‘En Kısa Gecenin Rüyası ’Shakespeare Adına Şahane Bir Yorum!

Yaşam Kaya

İstanbul sahnelerinde o kadar çok Shakespeare yorumuna tanık oldum ki bu sezon, yerlilerden yabancı versiyonlara dek, inanılmaz kalitede yeni sahnelemeler İngilizlerin dahi yazarını çağdaş tekniklerle buluşturmayı sürdürüyor. Tabi yorumların tamamında yönetmenlerin bakış açılarının etkisini bütünüyle görüyoruz. Moda Sahnesi’nin bu sezonki yeni oyunu ‘En Kısa Gecenin Rüyası’, Shakespeare’in ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası – A Midsummer Night’s Dream’ oyununun farklı bir adla çevrilmiş hali. Kemal Aydoğan yönetiminde eşine az rastlanan çarpıcı bir yorumu sahnelere taşıyan topluluk, oluşturduğu sağlam oyuncu kadrosuyla dikkatleri üzerine çekmiş. Bu oyunu daha önce Can Yücel ‘Bahar Noktası’ adıyla Türkçe’ye çevirmişti. Emine Ayhan-Aysun Şişik ikilisinin çevirisinde Can Yücel’ in izlerini görmek mümkün.

Oyun Shakespeare’in ‘komedi’ diye adlandıracağımız eserleri arasında değerlendirilir. Konuda Theseus ve Hippolyta’nın düğün töreni hazırlıkları yapılmaktadır. Törene gelen soylu (!) sınıf arasından Demetrius ve Lysander Hermia’yı sevmektedir. Hermia’nın ise Lysander’dan başka gözü kimseyi görmemekte, Hermia’nın babası Egeus kendine damat olarak Demetrius’u seçince sırf aşklarını yaşatıp birlikte olmak adına iki aşık ormana kaçmaya karar verirler. Demetrius’un aşık olduğu kadını bırakmaya niyeti olmadığı için Hermia’ nın peşinden o da ormana doğru yola çıkar. Helena da Demetrius’a duyduğu aşkından dolayı ormanın yolunu tutanlardandır. Periler kraliçesi (Titania) ve kralı (Oberon) kıskançlık tartışması içinde birbirleriyle didişirken Kral Oberon, Helena’nın Demetrius karşısındaki çaresiz aşk yalvarışlarına tanık olup, tüm bu kargaşanın Helena lehine düzelmesi adına iksirli aşk çiçeğini Demetrius’un gözüne damlatıp, genç kadını mutlu etmek ister. Ama iksir yanlışlıkla Lysander’in gözüne damlatılır, bütün aşklar karma karışık bir duruma dönüşür. Kimin kime aşık olduğu gürültüsünün içinde yanlışı düzeltmek isteyen Kralın perisi, yine yanlışlıkla aşk iksirini Demetrius’un gözüne damlatır ve iki genç adam ilk gördükleri Helana’ ya aşık olup, güzel Hermia’yı ormanda bir başına bırakır. Tüm bunlar yaşanırken Kral Oberon, kıskançlık krizinden dolayı karısı Kraliçe Titania’ya sinirlenip o’nun da gözüne aşk iksirinden damlatır. Ormanda soylu sınıfın düğününde tiyatro gösterisi hazırlamaya çalışan esnaf takımından bir kişiyi eşeğe çeviren Kralın perisi, Titania’nın bu eşeğe aşık olmasını sağlar.

Shakespeare öylesine zeki bir yazar ki, ‘En Kısa Gecenin Rüyası’nda yazar olarak bütün yeteneklerini konuşturmuş. Konu içinde konu, olay içinde olay yaratırken karakterlerin birbirleriyle olan bağını koparmadan olayları akışına bırakmak gerçekten izleyici için büyüleyici bir atmosfer oluşturuyor. Tabii ki burada yazarı doğru biçimde anlayan Yönetmen Kemal Aydoğan’ın oyuna dokunuşlarını görüyoruz. Modern görüntüyle sahneye çıkan karakterler, günümüz dünyasının (özellikle Türkiye şivesi) esnaf temsilcileri ve halktan olanları seyirciyi konuya bağlı tutuyor. Olayın temposunu düşürmeme adına dekor kullanımını arka plana itip, sadece yatılacak ve de oturulacak mekanları sahneye yerleştiren Aydoğan, oyuncuların rol performanslarını belirgin hale getirmiş. Modern Shakespeare uyarlamasının içine, konunun geçtiği Atina dönemine ait izler yerleştiren yönetmen, perilerin görüntüsünü Shakespeare’in anlatımına uygun sunuyor. Tüm bunların yanında ormanı ışıklarla belirginleştiren sahne düzeni sahne değişimlerinin hızlıca gerçekleşmesini sağlamış. Oyuna hangi noktadan bakarsanız bakın, kusursuz bir gösteriyle karşılaşacaksınız. Shakespeare izlemek aslında bazı noktalarda sıkıcıdır; uzadıkça uzayan diyaloglar, bitmek bilmeyen şiirsel konuşmalar, devamlı değişen sahneler yönetmenlerin karşılaştığı en büyük handikap. Sahnede bir takım grotesk öğeleri kullanan Aydoğan, sevgililerin dans sahnesinde sözcükleri elinin tersi ile itip beden dilinin muhteşem ritmiyle büyük bir bölümün özetini geçiyor.

Demetrius rolünde oynayan Mert Fırat’ı daha önce de sahnelerde izleyen eleştirmen olarak, oyuncunun rol yeteneğindeki gelişmeyi adım adım görüyorum. Önce Hermia’nın peşinde daha sonra Helena için mücadele eden aşık rolünde bitmek bilmeyen sahne enerjisi ekibin diğer üyelerinin performansıyla aynı çizgide. Onur Ünsal’ın Lysander’e katkısı olağanüstü. Kendisini daha önce Hamlet rolünde izlemiş, Ünsal’ın rol psikolojisini çözümlemedeki yeteneğine hayran kalmıştım. Hermia’da Beyza Şekerci benim için müthiş bir keşif. Oyuncunun çatışmalı anlarda -özellikle erkeklerin Hermia’yı terk ettiği bölümler- ses bütünlüğünden hareket düzeninin estetiğine katkısı yerli yerinde. Melis Birkan, Helena’nın şapşal aşık görüntüsünü öylesine güzel gösteriyor ki seyirciye, izleyenleri çok sahnede güldürebilmeyi başarıyor. Oyuncuya sadece güldürdüğü için başarılıdır demek yanlış; Birkan diğer üç oyuncunun enerjisiyle ortak hareket ederek harikulade bir iş ortaya çıkarmış.

Periler kraliçesi Titania karakterinin oyundaki esprili nokta olduğunu düşünürsek, Didem Balçın’ın rolünün önemini bilerek konuya eğildiğini rahatlıkla söyleriz. Aynı şekilde Periler Kralı’nın muzip çizgisini Timur Acar’ın muhteşem yorumuyla izliyoruz. Eşeğe dönüştürülen esnafla Titania arasında yaşanılan aşkın hareketli oyuna nefes aldırdığı aşikar. Balçın’ın ve Acar’ın sahne performansı diğer oyuncuların işini kolaylaştırıyor.

Kemal Aydoğan’ın, Can Yücel çevirisinde olduğu gibi oyunun son bölümünde ‘zengin-yoksul’ ayrımına dokunup, aristokrat kesme yamanmaya çalışan Atinalıları göstermesi, günümüz dünyasının siyasetine ayna tutuyor. Aşağılandıkça yukarıdakilere yalakalık yapmaya çalışan insan yığınları, mutlu sonla biten aşk hikayesinin önemli ayrıntısı oluyor.

Moda Sahnesi’nin ‘En Kısa Gecenin Rüyası’ oyunu, Shakespeare adına bu sezon izlediğim muhteşem gösterilerden birisi. Gösteriyi aklınıza not edin ve gidin mutlaka izleyin!

LifeArtSanat



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: