Basit ve Olağanüstü Etkileyici Bir Oyun: “Je Boite”

Mehmet K. Özel

insanlığın kadim hikayelerinin temelinde iyi ile kötünün mücadelesi yok mudur? her seferinde farklı bağlamlara, farklı ölçeklere, farklı durumlara uyarlanarak anlatılmaz mı iyi ile kötünün mücadelesi? 19. uluslararası istanbul kukla festivali kapsamında fransa’dan gelen mala strana topluluğunun “je boite” gösterisinde bu sefer; bir insanın içindeki iyi ve aydınlık taraf ile onu karanlığa ve ölüme çekmeye çalışan dürtülerinin mücadelesiydi konu edilen. küçük şeffaf bir şişedeki renkli hapları almak/içmek/yemek ile o dürtüye direnmek arasında gidip gelen yalnız bir kadının melankolik hikayesiydi anlatılan. o renkli haplar antidepresan da olabilirdi, şeker de; neticede insana kısa süreli bir mutluluk/rahatlık sağlayan, hayatın yapay tatlandırıcıları değil mi ikisi de. iç acıtan bir öyküydü anlatılan; sonu mutlu bitmeyen; hapları almak ile almamak arasında kalan yalnız kadının içsel araf’ıydı seyircilerin tanık olduğu.

“je boite” her bir öğesiyle basit, az ve öz, ama özenli ve derinlikli bir yapımdı; basit, sözsüz bir hikaye, iki oyuncu/kuklacı, farklı boyutlardaki karton kutulardan oluşan maliyet olarak ucuz sahne tasarımı, bir-iki aksesuar, kayıttan bir-iki müzik parçası, akordeonla çalınan özgün canlı müzik ve radyo cızırtılarından montajlanmış bir ses bandı.

basit ama derin bir hikayeydi anlatılan. iki oyuncu vardı ama sahnede aynı anda dört varlık hayat buluyordu. oyunun aynı zamanda yazarı ve yönetmeni olan marzia gambardella baştan sona sahnede kalarak; mimikleri, jestleri, hareket kalitesi ve kuklacılığıyla dört dörtlük bir sanatçı olduğunu gösterdi bizlere.

kutulardan oluşan sahne tasarımı tek malzemeydi, ama o malzeme projeksiyon perdesi olarak da kullanılıyordu, ışık spotlarının saklandığı hazne olarak da, illüzyonların gerçekleştirildiği obje olarak da. üzerlerinde “fragile” (kırılır/hassas) yazan karton kutular fikir olaraksa protagonistin her an göçebe olan duygularını, unutulmaya yüz tutmuş anılarını simgeliyordu sanki. ilginç bir tesadüf; bu sene festivaldeki diğer büyükler için oyunun da sahne tasarımı, üzerinde fragile yazan kutu fikri üzerine kuruluydu.

“je boite” fransızca’da okunuşu ile yazılışı farklı anlamlara gelen bir kelime oyununa sahipmiş; ilki “topallıyorum” diğeri “kutuyum” anlamlarına geliyormuş. araf’ta tereddüt içinde kalakalmış yalnız kadının hüzünlü hikayesine ancak bu kadar uygun olabilirdi bir başlık.

yıllar önce ilk defa harbiye muhsin ertuğrul sahnesi’ne “derives” adlı gösterisi ile konuk olduğunda istanbullu tiyatroseverleri ve tiyatrocuları büyüleyen, daha sonraki yıllarda yeni yapımlarıyla bir kaç kere daha istanbul’a gelen sahne sanatları illüzyonisti philippe genty’nin topluluğundan ayrılan marzia gambardella ile simon t. rann’ın kurdukları mala strana topluluğu “je boite” ile ayrıldıkları ustalarının tedrisatından hakkıyla geçmiş ve onun yaratıcılığından feyz almış olduklarını kanıtladılar; mala strana’nın internet sitesinin açılış sayfasındaki rilke alıntısı gibi, gambardella ve tann’ın, karanlık salondaki koltuklarında oturan seyircileri çıkardıkları “yalnız yolculuk, içsel bir yolculuk”tu.

Danzon



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: