Şevval Sam’ın Teatral Başarısı!: Müzeyyen Müzikali

Yaşam Kaya

Şimdi söze nereden girmeli bilemedim, ama illaki bir kritik yazıyorsanız söylenecek çok sözünüz var demektir. Öncelikle Müzeyyen Senar gibi eşsiz bir sanatçının sahnelerdeki hayatını ya da kendi özel geçmişini müzikleri eşliğinde tiyatro sahnesine aktarmak başlı başına bir başarı. Başarının mimarlarına geçmeden önce, yazın böylesi çok sıcak geçtiği şu günlerde sanat adına üretimlerin artması gerçekten çok daha büyük başarı, bunu özellikle belirteyim. Ülke adına kültürel anlamda atılan her adımın çok büyük önemi var. Ülke tiyatrosunun önde gelen yönetmenlerinden Engin Alkan’ın koyduğu ve Şevval Sam’ın sahnede tek başına mucizeler yarattığı gösteri insanı daha ilk dakikasından itibaren cezbediyor. Oyunun metnini yazan Figen Şakacı’nın bazı noktaları fazlaca yüzeysel geçmesine rağmen ortaya çıkan enerjiyi alkışlamak bizlerin borcu sayılır.

Müzeyyen projesinde Şevval Sam’a daha önce Müzeyyen Senar ile birlikte çalışmış olan Serdar Kaşıkçılar, İsmail Topyanak, Mustafa Taşpınarlı, Sezgin Sezer ve Fahrettin Yanar eşlik ediyor. Müzikalin müzik direktörlüğünü de Fahrettin Yarkın üstlenmiş. Sahne tasarımında Cem Yılmazer, kostüm tasarımını ise Esra Başıbüyük çalışmış. İlk gösterimini sanatçının ölüm yıldönümü olan 8 Şubat’ta Uniq’de gerçekleştiren oyun, zamanla müziğin aynı potada eritilmesini kendisine konu edinip, müzik sözleriyle Müzeyyen Senar’ın hayatını aynı çizgiye taşımaya çalışıyor. ‘Çalışıyor’ diyorum, çünkü şarkı sözleriyle ya da müziklerle hayatı belirli bir noktaya çekmek ajitasyon yapmaktan öteye geçmiyor. Sahnede işlenen Atatürk konusunun önünde saygı duruşuna benzer kadın motifi çizmek çokta anlamlı değil. Sonuçta karşımızdaki sanatçı Türkiye’nin Divası diyebileceğimiz güçlü bir isim. Bursa’dan İstanbul’a uzanan müzikal yolculuk içinde insani olarak kendi duygularını görmek yerine, sadece tarihe mal olmuş figürlerle onu yüceltmeye kalkmak büyük bir sorunu karşımıza çıkarıyor. Ayrıca oyundaki açmazların en büyüğü sahneye hep duygusal kimlikte bakmak. Bunun ötesine geçemiyoruz bir türlü. Ama bunlar tabi ki müzikalin kalitesini gölgelemiyor, ama metnin zayıf noktalarını apaçık yüzümüze tokat gibi vuruyor

Sahne tasarımının sade bütünlükte, kostüm tasarımın ise dönemin şartlarına uygun resmedilmesi Müzeyyen gösterisinin bir diğer artısı. Bunun yanında müzikaldeki en önemli noktalara gelelim. Şevval Sam’ı daha önce tiyatro sahnesinde izleme fırsatım olmamıştı. İlk kez izlediğim müzisyenin Müzeyyen Senar’ı birebir yaşıyor gibi görünür olması iyi bir durum. Engin Alkan, oyuncu üzerinde titizlikle çalışmış. Müzeyyen Senar’ın Atatürk’ün önünde ilk kez şarkı söyleyişi… gibi önemli anılarının sahnelendiği 2 saat süren müzikalde, sanatçının Bursa’dan İstanbul’a gelişi, aşkları, hüzünleri detaylarıyla aktarılıyor. Mutluluk kavramı içinse bunları söyleyemeyeceğim. Şevval Sam’ın şarkılara kattığı nüans için olumsuz tek kelime söyleyemem. Sonuçta eşsiz bir ses yine tarihten gelen eşsiz bir sese hayat katıyor. Performans anlamında Şevval Sam’ı devamlı sahnelerde görmek gerekli. Batı dünyasının neresine giderseniz gidin, müzikal gösterisine dahil olmamış sanatçıların sahne performanslarında sorun karşımıza çıkar. Hatta bir adım daha ileriye gideyim, Şevval Sam’ı dinlerken Chicago müzikalindeki performansıyla Catherine Zeta Jones, Moulin Rouge müzikalindeki performansıyla Nicole Kidman aklıma geldi. Sanatçının tek kişilik sahne gösterisi her açıdan dört dörtlük.

Müzeyyen Müzikali, İstanbul gösteriminden sonra şu aralar Türkiye’yi dolaşıyor diye biliyorum. Sahnelere farklı bir soluk atan müzikali mutlaka izleyin.

LifeArtSanat

 



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: