Artık Bir Davan Var

Canan Yeniokatan

Bir sabah uyanırsınız, işe yetişecek ve bir sunum yapacaksınızdır. Fakat sunuma hazır değilsinizdir. Banyoda iş saatine hazırlanırken, aklınız yapacağınız sunumla meşgulken, ansızın, kapınız dahi çalınmadan iki polis memuru salonunuzun ortasında bitebilir.

Hayatınızda suç nedir bilmezken, çocuksu masumiyetinizi korumak üzere içinizde çocukluğunuzdan kalan tek yandaşınız, ikiz ruh, ikiz kardeşinize sımsıkı tutunmuşken, çocukluğunuzdan kalan binbilmemkaç adet misketi, anılarınızdan feragat edip çocuklara dağıtmışken, babanızın doğum gününüzde hediye ettiği keyfekeder çalışan radyodan müzik dinlerken, ansızın kendinizi, ayak bileğinizde elektronik bir kelepçe ile “Artık bir dava sahibi” olarak Adliye Saraylarında bulabilirsiniz.

Eğer kaçırmadıysam olayın tek isimli kahramanı “Melek”. Karakterler arasında gerek oyunculuğu, gerek masumiyeti, gerekse sevimliliği ile en tuttuğum karakter de Melek. Oyunun gizli baş kahramanı.

Oyunda en etken noktayı “Güleriz ağlanacak halimize” sözü ile betimleyebilirim. Çünkü hemen, herkesin karşılaşabileceği masum bir davranışın, nasıl “suç” a dönüştürülebileceği, adalet mekanizmasının işleyişindeki aksaklıklarla, bunu nasıl büyük bir günaha çevirip belki de en ağır ceza ile, içimizdeki çocuğa bedel ödeteceği gibi ağır bir dramı kara mizah ile anlatabilmek herkesin harcı değildir.

Belki de bazılarımız için adalet mekanizması, bu durumu birebir yaşamış biri olarak söylüyorum ki, bir körün, tünelin ucunda bir ışık görmesi gibi bir şey.

Absürd tiyatro motifleri taşıyan oyun, BGST çatısı altında bir araya gelmiş bir grup oyuncu tarafından sergileniyor. Cüneyt Yalaz ve İlker Yasin Keskin birlikte kaleme almışlar, kurgulamışlar, yönetmişler, oynamışlar. Diğer roller, Banu Açıkdeniz, Özgür Eren, Duygu Dalyanoğlu arasında bölüşülmüş. Özgür Eren ve Banu Açıkdeniz’in karakterleri sabitken, Cüneyt Yalaz, İlker Yasin Keskin ve Duygu Dalyanoğlu değişen karakterleri oynuyorlar. Yaklaşık 1,5 saatlik performansta, sürekli farklı karakterleri oynamak, bazen önceki karaktere yeniden dönmek, bir oyuncu için oldukça yorucu bir performanstır. Cüneyt Yalaz ve İlker Yasin Keskin bu performansın üstesinden tereyağından kıl çeker gibi geliyorlar.

Absürd Tiyatro’da öyle şaşaalı dekorlar göremezsiniz. Hayatın kendisi zaten uçamadığımız bir kafes değil midir? Koca bir ömrü geçiririz görünmeyen parmaklıklar arasında.

Özel Tiyatrolar’da rastlayabileceğimiz seyirci ayrıcalığı olarak, ne bir telefon sesi, ne sakız çiğneme sesi, ne esneme, ne de horlama sesi duymadan oyun izlemek ayrı bir keyifti.

Yorum


işlemi tamamlayınız: