratan, günümüz dünyasının militarist bakış açısına bolca göndermeler yapan bir eser. Milliyetçilik, ulusalcılık, ırkçılık… gibi insanı insanlıktan çıkarıp hayvani duygulara yönlendiren olgulara sistemli eleştiri sunan oyunda üç kişilik ekip karşımızda.

Konu, Olivia (Didem Balçın) ve Arthur’un (Volkan Yosunlu) güzel bir günde parkta yaşadıkları kısa zaman dilimini aktarıyor. Olivia kültürlü, entelektüel, ülkesinin yaşadığı olaylara karşı sorumlu bir kadın. Arthur ise sevgilisinin tam zıttı biçimde, yaşadığı anı düşünen, apolitik, hafif aptal bir karakter. Olayda parkta otururken Olivia gazetede ülkede yaşanılan ‘özgürlük’, ‘ayrılma’, ‘bağımsızlık’ gibi önemli konularda fikir yürütüp, bir yandan da sevgilisiyle ülkenin politik olaylarını tartışmaya çalışır. Arthur ise kendisini gölde yüzen ördeklerin yerine koyup bulunduğu dünyanın dışına kaçma hayalindedir. Ta ki ortaya Reiver çıkana dek! Tam bulundukları bankı elindeki bantla ikiye bölen sınır muhafız koruyucusu Reiver, artık sevgililerin iki ayrı ülkede yer aldığını, ülkenin resmen bölündüğünü bildirir. Ne olduğu anlamayan iki insan araya çekilen sınırla artık iki düşman devletin vatandaşı olmuştur.

Kieran Lynn, İskoçya’da başlayan yazarlık ve oyunculuk kariyerini Royal Court’taki atölyelerle iyice perçinleyip ironisi bol bir oyun yazmayı başarmış. Özellikle Olivia’nın söylediği ve o’nun üzerinden ilerleyen sistem eleştirisinde “Biz örneğin sınırlar ile birbirimizden ayrı tutuluyorsak, o zaman farklı olduğuna inanmaya başlıyoruz” cümlesi yazarın konuda anlatmak istediklerinin özeti sayılır. Kendisine verilen görevi eksiksiz yerine getirmek isteyen memur; sınırların anlamsızlığı üzerine özgürce haykıran kadın; karşı ülke sınırlarında kaldığı için birden değişerek militarist savaşın ortasında kalan adam konudaki üç ayrı dünya. İroniler, espriler, kapital eleştiriler ilk sahneden son sahneye kadar komediyle karışık ilerliyor.

Peki yönetmenin sahne uygulaması nasıl?

Kemal Aydoğan konuyu Türkiye sınırlarına ‘kör göz parmak sokar’ gibi taşımadan oyuna eğilmiş. Sadece karakterler üzerinden bizi bize anlatan bazı anlatılar mevcut. Sınır koruyucusu Reiver kraldan çok kralcı tipik Türkiye memuru gibi konuşuyor. Yönetmenin zekice kurguladığı bu karakterde Mert Fırat’ın oyuna katkısı çok büyük. Komedi onun olduğu bölümlerde zirveye çıkarken, sınırlara karşı oluşturulan sistemli eleştiri yine oyuncunun rol başarısında gizli. Didem Balçın ‘Olivia’nın onurlu duruş gösteren politik algısını doğru analizlerle çözümlemiş. Özellikle sevgilisine ‘sınırları kaldırma’ fikrini aktardığı bölümlerde ve kişisel menfaatin ağır basıp kimsenin elini taşın altına sokmak istediği yerlerde Balçın’ın karakter yorumlama etkisi göze çarpıyor. Arthur’da ise Volkan Yosunlu’nun yüksek temposu oyun için önemli bir artı!

Bengi Günay’ın kusursuz sahne tasarımı, seyirciyi hızlıca park atmosferine çekmiş. Kemal Aydoğan’ın George üzerinden ilerleyen dokunaklı göndermeleri yerine ulaşmış. Sezon yeni açılmışken böylesi etkileyici bir gösteriyle karşılaşmak beni fazlasıyla memnun etti. Mutlaka bu yeni oyunu ajandanıza not edin.

Moda Sahnesi: Adres: Caferağa Mah.

General Asım Gündüz Cad.

(Bahariye Cad.)

Halil Ethem Sk. No.34/27

Kadıköy / İstanbul

Gişe: 0 216 330 58 00

Sanat Haberlerimiz



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: