Kader Can: “Erkeğin Libidosundan Kalbe Uzanan Parça!”

Yaşam Kaya

Bamİstanbul, geçtiğimiz yıllarda ‘Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin’ oyunuyla yakaladığı çıkışın ardından bu sene yine Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yönetiminden ve kaleminden çıkan ‘Kader Can’ adlı oyunla seyircisi karşısına geçti. Geçtiğimiz oyunun başarısı öylesine büyük oldu ki, üç ayrı kadının yaşadıklarını üç kuşak İstanbul anısıyla birleştiren yazar, bu sefer bir erkeğin dünyasından Türkiye panoramasının fotoğrafını çekiyor. Oyun tek kişilik dev bir gösteri. Deniz Karaoğlu bu gösterinin ana kahramanı Kader Can’ı büyüleyici bir performansla canlandırıyor. İnsanın akıl sınırlarını zorlayan rol geçişleri ile ‘Yılın En İyi Erkek Oyuncu’ kategorisinde açık ara önde olan oyuncu, geçtiğimiz yıllarda oynadığı ‘Yalnız Batı’ oyunundaki performansını bizlere hatırlattı.

Kimdir Kader Can? İstanbul’un varoş semtinde dünyaya gelip, hayatını bu semtin kurallarına göre yaşayan, daha sonra içinde barındırdığı sınıfsal isyanı rap müziğin ajitasyon duygusallığı ile dile getiren bir genç. Peki istediği dünyayı var edebiliyor mu genç adam? Pek değil! Hatta hiç değil! Annesiyle kurduğu hayat koşullarına sevgilisinin şehri terk etmesi eklenince Kader Can için tek seçenek kalıyor; askere gitmek. Buradan sonrasını anlatarak oyunun büyüsünü bozmak istemem. Zaten oyunun en can alıcı noktası yazdığım yerden sonra başlıyor. Gençlik isyanı ile dolu gencin annesi ile çatışmaları, arkadaş ortamında yarattığı duygusal agresiflikler, sevgili ile isyan dolu yazışmalar… derken karşımıza hepimizin hayatından yarı komik yarı trajik olgular çıkıyor. Biz sahnedeki hayatın içine dalarken aslında kendi hayatımızın parçalarına dalıyoruz. Erkek olmak zor iş bu ülkede. İstekler, hayaller, elde etme duygusu, bitmek bilmeyen libido istekleri bizleri savurdukça savuruyor. Yıllar önce izlediğim Pınar Selek’ in ‘Sürüne Sürüne Erkek Olmak’ oyununda olduğu gibi, sahnede gerçek yaşamın izlerini taşıyan bir yapıt var.

Murat Mahmutyazıcıoğlu oyunu yönetirken tek kişilik dev sahne oluşturmuş. Oyuncu seçiminde çok doğru tercih yapan yönetmen, Deniz Karaoğlu’nun karakter yaratmadaki ustalığını son derece mükemmel biçimde kullanmış. Biz sahne gerisine dalıp giderken oyuncunun insanı büyüleyen rol analizi her karede yüzümüze tokat gibi iniyor. Oyun, geçmişinin derinliklerine inen Kader Can’ın yaşadıklarının özeti. Ama öyle böyle bir özetten bahsetmiyoruz. Yazar oyununun her karesini, geçmişteki oyununda olduğu gibi ince ince işlemiş. Sahne yönetimini öylesine derinlikli ve muhteşem kullanan Mahmutyazıcıoğlu, ‘Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin’ oyununda yaptığım eleştiriyi bu oyunda dikkate almış. Oyuncuyu sadece oturtarak değil, kısım kısım ayakta seyirciye sunma fikri hem olaylardaki monotonluğunu yok etmiş hem de oyuncuya derin rol bölgeleri bırakmış. Oyuncunun ilk dakikada başlayan hızlı temposu nefessiz son ana kadar ilerlerken, kaç tane role girip çıktığını sayamadık. Anlattığı her karakter ile an be an Kader Can’ın duygusallığını, gördüklerini bir ressam gibi bizlere çizerek gösteren Karaoğlu, sahnede harika psikolojik tahliller sunuyor izleyenlere. Doksan dakikanın nasıl geçtiğini gerçekten anlayamadık. Bir solukta genç bir adamın panoramasından Türkiye’nin fotoğrafını nokta atışı çekmek kolay uğraş değil. Oyuncunun her anı her dakikası insanı tiyatroya aşık ediyor.

Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun Bamİstanbul üretimleri, tiyatro tarihimize farklı noktalardan darbe indiriyor. Yazar ve yönetmen olmanın verdiği ayrıcalıkla, sahnede farklı bir dinamizm yaratan genç isim, ‘sahnede dekorsuz oyun mu olur?’ diyen abuk düşüncelere adeta ders vermiş. Rap müziğin verdiği asi dalgalar Kader Can’ın toplumsal libidosundan akıp seyircinin beynine ok gibi saplandı. Oyun 2019 yılının başlarında bizlere ilaç gibi geldi. Ah! Kosmos, yaptığı müziklerle oyuna kattığı nüans ise eleştirinin son noktası. Bu başarılı çalışmayı sakın kaçırmayın!

LifeArtSanat



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: