Tiyatrodan Sinemaya Uzanan Bir Ray Cooney Mucizesi : “Run For Your Wife – Haydi Karına Koş”

Yaşam Kaya

Ray Cooney’ in hatırı sayılır oyunu olan ‘Haydi Karına Koş’ ya da ‘Hangisi Karısı’ aynı anda, iki karısıyla, iki ayrı evliliği sürdüren taksi şoförü John Simth’in, günün birinde birbirinden habersiz iki karısının istemsiz bir kaza sonucu ortaya çıkışını konu alan klasik bir fars. Soyadlarının aynı oluşuna tesadüfen tanık olan iki dedektifin bu küçük kaza sonucu yaptığı araştırmalarla ortaya saçılan geçmiş dökümleri Londra’nın göbeğinde yaşanılan aykırı olayları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serecektir. Dedektiflerin araştırmaları John’un 18 yıldır yürüttüğü iki evliliğin sonu mu olacaktır, yoksa hem kendini, hem de iki ailesini kurtarmak zorunda olan John, türlü yalanlarla arapsaçına dönen olayların içinden çıkabilecek midir? İzmir Devlet Tiyatrosu, Ali Hürol’ un yönetiminde bu soruların cevabını ararken yüksek komedi ivmesinde Ray Cooney’ in oyununa farklı bir soluk olmaya çalışıyor. Dekor Tasarımı Savaş Çevirel, Kostüm Tasarımı Buket Başaran Akkaya, Işık Tasarımı M. Kemal Gürgün, Hareket Düzeni Meltem Yorulmaz’a ait olan yorumda Nevzat Hakan Dönmez, Devrim Akkaya, Gerçek Özkök Yağcı, Gülay Toprak, Gürol Tonbul, Murat Çobangil, Ali Ulvi Hünkar ve Atacan Öztekin sahnede görev alıyor.

2011 yılında Ray Cooney ve John Luton ikilisi tarafından beyazperdeye Run For Your Life adıyla aktarılan oyun, kendi çapında dünyanın en iyi fars türü diyebiliriz. Sinematografik öyküsüyle iki ayrı evde yaşayan iki ayrı kadını aynı zaman dilimi içinde içine geçiren Cooney, günümüz evlilik profillerine, aşkın anlamsız biçimde tüketilişine, cinsellik üstünden yaşanılan aykırılıklara dikkat çekiyor . Tabii ki yazım dilinde, yazılış tarihe baktığımız zaman daha çok 1970’lerin Londra’sını anlatan öykü, John ve Stanley ikilisinin ortaya çıkan çarpık olayları kurtarmak için elinden geleni yapmasını kendisine çıkış yapmış. Barbara ve Mary Londra’da John tarafınca kandırılmış iki kadın olmasına karşın, konudaki birbirinden ilginç komedi aksiyonu yüzünden bir türlü John’un sahtekarlığına inanmamaktadır. Sinema filminin yoğun ilgiyle karşılandığını düşündüğümüzde, tiyatro sahnesinden çıkan olayların sinema ile çok derin ilişki içinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Oyun ile ilgili daha fazla spoiler verirsem sanırım konunun heyecanı kaçacak. Ali Hürol’un rejisinde dikkat çeken önemli ayrıntılara gelelim. İki ayrı yakadaki evin aynı dekor içinde gösterilmesi, konudaki olayların birbiri içinde izleyiciye sunumu zekice bir düşünce. Gerçi yazarın metinde olayı böyle işlediğini düşünürsek yönetmenin oyun yazarıyla aynı paralellikte ilerlemesi güzel bir fikir. Fakat oyunda telefon durumunun bir şekilde güncellenmesi gerekirdi. Dönemi itibariyle 1980’leri andıran disco müziklerini verip, Londra’nın geçmişine derinlemesine ilerleme düşüncesi yönetmenin konuya ince bir ayarı olabilir, ama genç kuşağı düşündüğümüzde bunun çokta anlamlı olmadığı ortaya çıkıyor. Ayrıca John rolünün giyindiği kıyafetler İngiliz taksiciden çok İstanbul taksicilerini andıran yapıda. Buket Başaran Akkaya’nın genel anlamda kostümle ilgili düşüncesi iyi, ama başrol oyuncusunun yapısı böylesine basit işlenmemeliydi. Ali Hürol’ un rejisinde oyuncu kastının yanlış seçildiği düşüncesindeyim. Bana kalırsa bu kadronun oluşumu yönetmene bırakılmamış. Ankara’da izlediğim aynı rejideki kadro enerji anlamında bambaşka idi.

John rolünde karşımıza geçen Nevzat Hakan Dönmez ile Stanley’de Devrim Akkaya birlikteliği konudaki komedinin sürüklenişi açısından iyi bir birliktelik olmuş. Fars izliyoruz diye bazı bölümlerdeki, özellikle dans sahnelerinde, abartının Ray Cooney dünyasına fayda sağlamadığı gün gibi ortada. Mary rolündeki Gerçek Özkök Yağcı ve Barbara’da Gülay Toprak ikilisi yine komedi olgusundan zıtlıkları teşkil ediyor. Burada Mary’ nin tipik Türk kadını motifleriyle oyuna katılması, Barbara’nın üst sınıf insan izlenimi tarzı ikilinin aşk olgusundaki dengesizliklerini harikulade aktarmış. Gürol Tonbul’un ve Murat Çobangil’ in dedektif rolündeki tezatlıkları da yine oyundaki komedi için çok çok önemli. Gürol Tonbul’ un sert ve ciddi dedektif tonlaması, her şeyin anormal ilerlediği anlarda konuya müthiş bir ciddiyet katmış.

Ali Hürol’ un rejisinde kusurlar güncelleme açısından bariz biçimde göze çarpıyor. Ortada ekibin kendisini ortaya koyduğu başarılı bir proje sahnede yer almış. İlk gösterimini yaparak gelecek sezon için ara veren gösteri, zamanla kendisini bularak doğru bir çizgiye doğru kayacaktır. Elbette her sahnenin Devlet Tiyatrosu’nda komedi oyunlarına ihtiyacı var, fakat Ray Cooney gibi dünya tiyatrosuna damga vuran başka isimlerin de DT’de yer alması biz eleştirmenleri sevindirecektir.

LifeArtSanat



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: