Radyo-yu Hümayun: “Yıkımın Eşiğinde Bir İmparatorluk Komedisi“

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Yaşam Kaya

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da başlayan ‘açıkhava’ tiyatro organizasyonlarını takip ederken geçmişte izlediğimiz oyunları birer birer yeniden görme şansımız oldu. Birçok tiyatro grubu önünü göremediği için ‘yeni projeler’ ortaya koymakta tereddüt ediyor. Hal böyle olunca tiyatrodaki sezon projeleri ‘ödenekli tiyatroların’ elinde şekillenmeye başladı. Özel tiyatroların Covit-19 salgınıyla beraber gelir bağlamında ciddi sorunlar yaşadığı şu günlerde Türkiye’de çeşitli sahnelerde güzel projeler çıkmıyor değil hani. Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun yeni sezonda perde diyen Özlem Lale imzalı ‘Radyo-yu Hümayun’ adlı oyunu bunlardan bir tanesi. Hakan Taner Yıldırım’ın yönettiği gösteri kalabalık kadrosuyla, pandemi sonrası tiyatroyu özleyen seyircisiyle göz dolduruyor. Bornova Şehir Tiyatrosu’nun Genel Sanat Yönetmeni Onur Erdoğan yaşadığımız salgın sonrası insanlara umut aşılamak için ‘müzikli komedi’ oyunu seçmesi yerinde bir tercih olmuş. Fakat normal sahnelemeler dışında Açıkhava organizasyonları teatral tat adına yoğun olumsuzlukları beraberinde getiriyor.

Oyunla ilgili çok fazla spoiler vermeden konuyu anlatmaya çalışayım. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışından önce, 1. Dünya Savaşı yıllarında Hayri ve Hayrünnisa babalarından kalma konaklarında kalfaları Efser’le yaşam mücadelesi verir. Hayri, devlette çalışırken işler istediği gibi gitmez ve bir anda kendisini işsiz güçsüz evinde kardeşinin yanında bulur. Bu arada Hayrünnisa kendisine eve ders vermeye gelen müzik hocası Mehmet’e kardeşinin durumunu anlatır. Mehmet, kardeşi Kenan’ın yeni bir icat üzerinde çalıştığını, eğer bu icadın çalışması mümkün olursa tüm maddi sıkıntıların ortadan kalkacağını söyler. İcadın hayata geçirilmesi için çareler arayan Mehmet, Kenan ve Hayri, tefeci Moşe’den istemeyerek borç para alır. Derken para çalınır, yeniden para bulmak için uğraşın içine giren kafadarlar saraya kadar uzanan komedinin içine dalar. Olay böyle sürüp giderken tabi ki ortada dönen aşk hikayeleri de var. Metnin dramatik yapısına uygun biçimde komedinin olgunlaşması için çapkınlık, aşk, safça duygular, beklentiler konuda bolca kullanılır.

Oyunu daha önce Ankara Devlet Tiyatrosu’ndan izleme şansım olmuştu. Bornova Şehir Tiyatrosu’nun ekibinin genç ve de dinamik kadrodan kurulu olduğunu öncelikle belirtmeliyim. Yönetmen Hakan Taner Yıldırım oyuna çok doğru noktalardan eğilmiş. Müzikli komedi gösterilerinin en önemli sorunu temponun mutlaka belli bir çizgide ilerlemesidir. Yıldırım, tempoyu ilk baştan yüksek tutarak oyuncuların sahne hızının bu bağlamda kalmasını sağlıyor ki, insan daha ilk açılış sahnesinden merakla gelişecek olayları bekliyor. Hiç lafı eğip bükmeye gerek yok, ortadaki metin fazlasıyla zayıf, bunu müziklerin olmadığını düşündüğümüzde daha net anlarız. İşte bu noktada karşımıza yönetmenin ince zekası çıkıyor. Yönetmenin geçişlerde oyuncuların üzerinden yarattığı ahenk seyirciyi sürekli konuya bağlı tutuyor. Osmanlı ile ilgili konu olduğunda ve de komedi bu işin içinde yer aldığında radyonun metafor halinde çokta anlam ifade etmediğini anlıyoruz. TRT’ye ve günümüz dünyasına yapılan göndermeler ise tadında ve de tam vurucu noktalarda kullanılmış.

Hayri’de Murat Niyazi Emre’nin temposu oyunu baştan sona tek solukta izletiyor. Oyuncunun karakterinde yarattığı devinim son derece başarılı.  Hayrünnisa karakterinde Güzin Sönmez’ in dik ve asi kardeş rolü çok çok iyi. Ben Efser rolünde Melis Caba’nın oyunculuğuna hayran kaldığımı özellikle söylemeliyim. Çoğu noktada sahnede çaldığı rol ile oyunda öne çıkması kadın oyuncunun karakter yaratmadaki ustalığını açıkça göstermiş. Onun olduğu bölümlerde komedi sürekli canlı kalıyor. Mehmet’te Hakan Taner Yıldırım ile Kenan’da Hürkan Ünal’ın konuya kattıkları enerji, hem aşk hikayesinin olgunlaşması adına hem de oyunun seyri açısından olumlu. Ekibin tamamı üzerine düşen neyse fazlasıyla yerine getiriyor. Açıkhava sahnesinde teknik anlamda yorum yapmak istemiyorum. Işık, kostüm ve dekor yapısını hiç ama hiç anlayamıyoruz, ki bu çok normal. Sedat Utku Gücoğlu’nun müzikleri tamam, ama Uğur Saatçi’nin sözleri müziklerin yanında biraz sönük. Unutmadan söylemeliyim, oyundaki anlatıcı kadınların ekiple uyum içinde, biraz daha canlı olması gerekli.

Bornova Şehir Tiyatrosu’nun başarılı ‘Radyo-yu Hümayun’ oyunu içinden geçtiğimiz salgın günlerinde, biz tiyatro eleştirmenleri için sahne umudunun var olduğunu beynimize kazıdı. Kaliteli ekibin çalışmasını mutlaka izlemelisiniz, kesinlikle öneririm!

LifeArtSanat

Paylaş.

Yazar Hakkında

Yazarın bütün yazıları için tıklayınız:

Yanıtla