İstanbul DT’de Bir Aşk Oyunu; “Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk”

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Savaş Aykılıç

Yazan: Cezmi Ersöz

Yöneten: Serap Eyüboğlu

Dekor-Kostüm Tasarımı: Serpil Tezcan

Işık Tasarımı: Ayhan Güldağları

Müzik: Vedat Sakman

Oyuncular:

Adam: Kürşat Alnıaçık

Serseri: İsmail Kavrakoğlu

 

Oyundan İzlenimler…

Sevgililer günü. Ve yalnız bir genç adam. Bütün gece sevgilisi Elif’in gelmesini bekliyor.

Entelektüel bir yazardır genç adam. Bunalımda. Sürekli karıştırarak içiyor ve yalnızlığını sorguluyor. Nerede ilk hatayı yaptı? Neden yalnız?

Dramatik bir hızla ilerliyor saat ve Elif ortalarda yok. Mahallenin Serseri’si/ayyaşı arada sırada dışarıdan laf atıyor ona. O, bir kız arkadaşına Elif’i aratıyor, intihar etmek ve evini yakmak üzere olan terk edilmiş bir erkek arkadaşı O’nu arıyor. Yazılarını takip eden bir bayan hayranı arayıp O’nun “Bir Adaya Gitmek” yazısını okuyor O’na…

Merve -eski kız arkadaşı- intihar etmiş. Ötekini o terk etmiş, berikine değer vermemiş. Ne zaman çağırsa eve gelen bir kız arkadaşını arıyor ama aksilik bu ya o da bu akşam meşgul.

Kendisine önem ve değer verenlere önem ve değer vermemiş; kendisine önem ve değer vermeyenlere sırılsıklam âşık olmuş, bağlanmış adam. Althusser’in toplama kampında kendisine verilen yemekleri gömüp saklaması gibi O da sürekli sevgililerini başkalarıyla yedeklemiş ama bir gün bir de bakmış ki toprağa gömülen yiyeceklerin bozulması ve kokuşması gibi yedeklediği sevgilileri ile olan ilişkisi de benzer bir akıbete uğramış (mundar olmuş).

O’nun yazdığı son dergi makalesini okuyan telefondaki ses tanıdık bir sese benziyordu sanki. Adam o kadar çok içmiş ve öyle yürek yorgunu ki kendi ile hesaplaşmaktan, çıkaramıyor o sesin sahibini.

Makalesinde anlattığına göre, O, ıssız bir adaya gitmek üzere hazırlanıyor. Hiç kimsenin onu yargılamayacağı, sorgulamayacağı, aşk acısı çekmeyeceği bir adaya…

Sonunda anlıyor ki O, bu akşam dağıttığı oda, o adadır; o adam kendisidir ve o ses de bütün gece yolunu gözlediği sevgilisidir.

Oyunculuk

Tek kişilik sayılabilecek (arada sırada çıkan Mahallenin Serseri’sini/ayyaşını saymazsak) oyunda Kürşat Alnıaçık yüksek bir sahne performansı ile karşımızda. Son zamanlarda izlediğim bir oyunculuk virtüözlüğüne imza atıyor. Kaçırılmamalı, mutlaka izlenmeli.

Akşamdan kalma, bunalımlı bir yazarın “bilinçaltından notlar” okuyan bohem aydın kompozisyonu ile Alnıaçık seyir keyfi üst sınırlarda bir gösteri sunuyor. Modern dansçı olması ve canlandırdığı karakterin iç dünyasının çatışmalarını ve acılarını görselleştirmede modern dansı ustaca kullanması seyir zevkini adeta ikiye katlıyor. Bu anlamda bu rolü böyle modern dansla kotarabilecek oyuncu sayısı ya çok azdır ya da yoktur.

Dekor ve Kostüm

Dekor ve kostüm tasarımında Serpil Tezcan markasını konuşturmuş. İlk sahnede bu soğuk kış gününde niçin yazlık kostüm giydirdiğini oyunun finalindeki sürprizle anlıyorsunuz ancak. Dekor da sade ama oyunun ihtiyacı kadar.

Oyuncunun yerden yere vurduğu, üstüne bindiği, tekmelediği, devirdiği, kadın gibi adeta seviştiği askılı koltuk tasarımı yönetmenin mi, oyuncunun mu, yoksa dekoratörün mü; yoksa her üçünün de mi çok merak ettim ve çok beğendim. Çünkü çok işlevsel. Adamın hem yalnızlığı, hem bunalımını, hem sevgilileri ve kendi ile yaşadığı çatışmaları bu objelerle anlatım buluyor.

Işık

Ayhan Güldağları, sade ama titiz ışıklaması ile göz dolduruyor. Özellikle sahnenin önünde ve yerden verilen (ramp) ışıkları ile geneldeki incelikli ışık tasarımı; oyun kahramanının çeşitli mekanlarda ve durumlardaki değişimlerini ve iç hesaplaşmasının tonlarını ustalıkla sergilemesine yardımcı oluyor.

Reji

Serap Eyüboğlu, belli ki, her usta yönetmen gibi, oyuncusunun yeteneklerine ve yaratıcılığına güvenmiş, oyuncusunun önünü açmış. Metne getirdiği “yazarın ‘ada’daki iç hesaplaşması” konsepti/yorumu ve bu yoruma uygun gerçekleştirdiği dramatik kurgu ile sıkı bir dramaturgi çalışması yaptığı belli oluyor.

Belki de bilinç akışı tekniği ile serbest çağrışımla birbiriyle iç bağlantıları kurmada zorlanılan ve bu yüzden de biraz dağınık izlenimi veren metni, Eyüboğlu tiyatro dili ile ustaca toparlamış görünüyor.

Bir saatlik, kısa ama vurucu, çarpıcı, şaşırtıcı, sarsıcı; aşk hakkında yeni şeyler söyleyen; bir entelektüelin-cesur bir şekilde- kendi ile, çağı ile, dünya ile, devrim ile, annesi ve aşkları ile hesaplaştığı ilginç ve sıra dışı bu güzel oyunu kaçırmayın.

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Savaş Aykılıç

Yanıtla