23. İstanbul Tiyatro Festivali’nden Geriye Kalanlar

Yaşam Kaya

18 gün 17 mekanda teatral yolculuğunu tamamlayan İKSV 23. İstanbul Tiyatro Festivali’nde birbirinden farklı 5 oyunu izleme şansını yakaladım. Leman Yılmaz ve ekibinin hummalı çalışması meyvelerini her sene bol bol veriyor. Özellikle yabancı oyunların seçiminde yaratılan sinerji, ülke tiyatrosunun aydınlanması açısından önem teşkil ediyor. Rusya’dan Yunanistan’dan Belçika’dan Fransa’dan gelen oyunların yönetimsel anlamda yenilikçi algılara örnek olması hepimizin düşüncelerini bir adım ileriye taşıdı. Benim de izlediğim Traptown, Yevgeni Onegin, Ionesco Dosyası ve İran Konferansı dönemsel algıda hem içimizdeki çağı bambaşka aktarırken hem de teatral algıda dünyanın evirildiği boyutları görmemizi kolaylaştırdı.

Rus oyunların son dönemde dünya tiyatrosuna damga vurduğu günlerin içinden geçiyoruz. Puşkin’in önemli eseri olan Yevgeni Onegin oyunuyla Rus devrimi öncesine giderken, Belçikalı dans topluluğunun eseri Traptown ile çağın içinde felaketlerle dolu bir mit’sel yolculuğa çıktık. Fransızların Ionesco kavramı üzerinden yürüttüğü doğaçlama muhteşem psikolojik sorgulamalarla insanın sosyolojik ve psikolojik derinliklerine ulaştı. İran Konferansı ise özellikle son dönemde İran’da yaşanılan demokrasi ayaklanmalarını anlamamız açısından müthiş bir algı ortamı yarattı. Bu dört oyunun dışında festivalin açılış oyunu olan IO ise yine mitoloji üzerinden kadın haklarını, kadının toplumsal gücünü seyirciye aktardı. Kısmen başarısız olsa da açılışa yakışır bir çalışma olduğunu belirteyim. Ben şu konuda festivali eleştiriyorum; neden farklı bir grupla, farklı bir algıdaki çalışmayla açılış yapılmadı? Neyse bu konuyu sadece sorup geçtikten sonra festivalin en iyi çalışmasına geleyim.

Golden Mask Rusya Sahne Sanatları Festivali ve İstanbul Tiyatro Festivali işbirliğiyle Türkiye’ye gelen Eugene Vakhtangov Theatre, Puşkin’in muhteşem başyapıtı Yevgeni Onegin oyununu sahneledi. Oyunun sahneleme açısından başarısı özellikle oyuncuların karakter yaratımındaki gücünden geliyor. Sahnede oluşturulan tasarım ise ayrı bir büyü. Son derece kusursuz algıda, Rus coğrafyasındaki devrim öncesi yoksulluğu, soylu sınıfın kendinden aşağıda gördüğü insanları aşağılamasını keskin biçimde eleştiri yağmuruna tutan eser, Rimas Tuminas’ın dahiyane fikriyle devasa biçimde sahnelendi. Burada özellikle sahnenin kullanımı bağlamında oyunun önemli olduğunu düşünüyorum. Enka Vakfı’nın gösterim sponsoru olduğu eserin etkileyici görselliği ile dönemsel bir yolculuğa çıkmayı başardık.

İKSV İstanbul Tiyatro Festivali biz eleştirmenler açısından çok çok önemli. Nedeni ise, festivalin bugüne kadar yaptığı çalışmalar Türkiye Tiyatrosu’na büyük değer kazandırdı, kazandırmaya da devam ediyor. Leman Yılmaz ve ekibinin zekice çalışması sayesinde 23. İstanbul Tiyatro Festivali alnının akıyla bu seneki çalışmasını sonuçlandırdı.

LifeArtSanat



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: