Sanat Alanında Hak İhlalleri – Ekim 2016

10409153_636698866447460_8158624359525252879_nMimesis Haber / Sanat Meclisi Ekim ayında gerçekleşen sanat alanına yönelik hak ihlallerini de yayınladı. Yıl sonunda 12 aylık bir çalışmayı araya getirip basın ve sanat kamuoyunun önüne getirmeyi planlayan Sanat Meclisi’nin Ekim ayı için yapmış olduğu çalışma ve saptamalar ise şöyle;

15 Temmuz “Darbe Girişimi” bahanesiyle başlatılan “olağan üstü” uygulamalar; kültüre, sanata ve sanat insanlarına yapılan saldırılarla devam ediyor. Ekim ayında da heykeller kırıldı, kültür merkezleri operasyona uğrayıp kırıldı döküldü, resim galerileri ve halk festivalleri basıldı, sokak tiyatroları saldırıya uğradı, sanat dergileri ve gazeteler kapatıldı; sanat insanları, öğretim üyeleri ve yazarlar gözaltına alındı. Yılsonuna doğru OHAL, gittikçe daha vahim bir hal almaya başladı:

· Yazar-şair Rênas Jiyan, Diyarbakır’ın Bağlar İlçesindeki evine yapılan baskında gözaltına alındı. Eşi Esma, Jiyan’ın Diyarbakır’da görevden uzaklaştırılan öğretmenlere yapılan operasyon kapsamında gözaltına alındığını söylüyor.

· İstanbul Tophane’de 21 kadın sanatçının çalışmalarından oluşan “Kuytu” adlı sergi, “bu mahallede kadınlı erkekli içki içemezsiniz” diyen “mahalleli” bir grup tarafından küfür ve hakaretler eşliğinde basıldı. Sergiyi organize edenler arasında bulunan ve aynı zamanda eserleriyle katılan Vardal Caniş Su, “konumuz ‘gece’ idi, karanlıkta el fenerleri ile gezilen bir sergi tasarladık ve ismine de bu yüzden ‘Kuytu’ dedik. Mahalleli olduğunu söyleyen 4-5 kişinin, ‘kadınlı erkekli içki’ içtiğimiz gerekçesiyle, küfürler yetmezmiş gibi bir de fiziksel şiddete maruz kaldık. Grubun sergi salonuna sıkışmaya çalışması öfkeyi durdurmaya yetmedi. Mahalleliye olan saygımızdan kepenkleri kapatıp, açılışı bitirdik. Beklenmeyen bir şey değildi. Ortak bir çalışma ama 21 kişilik bir yalnızlık var çünkü polisi aradığımızda koşullar gereği yalnızız… Ve kapatmamızın daha uygun olacağı söyleniyor. Mahalleliden ziyade, olası bir sorunda buna engel olacak kimsenin olmadığını ve dağılmamız gerektiğini biliyor olmak bizi tedirgin ediyor aslında.”
21 Eylül 2010 tarihinde de Tophanedeki 5 sanat galerisi 30’a yakın saldırgan tarafından basılmış, mahallelinin burada içki içilmesinden rahatsız olduğu söylenmiş, resim ve fotoğraf sergilerinin açılışı için gelen sanatçılara ve davetlilere sopalarla ve biber gazı ile saldırılmıştı. (‘Mahalleli acaba bir referandum yapıp birkaç kişiyi saldırma yetkisiyle mi donatmıştı?’ sorusu geliyor insanın aklına… Tabii ki mizah bizimki).

· Her yıl düzenlenen ve bu yıl OHAL bahanesiyle iptal edilmek istenen 11. Sarıgazi Halk Festivalinde polis, kadınların tiyatro oyunlarını sergileyeceği alana abluka uygulandı, Kaldıraç Dergisi okuru 2 kişi gözaltına alındı. 1 Ekim’de hazırlıklar için festival alanında bulunan tertip komitesi üyeleri de özel harekatçılar tarafından tehdit edilerek alandan çıkarıldı. Ayrıca polis, yapılmak istenen panele de izin vermeyerek kitleye saldırdı.

· Yönetmenliğini ve senaristliğini Muhammed Arslan’ın yaptığı, Mesut Akusta, Turgay Tanülkü, Nevin Efe ve Mihriban Er gibi ünlü oyuncuların rol aldığı; Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde 12 Eylül Askeri darbesinde yaşananları konu alan ‘Kanlı Postal’ adlı sinema filmi, Diyarbakır’da kendine salon bulamadı. Filmin yönetmeni Muhammet Arslan, geçen yıl vizyona giren ve Diyarbakır’daki sinemalarda da yaklaşık 1 ay izleyici ile buluşan filmi talep üzerine yeniden sinemalarda oynatmak istediklerini ancak salon bulamadıklarını söyledi. Filmin bütün gelirlerini Şırnak’ın Cizre ve Sur’da yaşanan olaylarda mağdur olan ailelere verilecekti. Arslan, “Daha önce bize film için salon vereceklerini söyleyen sinema salonları ne olduysa birden vazgeçtiler. Karanlık eller devrede, engelleniyoruz “dedi.

· Aralarında Arif Sağ, Yavuz Top, Erkan Oğur, Sabahat Akkiraz, Edip Akbayram, Muharrem Temiz, Özdemir Erdoğan, Cahit Berkay, Sadık Gürbüz, Mazlum Çimen, Rahmi Saltuk ve Onur Akın’ın da bulunduğu sanatçılar ortak bir açıklama yaparak Türküler Kapatılamaz dediler. Ortak açıklama şöyle:
“Yön Radyo, ülkemizin en ortak değeri olan Türkülerin sesidir. OHAL gerekçe gösterilerek Yön Radyo hakkında kapatma kararı vermek biz sanatçıların da sesinin kesilmesi anlamına gelmektedir. Bizler aşağıda imzası olan sanatçılar, bu haksız, yanlış kararın kabul edilemez olduğunu belirtir, derhal düzeltilmesini talep etmekteyiz. Türküler Kapatılamaz!”

· Brezilya’da gerçekleştirilen 21. Uluslararası Aktörler Federasyonu Kongresi (FIA), yayınladığı bildiride, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını ‘sanatçıların sebepsiz ya da açıklamasız şekilde işten çıkartılma’ uygulamalarını son vermeye ve işine son verilen veya açığa alınan tüm sanatçıları derhal işlerine iade etmeye davet etti. Bildiride, sanatçıların güvencesiz ve kanun dışı taşeronluk yöntemiyle çalıştırılmalarına son verilmesi ve OHAL’in sanatçıların sanatsal özgürlüklerine ve güvenliklerine zarar vermemesi için dikkat edilmesine vurgu yapıldı.

· Samsun’da 28 Mart 2013 yılında yenilenen yüzüyle tekrar hizmete açılan Samsun Gazi Sahnesinin ekonomik gerekçelerle kapatılacağı öğrenildi. Samsun’lu tiyatrocu ve sanatseverler; sahnenin ‘para kazanmıyor’ gerekçesiyle kapatılma kararına tepki gösterdiler.

· İdil Halk Tiyatrosu oyuncusu Veysel Şahin ve Grup Yorum gitaristi Muharrem Cengiz gözaltına alındılar. Gözaltında tutulan sanatçıların avukatlarıyla görüşmelerine de izin verilmedi. Gözaltı ardından Muharrem Cengiz tutuklanarak cezaevine konuldu.

· Emek Sineması’nı yıkan Kamer İnşaat yetkililerine açılan davanın şikâyetçisi olan Kültür ve Turizm Bakanlığı, şimdiye dek yapılan iki duruşmaya da katılmadı. Bakanlığın avukatları, mahkemeye herhangi bir mazeret de sunmadı. Sanıklar ise yapılan bütün işlemlerin, 1 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun onayından geçtiğini savunuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, Kültür ve Turizm Bakanlığı suçtan zarar gören, TMMOB ise müşteki olarak yer almıştı. Şüphelilerin “Emek Sineması’nı aslına uygun restore etmedikleri ve komşu kültür varlıklarına zarar verdikleri” gerekçesiyle 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları talep edilmişti. TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi yürütmenin durdurulması kararını yerine getirmeyen Kamer İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulundu. Soruşturma sonunda hazırlanan iddianamede, Emek Sineması’nın aslına uygun restore edilmediği, tescilli eser “Cercle D’orient ve Melek Apartmanı” binasında çatlaklar oluşturulduğu tespit edildi.

· Oyuncu Müjdat Gezen’in Karaköy’deki Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MSM), Beyoğlu Belediyesi tarafından “yangın merdiveninin kaçak inşaat olduğu” gerekçesiyle mühürlendi. Konuya ilişkin bir açıklama yapan Gezen daha önce okulda yangın merdiveni olmadığı için belediyenin kapatma kararı aldığını belirterek şimdi de yangın merdiveni “kaçak” yapıldı gerekçesiyle okulun mühürlediğini söyledi.

· İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu, kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan kampanyaya destek veren Oyuncu Jülide Kural, Yönetmen İlham Bakır ile Gazetenin Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya hakkında 7,5 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Bakır, “örgüt propagandası yapmak”, Kural ve Kızılkaya ise “örgüt propagandası yapmak” ve “örgüt yayınlarını basmak ve yayımlamak”la suçlanıyor.

· Oyunları 27 dile çevrilen, pek çok ülkede sahnelenen ve repertuvarlara alınan oyun yazarı Tuncer Cücenoğlu, T.C. Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı’ya açık mektup yazarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’ndaki (İBŞŞT) tüm oyunlarını geri çektiğini açıkladı.

· Bir grup bilim insanı ve sanatçı, kapatılan Özgür Gündem gazetesinin tutuklu yayın danışma kurulu üyesi ve Yazar Aslı Erdoğan’ın annesi Mine Aydoslu’nun evinden TBMM’ye açık mektup gönderdi. Aralarında Bilgesu Erenus, Meryem Koray, Ayşegül Tözener gibi isimlerin olduğu aydın ve sanatçı grubu tarafından hazırlanan açık mektupta şu ifadeler yer aldı:
“Belli aralıklarla çıkar gruplarının kansız değişimi için tekrarlanan darbelerin içeriden ve dışarıdan siyaset olarak dayatılmasına alıştırılan ülkemizde, sanat ve bilim artık sizlerin hapishane ve mahkemelerinizi kaale almadığını duyururken; muhatabımızın ‘kızımla övünüyorum, o her zaman mağdurların yanında yer almak istedi’ diyen bir anne olduğunu sevinçle bildirir; Yazar Aslı Erdoğan’ın annesi Mine Aydoslu, evet! Çocuklarıyla övünç tanımı, tecrit katliamlarıyla hala hapishanelerde unutturmaya çalıştığınız devrimci gençlerimizin; yoksul, emekçi analarına aittir ve o günden bu güne de sürüp gelmektedir. Aslı Erdoğan’ın annesinin seslenişinde ise, meclisteki yarı boş koltuklarınızda oturup kalkarken sizleri uzun uzun düşündürmesi gereken bir farklılık var; mağdurların yanında durmak isteyen çocuk kolej mezunudur, Boğaziçi Üniversitesinde bilgisayar mühendisliği okumuş, Avrupa, Amerika görmüş, yazarlığının yanı sıra, yüksek lisanslı bir fizikçidir; yanında yöresinde yer almak istedikleri gibi, yokluk yoksulluk çekmemiştir hiç. Dikkat; Aydoslu anne, böylesi durumlarda sizler gibi, ‘ne istedin de vermedik, ya da neyin eksikti’ demiyor, mağdurun, hakkı yenenin yanında durmanın bir övünç kaynağı olduğunu işaret ettikten sonra, üstelik ‘kızımın yalnız olmadığını anladım’ diyerek, kaygılarıyla birlikte, çocuğuna hasretini, bir ölçüde dindirmeye çalışıyor. Varsıl ya da yoksul bu analar artık sanıldığından da çok.”

· İzmir’de faaliyet gösteren farklı yapıya sahip, içinde devlet tiyatrosu, şehir ve belediye tiyatrolarına ek olarak özel tiyatroların da bulunduğu 30 kurum bir araya gelerek, tek yürek olup İzmir Tiyatroları Platformunu kurdu. Platform, “farkında mısın? İzmir’de tiyatro var” sloganı ile şehirdeki kültürel ve sanatsal değerlerin farkındalığını yaratmak ve yerelde gerçekleşen tiyatro oyunlarının görünürlüğünü ve ulaşılabilirliğini arttırmayı hedefliyor.

· Kertenkele dizisi sezonun ilk günleriyle birlikte yapımcı firma 20’ye yakın çalışanını işten çıkardı. İşten çıkarılan personelin, işlerini kaybetmenin yanı sıra en az 10 bölümlük ücretlerini alamadıkları için çok zor durumda olduğu ifade edildi. Yapım Atölyesi Görsel Sanatlar AŞ ve Erdoğan Sevinç tarafından üretilen dizinin aslında bu anlamda ilk sabıkası olmadığı söyleniyor. İddiaya göre, çektikleri dizinin sezon bitimine yakın ödemeleri aksatıp sezon sonunda da ekibi yeniliyorlar.

· Kadıköy Mühürdar’da bulunan Haldun Taner’in büstü parçalandı. Türk tiyatrosunun en önemli isimlerinden olan Taner’in büstünün kim tarafından parçalandığı tespit edilemedi. Haldun Taner’in büstünün parçalandığını ise eşi Demet Taner Twitter’dan duyurdu, “Bu sabah öğrendim biraz önce, şaşkınım Mühürdar’daki Haldun Taner büstünü parçalamışlar. Yazıklar olsun” ifadelerini kullandı.

· ABD’de Florida’da iki haftadır süren ve eski Şili ordusu görevlisi Pedro Pablo Barrientos Nunez’in yargılandığı dava sonuçlandı. Pinochet rejimi tarafından katledilen devrimci sanatçı Victor Jara hakkında açılan davada jüri cinayetten yargılanan Barrientos’u suçlu buldu ve Jara’nın ailesine 28 milyon dolar (yaklaşık 81 milyon lira) tazminat ödenmesine karar verdi.

· Box Office Türkiye’nin verdiği bilgilere göre; 1 milyon 29 bin 897 seyircisi ile halen yılın en iyi iş yapan 10. filmi sırasında gösterilen ‘İftarlık Gazoz’un toplam gişe getirisi ise, 12 milyon 311 bin 425 TL. Yapımcılardan Elif Dağdeviren’e göre ‘İftarlık Gazoz’ “ciddi zarar etmiş bir film”! Sonuç: Filmin çalışanları 1 yıldan beri alacaklarını alamıyorlar.

· Okmeydanı’nda bulunan Gençlik Federasyonu Derneği ve İdil Kültür Merkezi gece polis baskınına uğradı, her iki kurumda polis tarafından talan edildi. Baskın sırasında 6 kişi gözaltına alınırken, arama adı altında gerçekleşen talanda müzik aletleri parçalandı, eşyalar kullanılmaz hale getirildi. Operasyona, Özel Harekat ve Çevik Kuvvet ekipleri de katılırken, 3 itfaiye aracı ve 1 AFAD aracının polis konvoyuyla birlikte Okmeydanı’na geldi. Grup Yorum’un çalışmalarını yürüttüğü İdil Kültür Merkezi’ne de saldırı düzenleyen polis piyano, bağlama ve müzik aletlerini parçalarken kültür merkezini kullanılamaz hale getirdi. Halkın Hukuk Bürosu sosyal medya hesaplarından yaptıkları açıklamada gözaltına alınanların isimlerini açıkladı. Halkın Hukuk Bürosu İdil Kültür Merkezi’nden Bahar Kurt ve Özgür Gültekin’in gözaltına alındığını belirtti. Grup Yorum ise, yapılan saldırıyı kınayan bir protesto metni yayınladı.

· Türkiye Yazarlar Sendikası kamuoyuna açık bir mektup yayımlayarak sendikanın yıllardır biriktirdiklerinden oluşan arşiv belgelerinin bulunduğu Yıldız Sarayı Dış karakol binasındaki merkez odasının kapısı sökülüp duvar örüldüğünü duyurdu. Böylece arşiv “hapsedilerek” kullanılamaz hale getirildi. Sendikadan yapılan açıklama şöyle: “Sendikamızın Yaşar Kemal’den, Aziz Nesin’den bugüne getirdiği özel arşivi belgeleri, Sendika’nın Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası’ndaki merkez odasında tutsak ediliyor. 1995 yılında Kültür Bakanlığı’ndan sözleşmeyle odayı kullanım hakkını alan TYS, yine Kültür Bakanlığı’nın sözleşmeyi tek taraflı kaldırdığını bildiren bir yazısıyla odaya kilit vurmak zorunda kalmıştır. Daha doğrusu, binada onarım gerekçesiyle TYS Merkez Odası’nın kapısı sökülüp yerine duvar örülmüştür. Deyim yerindeyse ‘kapı, duvar!’ olmuştur. TYS’nin neredeyse yarım yüzyıllık birikimi, ‘hapsedilmiş oda’da çuvallar, kutular içinde beklemektedir. Odaya açılacak yeni bir kapıyla arşiv, başka bir yere alınacaktır kuşkusuz ama bir ülkenin yakın tarihine tanıklık etmiş bir yazar kuruluşuna yapılan bu eziyet, bu haksızlık anlaşılır gibi değildir”.

· Haksız yere idam cezasına çarptırılan ve İtalyan dilinin babası olarak kabul edilen şair Dante Alighieıi’den özür dilenmesi ancak 700 yıl sonra gerçekleşebildi. ‘İtalyan dilinin babası’ olarak anılan Dante, Papa yanlıları ve karşıtlarının (Guelfi ve Ghibellini grupları) siyasi çıkar çatışmalarının yansıması olan bir davada yolsuzluk ve rüşvetten suçlu bulunmuş, sürgün ya da ölüm cezasına çarptırılmış, Dante ise idam cezasından kurtulmak için ömrünün kalanını Floransa dışında geçirmek zorunda kalmıştı. Gubbio Belediyesi, “Şair Dante Alighieri’ye Özürler” isimli önergeyi kabul etti. Belediye’nin internet sitesinde, olay için “çok acı bir kader” denildi ve kentin Dante’den “resmen ve ciddi olarak” özür dilediği belirtildi. Belediyenin desteğiyle düzenlenen Ortaçağ Festivalinde ise, “Gubbio’lu Cante Gabrielli, Dante’yi sürgüne mahkum etmeseydi, büyük şair İlahi Komedya’yı yazar mıydı?” başlıklı bir oturum da düzenlendi

· Hindistan ile Pakistan arasında Keşmir sorunu sıcaklığını korurken, gerginlik sinema sektörüne de sıçradı. Pakistan’ın en büyük şehirlerinden Lahor, Karaçi ve başkent İslamabad’daki sinemalarda Hint filmlerinin gösterilmemesi kararı alındı. Önde gelen sinema salonu sahipleri, kendi istekleriyle bu kararı aldıklarını belirtirken, amaçlarının “Pakistan ordusuna destek vermek” olduğunu belirttiler.

· Televizyon kanallarının reyting savaşı pek çok dizinin de ömrünü belirlemeye devam ediyor. Süreler uzadıkça uzuyor, günler değiştiriliyor; senaryo ve oyuncular üzerinden rekabet, ilgili ilgisiz pek çok kişinin yaşamını sarsmayı sürdürüyor. Geçtiğimiz günlerde ekrana veda eden Rüzgarın Kalbi ekibi de benzer bir sürecin mağduru oldu. Dizinin Yardımcı Yönetmeni Murat Uraz’ın açıklamaları: “Kanal cumartesi için beklediği reytingin altında kaldığını söyledi. Ama ben kişisel olarak yayın planlamalarındaki plansızlıktan kaynaklandığını düşünüyorum. Başka yapım firmalarına verilmiş sözler, yayın tarihi alamamış hazırda çekilmiş bekletilen işler vardı. Nereye ve kime itiraz edeceksin ki? Çalışan olarak muhatabımız yok. İnsanlar basbas bağırıyor. Ölüyoruz diyor. 20 saatin üzerinde aralıksız çalıştırılıyoruz diyor. Doğru dürüst yemek yiyemiyoruz. Ailemizi göremiyoruz diyor. Sigortalar yatırılmıyor, yatırılsa da eksik yatırılıyor diyor. Paramızı düzenli alamıyoruz diyor. Duyan umursayan yok. Üç dört yıl öncesinde dizi sürelerinin 90 dakika olmasına karşı eylemler yapıldı. Sonuç ne? 180 dakika bölüm yayınlayan dizi var şu an. Bizden her hafta 140 dakika isteniyordu. 130 sayfa senaryo geldi her hafta önüme. Altı günde çek dendi. Gittikçe daha kötüye gidiyor demek istediğim. İçerde ödemelerimiz kaldı haliyle. Ne zaman ödeneceğine dair bir açıklama yok henüz ben de bekliyorum. Bizi böyle olaylara öyle alıştırdılar ki, varsa da bir hakkımız aramak aklımıza gelmiyor. Arasak da sonuç alacağımızı düşünmüyorum”.

· Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan 676 sayılı KHK uyarınca aralarında; Evrensel Kültür Dergisi, Tîroj, Özgürlük Dünyası, Dicle Haber Ajansı, Yüksekova Haber, JİNHA ve Kürtçe yayın yapan Azadiya Welat gazetesinin de aralarında bulunduğu, toplam 10 gazete, 2 haber ajansı ve 3 dergi hakkında kapatma kararı çıktı. Daha önce 28 temmuz 2016 tarihinde OHAL’in ikinci kararnamesi olan 668 sayılı KHK ile üç haber ajansı, 16 televizyon, 23 radyo, 45 gazete, 15 dergi, 29 yayınevi ve dağıtım kanalı olmak üzere toplam 131 yayın organı kapatılmıştı.

· CHP’li Avcılar Belediyesi’nin işten attığı taşeron işçilere gösterim yapan tiyatrocular, polis saldırısına uğradı. 13 tiyatro topluluğunun, “Oyun Sokakta” şiarıyla düzenlediği İstanbul Sokak Tiyatrosu Festivali kapsamında Avcılar Meydanı’nda oyunlarını sergileyen tiyatro oyuncularına polis saldırdı. İstanbul’un değişik semtlerinde gerçekleşen “Oyun Sokakta” Festivali 29 Ekim 2016 günü Drama Kumpanya ve Devinim Tiyatrosu’nun yaptığı sokak gösterisine Avcılar’da CHP’li Avcılar Belediyesi işçilerinin direndiği alan sahne oldu. Oyuncular oyunu sergilerken polis “bitirin” ikazları yapıp saldırıya geçti. Oyuncuları döven, gözaltına almak isteyen polise işçiler ve sendikacılar izin vermedi. Saldırılarda darp edilen Beksav Koordinatörü Şahin Tümüklü, “Oyunlarımızı izlemek emekçilerin ezilenlerin hakkı, oyun oynamak da sanatçının hakkı” diye tepki gösterdi. Avcılar’da sokak tiyatrosu gösterisine yapılan saldırıya Sanat Meclisi de tepki göstererek bir bildiri yayınlandı. Bildiride, “Bu ülkenin adaletsizliğe, haksızlığa asla boyun eğmeyecek sanatçıları var. Sokak oyunlarımızı engelleseniz de, müzik aletlerimizi kırsanız da, ülkenin değerli öğretim üyelerini zindanlara tıksanız da biz susmayacağız!” görüşlerine yer verildi.

Ekim 2016’da sanat alanının insanları olarak açıkça ülke halkına beyan ederiz ki ekmeğimiz ve sanatımız tehlikededir. Bakalım Kasım 2016’da bizleri neler bekliyor.
.

Yorum


işlemi tamamlayınız: