27 Kasım IDEA Dünya Yaratıcı Drama Gününün Ardından

Pinterest LinkedIn Tumblr +

İhsan Metinnam

27 Kasım, bütün dünyada 2007 yılından beri IDEA – Dünya Drama ve Tiyatro Eğitimcileri Üst Birliği (International Drama and Theatre Education Association) yaratıcı drama günü olarak kutlanmaktadır. Ülkemizde de bu gelenek 2009 yılından bu yana, Çağdaş Drama Derneği tarafından kesintisiz bir biçimde devam ettirilmektedir.

Dünyada her şeyin bir günü vardır; şaka günü, süt günü, hijyen günü, gazeteciler günü, gümrük günü, sigarayı bırakma günü, kukla günü, kitap günü… Liste uzayıp gider. Bütün bu günler, insan deneyiminin ve duyarlılığının bir sonucu olarak doğmuştur. Hepsinin dikkat çekmeyi istediği bir şey, duyarlılık oluşturarak insanlığı daha güzel bir yere taşımaya yardımcı olmak gibi bir amaçları vardır.

Peki bu günlerden biri olan dünya yaratıcı drama günü neye dikkat çekmek istiyor olabilir? Yanıt çok basit: Yaratıcı drama, yılın üç yüz altmış beş gününde algı oluşturmak amacıyla insan duyarlılığına ait ne varsa bütün hepsine dikkat çekmek istiyor. Çünkü ünlü yaratıcı drama eğitimcisi Dorothy Heathcote’un da vurguladığı gibi “insanla ilişkili her şey yaratıcı dramanın konusu olabilir”.

Bir yaratıcı drama oturumunda, süt fabrikalarının hijyen koşulları ele alınabilir. Böylece ebeveynler çocuklarının içtiği sütün üretim süreci hakkında bilgi sahibi olurlar. Bu bilgiyle süt üretimini denetleyebilir, belki de tüm dünyadaki süt dağıtımı koşullarının daha hijyenik hale gelmesini sağlayabilirler. Ya da bir başka oturumda, kitapların, hortumlarından su yerine alevler fışkıran itfaiyeciler tarafından yakıldığı kurgusal bir dünyada, kitapların insanlar için öneminin ne olduğu sorgulanabilir. Böylece kitapların gerçek değeri daha iyi anlaşılabilir. Bu da belki, yıllardır yakındığımız kitap okuma alışkanlığı kazandıramama sorunumuza kendiliğinden bir çözüm olur.

Tüm özel günlerde, o özel günlerin önemini ve anlamını duyuran bildiriler paylaşılır. Bu bildirilerin temel amacı, insan deneyiminin o özel günle ilgili olan yanını daha ön planla çıkartarak herkes için daha belirgin hale getirmektir. Bu yüzden, her özel günde bir günlüğüne tüm dünyanın önünde kürsüye çıkılır. Günün anlam ve önemine ilişkin insanları bilinçlendirme çabasına girişilir.

Yaratıcı drama, tüm bu özel günlerin bildirilerinde dert edindiği şeyleri insanlara roller aracılığıyla birebir deneyimletme olanağına sahiptir. Yaratıcı drama oturumlarında, gazeteci, çiftçi, yazar, öğretmen gibi rollere girebilirsiniz. Diğer bir deyişle, gerçekmiş kadar samimi bir kurguda, insanlığı inşa eden büyük deneyimin bir parçası olabilirsiniz. Bu anlamda, yaratıcı drama icra edildiği her yerde ve bütün zamanlarda hep bireyin ve toplumun yüksek yararını gözetmiştir diyebiliriz.

İşin en güzel yanı, nitelikli bir eğitim alan herkes yaratıcı dramada ustalaşabilir. Yaratıcı dramada ustalaşmak, bir tür yaşama ustalığına da sahip olmak demektir. Çünkü yaratıcı drama, günlük deneyimleri canlandırma yoluyla ele alan, bu deneyimlerin derinlemesine sorgulanmasını sağlayan bir estetik eğitim sürecidir. Estetik, duyusal algı alanına ait her şeyle ilgilenir. Estetik, duyusal alanda güzeli aramanın bilimidir. Güzeli aramak, bütün insanlar gibi hepimizin daha güzel bir dünyada yaşamak isteğinin en temel koşuludur. Herkes kendi açısından düşlediği güzel bir dünyada yaşamak ister. Yaratıcı drama ise bütün toplumu estetik olarak dönüştürmeyi, dünyayı daha güzel bir yer haline getirmeyi amaçlar. Bunun için de hepimizi güzel olanı araştıran kaşifler olmaya davet eder.

Güzel bir dünyaya ilişkin düşlerimiz elbette aynı olmayabilir. Yaratıcı drama, farklar üzerine kurulu çatışmacı büyük toplumsal anlatıyı, bizim ve başkalarının yaşam deneyimi üzerine derinlemesine düşündüğümüz, bu düşüncelerin ortak değişim, diyalog arzusu yarattığı ve bu büyük toplumsal anlatının uzlaşmaya dönüştüğü bir noktaya ulaştırmayı amaçlar. Çünkü yaratıcı drama, kapsayıcı, farklı eğitim ortamlarının koşullarına uyarlanabilen, bu değişik ortamlardaki insanların dünyayı okuma, anlamlandırma biçimini hesaba katan, gerçekçi, insanları harekete geçirip dönüştüren bir yöntem ve disiplindir. Yaratıcı drama eğitimcisi Philip Taylor’un yakında Türkçeye kazandırılmış olacak “Drama Classroom (Drama Sınıfı)” (2001) kitabında önyargıların masalların alternatif versiyonları üzerinden sorgulatılmasına yer verdiği bir çalışmasında da belirttiği gibi “biz öyküleri, masalları, imgelemimizde, kötü, büyük, acımasız gibi özelliklerle inşa edilmiş yerleşik bir imaja sahip kurdun gözünden de dinlemeye ve onu anlamaya hazır olmalıyız.”

Peki insanlığı ve dünyayı bu denli güzelleştirebilecek yaratıcı drama alanı bunu hakkıyla yapabilecek olanaklara sahip mi? Şüphesiz ülkemizde yaratıcı dramayla ilgili yapılan çalışmalar, tüm dünya tarafından dikkatle takip ediliyor. Yazının başında sözü edilen IDEA’nın çok yakın zamanlarda çevrimiçi olarak gerçekleştirilen genel kurul toplantılarında, dünyanın her yerinde drama ve tiyatro eğitiminin salgın sürecinde uzaktan gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğine ilişkin yoğun bir tartışma yaşandığı görülmüştür.

Bu tartışmalarda ağır basan ise dramayı, tiyatroyu ve oyunu ayrım gözetmeksizin, her koşulda çocuğundan yaşlısına tüm insanlara ulaştırma sorumluluğuydu. Ülkemiz, bu sorumluluğu salgının en şiddetli olduğu mart ayının ortalarından beri elinden geldiği kadar yerine getirmeye çalışıyor. Özellikle ülkemizdeki yaratıcı drama çalışmalarında öncü konumda olan Çağdaş Drama Derneği’nin geliştirdiği ve hala üzerinde çalıştığı uzaktan eğitim uygulamalarıyla ilgili alanda etkinlik gösteren birçok kuruluş  bilgi sahibi olmak istiyor. Federal Almanya Oyun ve Tiyatro Üst Birliği’nin (BAG), “Work Under Pandemic (Pandemi Koşullarında Çalışmak)” başlıklı uluslararası röportaj serisine ülkemizle başlamak istemesi bunun en önemli kanıtlarından biri olarak gösterilebilir.

Yine şüphesiz ki salgın döneminde olduğu gibi salgın öncesinde de yaratıcı drama, insan ve toplum yararına sayısız güzel iş yapıyordu. Ancak hala üniversitelerimizde, yaratıcı drama öğretmenliği lisans programının açılmasını sağlayabilecek bir anabilim dalı yok. Dolayısı ile  lisans veya yan dal programı da yok. Yaratıcı drama, üniversitelerimizde sanat eğitimi çatısı altında bir bilim dalı, bir sanat eğitimi alanı olarak tanınmıyor. YÖK hala sanat eğitimini sadece resim ve müzik ile sınırlı tutuyor. Üniversitelerin eğitim fakültelerindeki yaratıcı drama derslerinin büyük bir kısmı bu alanda yeterli olarak yetişmemiş alan uzmanları tarafından veriliyor. Bu da öğretmen adaylarının hizmete başladıklarında çok etkili bir öğretim yöntemi olduğu sayısız akademik çalışmayla kanıtlanmış yaratıcı dramayı yeterince etkili kullanamamalarına neden oluyor.

Madalyonun öbür yüzünde, resmi ya da özel okullarda yarı zamanlı çalışan yaratıcı drama eğitmenlerinin özlük hakları korunamıyor. Yaratıcı drama öğretmenleri hala boş zamanları iyi geçirme öğretmeni, gösteri öğretmeni ya da her işe koşması beklenen joker öğretmen olarak görülebiliyor. Bunun en temel nedeni, yaratıcı dramanın halen bağımsız bir bilim dalı, sanat eğitimi alanı olarak kabul görmemesidir.

Yaratıcı dramanın bağımsız bir bilim dalı, sanat eğitimi alanı olarak kabul görebilmesi için ilk adım bir doçentlik alanına (Üniversiteler Arası Kurul’un tanımladığı anahtar kelime ya da kelimelere) sahip olmasıdır. Böylece istenilen nitelik ve sayıda yan dal ve lisansüstü eğitim programları açılabilir. Arzu edilen yeterlik ve yetkinlikte alan uzmanları yetiştirilebilir. Her ne kadar Türkiye’de yaratıcı drama eğitmeni açığını nitelikli bir biçimde kapatmak için çalışan demokratik kitle örgütleri olsa da bu örgütlerin eğitim politikalarına etki etmekteki gücü sınırlı kalabiliyor.

Üniversitelerde yaratıcı drama anabilim dallarının olması, alanımızın bilim dünyasında ve doğru orantılı olarak sosyal yaşamda çok daha güçlü bir biçimde savunulmasına da olanak sağlayacaktır. Bu bağlamda, her ne kadar dışarıdan çok uzak görünseler de akademisyenlerin, özel ya da resmi okullarda  yaratıcı drama öğretmenliği yapanların en acil birleşmesi gereken ortak noktalardan biri de budur. Bu mücadele, yaratıcı drama alanına emek veren herkesin mücadelesi olmak zorundadır.

Yaratıcı drama, üniversitelerde bağımsız bir bilim dalı olarak yer almadıkça, yaratıcı dramanın insan ve toplum yararına tam verimle çalışması zor görünüyor.  Bu durum, üç yüz altmış beş gün boyunca takvimi dolduran tüm özel günlerin anlam ve önemlerinin yine bir günlüğüne konuşulduğu, çok şeyin değişmediği bir gerçekliğe gerisin geri dönmemize neden oluyor. Bütün yılı insanlığı daha iyi hale getirecek bir tür özel günler borsasına dönüştürmek, insanlık değerlerinin bu borsada yükselip alçaldığı, bu yüzden yüreklerimizin sıkıştığı anlar yaşamak yerine yaratıcı drama alanına destek verebiliriz.

Hep beraberce düzeltmek istediğimiz ne varsa birlikte çalışmaya başlayabiliriz. Bu yılın dünya yaratıcı drama günü ulusal bildirgesinde Prof. Dr. Yaşare Aktaş Arnas’ın da dile getirdiği gibi yaratıcı dramayla “BİR OLMAYA”, birlikte olmaya!

Kaynaklar

Taylor, P. (2001). The drama classroom: Action, reflection, transformation. Newyork: RoutledgeFalmer.

Paylaş.

Yazar Hakkında

Yazarın bütün yazıları için tıklayınız:

Yanıtla