Macera, Cinayet, Aşk, İhanet ve ’39. Basamak’

Yaşam Kaya

Yönetmen Alfred Hitchcock’un 1935’te beyazperdeye taşıdığı “39 Basamak” Tiyatro.iN ve Pangar Tiyatro’nun birlikteliğinden yola çıkılarak oluşturulan “Müşterek” adlı yeni grupla sahnelerde boy göstermeye başladı. Oyunu bundan sekiz sene önce Kenter Tiyatrosu’nda aynı ekipten izlemiştim. Mehmet Birkiye’nin rejisi ile sahnelerde epeyce ses getiren metin, ‘Sinematografik Tiyatro’ algısının muhteşem bir yansıması! John Buchan’ın, 1935’te Alfred Hitchcock tarafından beyazperdeye taşınan “39 Basamak” adlı gerilim romanı, daha sonra Patrick Barlow tarafından tiyatroya uyarlandı. Bu uyarlama sonrası kuşak kuşak her daim sahnelerde büyüleyici bir konunun var olduğuna tanık oluyoruz.

  1. Basamak’ta olaylar 1935 yılının Ağustos ayında geçmekte. Richard Hannay (Engin Hepileri), içinde bulunduğu sıkılmışlıktan kurtulmak için bir gece tiyatro oyununa gitmeye karar verir ve gittiği tiyatroda gizemli, güzel Annabella Schmidt (Demet Evgar) ile tanışır. İşte tanışma serüveni ile başlayan macera akıl almaz boyutlarda ilerleyecektir. Kendini Londra’dan İskoçya’ya uzanan çok komik, heyecanlı, hareketli, çılgın bir casusluk serüveninin ortasında bulan Hannay, geri dönülmez denilen çizgiden derin kavgaların içine geçecektir.

Aslında detayda olayın şu noktada cereyan ettiğini anlarız. Hannay’in yanına gelen Annabella Schmidt bir kadın casustur ve öldürülür. Hannay, ölüm sonrası oluşan görev değişikliği ile önemli askeri sırların düşman ülkeye verilişini önlemeye çalışır. Hannay’in cinayetle suçlanarak oradan oraya kaçması konuyu değişken duruma sokarken, deşifre etmeye çalıştığı çetenin eline düşmesi ise ayrı bir handikaptır. Kaçanlar, casuslar, çete üyeleri… derken bu çatışmanın içinden harikulade bir komedi doğar. İşte bizler bu macera içinde dört oyuncunun nasıl başka başka karakterlere girdiğini izleriz. Mehmet Birkiye rejisinde ‘sinematografik’ algı üst düzeyde olduğu için, temposu bitmeyen ’39. Basamak’ izleyenleri derinden şaşırtmayı başarıyor!

Patrick Barlow zeki bir adam. Korkunun gerilimin içinden ince çizgilerde muhteşem bir komedi yaratabilmiş. Mehmet Ergen de yaptığı çeviri ile oyunun bize anlatmak istediğini doğru açılardan sunabiliyor. Yönetmen ise geçmiş yıllarda hemen hemen aynı kadro ile sunduğu oyunu bu sefer daha hızlı tempoda seyirciye göstermiş. Bana kalırsa 2008 yılındaki oyunda, yönetmenin ne istediğini tam olarak anlayamayan oyuncular bu sefer ortadaki işi çözümleyebilmişler. Yoktan var edilen öyküler; basit, sıradan karakterlerden oluşturulan sürükleyici konular sinemada insanları şaşırtırken, tiyatro metinlerinden aktarılan senaryolar insanları başka dünyaların içine çekmek zorunda. Kadronun bu algıyı hissederek oynadığını görüyorum. Dikkat çekici noktalara vurgular dört dörtlük!

Richard Hannay rolünde karşımıza geçen Engin Hepileri karakterinin gizem dolu casusluk görüntüsünü özümseyebilmiş. Demet Evgar Annabella Schmidt’in, Pamela’nın, Margaret’in ruhsal değişimlerini mükemmel yansıtırken, partneri Engin Hepileri’ye doğru noktalarda pas vererek olayların akışını hızlandırıyor. London Palladium Tiyatrosu’nda başlayıp sonlanacak öyküde karakterlerin bölgesel değişimlerden geçerek ilerlemelerinde, kuklalarla işi hızlandıran Candan Seda Balaban’ın etkisi büyük hem de yönetmen Mehmer Birkiye’nin Hitchcock Sineması’nı birebir tiyatroya uyarlama düşüncesi etkili! Siz oyunu ilk sahnesinden yakalayıp oturduğunuz yerde sinema filmi izlercesine ilerliyorsunuz. Yönetmenin sahne kesitleri, değişimleri insanı büyülü bir atmosferin içine çekiyor.

Okan Yalabık ve Bülent Şakrak’ın oyun sırasında girip çıktığı karakterleri saymaya kalksak sanırım sayfalar dolu eleştiriler yazmam gerekir. Ekip kendilerine verilen görevleri eksiksiz yerine getirirken, iki saat boyunca oyunun sonunu kovalayan seyircileri oturdukları koltuğa çivilemişler!

Mehmet Birkiye’nin akıl dolu yönetim teknikleri; Demet Evgar’ın üç ayrı karakterde ortaya koyduğu muhteşem performans; Engin Hepileri’nin özellikle son bölümlerde bitmeyen enerjisi; Okan Yalabık ve Bülent Şakrak ikilisinin komediye olan katkısı ’39. Basamak’ oyununu sezonun dikkat çekici gösterisine dönüştürüyor. Bir eleştirmen olarak önerim; şahane gösteriyi kaçırmayın, mutlaka izleyin, pişman olmayacaksınız!

Nokta



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: