Selahaddin, Aslan Yürekli Richard, İntikam!

Yaşam Kaya

2010 yılında Norveç’te ‘Dünya Selahaddin Yılı’ kapsamında Tarık Ali ile Thorvald Steen’in beraber kaleme aldığı ‘Çöl Fırtınaları’ adlı oyun, İstanbul Devlet Tiyatroları tarafından farklı bir tarzda yeniden sahneleniyor. Oyunu daha önce hem Norveç’te hem de Türkiye’de izleme şansını yakaladım. Bundan beş sene önce izlediğim gösterinin üzerimde bıraktığı etki halen büyüleyicidir. Commedia Dell Arte’nin insanı cezbeden görüntüsüyle sahnede devleşen altı oyuncunun anlattıkları ironilerle dolu savaşları bizlere sunarken, İstanbul DT, M. Şakir Gürzumar yönetiminde sert, acımasız, ‘In Yer Face’ tadından pek de anlaşılmayan bir gösteri sunuyor seyircisine. Fatih Kahraman, Tolga Evren, Celal Kadri Kınoğlu, İlkay Akdağlı, Nihal Tercan, Burcu Tuna, Yusuf Can Sancaklı ana karakterleri canlandırırken, savaşçıların yer aldığı geniş bir oyuncu kadrosu sahnede görev almış.

Öncelikle konuya değinelim. ‘Çöl Fırtınaları’, 1191 yılında semavi dinler için kutsal şehir Kudüs’ü ele geçirmek için Aslan Yürekli Richard (I. Richard) ve Selahaddin Eyyubi arasında yaşanan Haçlı Savaşı’nı anlatır. Hıttin Savaşı’ndan sonra Kudüs’ü geri almak isteyen Haçlıların İngiliz Kral komutasında yolladıkları birlikler acımasızca savaşları kazansa da, Selahaddin’in barışçıl, akıl dolu taktiği sayesinde Müslümanlar Kudüs’ü Hıristiyanların elinden kurtarır. Ama yaşanılan savaşlar yüzyıllarca sürecek bir nefretin tohumlarını atıp, dinlerin insan hayatına saygı gösteren yapısını büyük oranda zedelemiştir.

İki yazar oyunu kaleme aldığında yıl 2010’u gösterir ve o yıl Norveç’te yaşanılan din katliamı halen hafızlardaki tazeliğini korumaktadır. Hümanist felsefenin ağır bastığı konu, dönemin tarihini aydınlatması açısından da önem arz eder. Mesela Selahaddin düşmanı dahi olsa karşısındaki insanları öldürmenin anlamsız olduğuna inanır. 1. Richard’ı esir alıp, o’na bir at vererek geri yollaması; savaştaki esirlere kötü muamele yapmadan ülkelerine gerisin geri göndermesi Kürt Komutan Selahaddin Eyyubi’nin insan yaşamına gösterdiği saygının en büyük kanıtı. Bunların yanında gözünü kan hırsı bürümüş Papalık makamının hem ekonomik hem de politik mevkisini güçlendirmek için tüm dünyayı acımasızca kana bulama isteği olayların içinde sert biçimde eleştirilir.

Şakir Gürzumar ‘Çöl Fırtınaları’na farklı pencereden bakmış. Mesela tarihin sayfalarını vakanüvis pencereden gören Tarık Ali ile Thorvald Steen, 1. Richard ve kuzeni Fransa Kralı II. Philip arasındaki eşcinsel yakınlaşmayla yönetici takımın ne denli sapkın bir hayat yaşadığını; Richard ile annesi arasında geçen duygusuz konuşmalarla yönetenlerin ne denli sevgiden uzak bir hayata tutunduklarını hicvediyor. Gürzumar ise iki kral arasındaki cinsel yakınlaşmaya adeta hiç değinmiyor ve Richard’ın annesiyle yaşadığı duygusal çatışmayı ‘anne-oğul’ kavgası olarak gösteriyor. Buralar elbette yoruma dayalı yönetim olarak düşünülebilir; fakat eserin içinde olmayan sert savaş sahneleriyle ortada adeta bir savaş oyunu varmış izlenimi yaratılmış. Bu noktada yönetmenin çalışmasını olumsuz görüyorum. Ayrıca yine eserde olmayan final sahnesi ise fena halde yapay! Ellerinde silahlarla ‘Selahaddin bak biz yine geldik’ diyen Amerikan ya da İsrail (?) askerleri, Ortadoğu’da yer alan aşırı uçtaki dinsel hareketliliğin legal bir oluşum olduğunu resmediyor. Yönetmen tek kelimeyle oyunun altından kalkamamış. Eserin içindeki ironileri, esprileri, konuşmaları kesinlikle anlamamış!

Oyuncuların performansında Celal Kadri Kınoğlu’nun ‘1. Richard’ yorumuyla, Tolga Evren’in ‘Selahaddin Eyyubi’ yorumu mükemmel! Oyunu her iki oyuncunun üstün performansı kurtarıyor. Acıyı, kini, nefreti, sevgiyi, duyguyu sahnede görüyorsak eğer, tüm enerjilerini oyuna harcayan bu iki isim sayesinde söylediklerim gerçekleşiyor. Tolga Evren ‘Selahaddin’in ‘onurlu Müslüman’ yapısını oynarken rolünün tarihsel yapısını muhteşem algıladığı kesin. Celal Kadri ise sevgiden uzak kalıp kendisini savaşlara adayan ‘1.Richard’da fevkalade doğru psikolojik tahliller yapmış.

İstanbul Devlet Tiyatroları’nın yeni oyunu ‘Çöl Fırtınaları’ yönetimsel hataları içerisinde barındıran bir gösteri. Yönetmenin metne yüzde yüz bağlı kalmasını elbette bekleyemezdim, ama gösteriye eklenen yorumlar konuyu bambaşka olay örüntüsüne sürüklemiş ki, bu çok tehlikeli! Gösterinin baştan sona ironilerle dolu estetiğe ihtiyacı var!

Lifeartsanat



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: