Yeniden Başlamak Ama Nereden?

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Rumeysa Ercan

Bin bir türlü zorlukla ve büyük bir felaketle geçirdiğimiz günleri geride bırakıyoruz. Ama bırakabildiğimiz tek şey takvimler, günler ya da aylar oluyor. Yitirdiklerimizin, kaybettiklerimizin, bu süreçte birçok travmaya maruz kalmış ruhumuzun ve hatta belki de bedenimizin izlerini nasıl geride bırakalım peki? Olanları tek tek anlatıp, yeniden dile getirmek istemiyor ruhum. Öylesine yorgun, öylesine bitkin ve öylesine hissiz artık…Çünkü bu öfkenin, çaresizliğin, acının ya da hüznün tarifi yok! Şimdi yeniden başlamak gerek bir şeylere, o gücü içimizde bulup bir adım atmak umuda, başlangıçlara, bize en iyi gelen şeylere tutunup bir nebze de olsa nefes almaya çalışmak… Evet, yeniden başlamak ama nereden?

Televizyondan, haberlerden, sosyal medyadan ve gündemden bir türlü kopamadığımız şu günlerde zihnimizin içinde dolaşan öyle çok konu var ki. Üstelik her geçen gün bir yenisi daha eklenmekte! Yaşadığımız toplumsal felaket yetmezmiş gibi üzerine bir de bitmek bilmeyen siyasi gündemimiz var. Çoğu zaman daha fazla öfkeye, çaresizliğe ve umutsuzluğa gebe bırakıyor bizi… Bir an sevinecek oluyoruz sonra yeniden merhaba diyor bize tüm çirkinliği ile! Durun diyor, öyle kolay sevinemezsiniz illaki bir çıkışsızlık da olacak ortada! Sanki ülkemiz hiçbir zaman sevinemeyeceklerin ülkesi gibi… Değişimin şart olduğunu hepimiz görüyor, talep ediyor ve umut ediyoruz. Evet bunun için de gerekli yeniden başlamak ama nereden?

Elinden tutmak istediğimiz ve tutmak zorunda olduğumuz milyonlarca insanımız var. Kaybettiklerimizin yasını her an her gün anımsarken, yaşayanların da yaralarına bir nebze umut olmak istiyoruz. Onlara da hep birlikte kol kanat germemiz gereken günlerdeyiz. Kalanlar olarak gidenlere bir mücadele borcumuz var. Yeni bir işi, yeni bir hayatı, yeni bir evi, yeni bir şehri onlar için inşa etmemiz gerek… Ama bu kez kumdan betonlarla, kolonlarla, kirişlerle değil, en sağlam olanlarından sevgiyle, içtenlikle ve dayanışmayla… Konu onlar için de yeniden başlamak ama nereden?

Tam da böyle günlerde bizi dayanışmanın gücüne inandıran bir sanatımız var. “Tiyatronun iyileştirici gücü” gerçekten bu kadar büyük travmayı da iyileştirir mi bilemiyorum ama her ne olursa olsun, her felakette ilk vazgeçilen şey sanat iken, sanatın dayanışmaya çağıran ilk yer olması da ayrı bir öneme sahip. Sahneler, tiyatrolar bizim aynı duyguda ortaklaştığımız, aynı toplumsal soruna bazen ağladığımız bazense güldüğümüz, bir şekilde aidiyet duygumuzu hissettiğimiz yerler. Yaşadığımız travmatik olayı ancak kolektif bir şekilde, birbirimize daha çok tutunarak, daha çok sarılarak ve bu kez aynı acıda buluşup öfkemizi, yasımızı, isyanımızı haykırarak atlatacağız belki… Bu duyguları içimizde taşırken izlediğimiz oyunlarla bambaşka meseleleri görüp, bambaşka dertlerle de dertleneceğiz elbette! Bir çeşit duygu sağaltımı bu. Kendimizi ya da hayata dair tüm deneyimlerimizi bir anlığına kaybedip başka bir evrende başka bir şekilde yeniden bulmak gibi bir şey… İlerleyen yıllarda bu felaket de bir şekilde yerini alacak oyunlarımızda. Toplumsal belleğimize mıh gibi kazınan bu acılı günlerin bambaşka etkileriyle de yüzleşeceğiz bütün bu yaşananları hiç unutmadan! Bunu düşündüğümde Brecht geliyor aklıma, Brecht’in savaş zamanında yazdığı oyunları ve “epik” kavramını nasıl dile getirdiği… Ve hepimizin aklına gelen şu replikler çınlıyor kulaklarımda:

“Karanlık dönemlerde peki,

 Şarkı da söylenecek mi?

Elbette şarkılar da söylenecek,

Belgeleyen karanlık dönemleri”

Her ne kadar bu dönemde tiyatro ya da sanat kimileri tarafından “gereksiz” bulunsa da durum tam da Brecht’in dediği gibi aslında. Üstelik tam da şimdi konuya “epik” bir yaklaşımla bakma vakti! Yeniden başlamak ama nereden? Tiyatrodan, sanattan, dayanışmadan… Yeniden başlamak, ancak dayanışmayla olabilecek bir şey çünkü.

Fotoğraf : Mattia Flip

Fiziksel Tiyatro Araştırmaları’nın kurucusu ve clown atölyeleri ile tanınan Güray Dinçol’un öncülüğünde başlatılan “Performans Sanatçıları Saha Çalışmaları İçin Neler Yapabilir” adlı seminer serisi ve ardından gerçekleşen “Beden Sesleri ile Oyun Kurma”, “Sosyal Clown” ve “Esnek Oyun Çalışmaları” seminerleri sahada kendini göstermeye başladı. Bu seminerlerden sonra Osmaniye, Hatay, Gaziantep, Islahiye ve Maraş’ta 30 farklı noktada oyunlar oynayan ve Clown Me In, Clowner Utan Granser gibi uluslararası ekiplerin de içinde olduğu “Sınır Tanımayan Palyaçolar”ın çalışmalarından gelen görüntüler içimizi ısıttı. Dinçol’un ve Clowner Utan Granser’ın sosyal medya hesaplarında paylaşılan bu görüntüler ve sahaya dair gözlemleri beni derinden etkiledi. Yangın yerinde gördüğümüz o kocaman gülümsemelere ne kadar da ihtiyacımız varmış meğer. Sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de öyle. Biraz da olsa yaşam sevinci verdi o tebessümler, vermeye de devam edecek gibi görünüyor. Böylesine ince bir düşünceyle tam da acının göbeğine, sahaya çıkma cesareti gösteren tüm performansçıların, buna öncü olanların ve gerçekten de sınır tanımayan palyaçoların yüreklerine sağlık!

Sahada durum böyleyken sahnelerde de #iyileşmekiçinsahnedeyiz diyerek yeniden perdelerini açan ve gelirlerini İyilik Melekleri Derneği’ne bağışlayan pek çok ekip, pek çok oyun var. Tiyatro Kooperatifi ortağı olan 76 özel tiyatro ekibi de #sahnedendayanışma çağrısı ile oyun gelirlerini Afet Platformu üyesi olan İhtiyaç Haritası’nın “Bir Kira Bir Yuva” projesine bağışlıyorlar. Bir diğer seçenek olarak Afet Platformu’nda yer alan herhangi bir STK’nın destekçisi, üyesi ya da gönüllüsü olan seyirciler için dayanışma bileti sunuyorlar. İmkansızlıklara rağmen ellerinden gelen desteği sağlayan tüm tiyatro ekipleri bu noktada sonuna kadar desteklenmeyi hak ediyor. Pandeminin, zorlu ekonomik koşulların, artan sahne kiralarının ve enflasyonun altında ezilirken, üstelik sezonun içinde yaşanan felaketten dolayı bir aydır tek bir gelir bile elde edemezlerken sahnelerini dayanışmaya açmaları çok kıymetli. Dilerim seyirciler de bu durumun farkında olarak dayanışmaya ortak olurlar.

Ne kadar zorlansak da geçmeyecek gibi gelse de biliyoruz ki umut hep var içimizde. Biz yine ürettiklerimizle, oyunlarımızla, şarkılarımızla, sanatımızın eleştirel gücü ile var olarak aşacağız bunları. Hala sesi duyulmayanlar için ses olacağız bazen, hala konuşulmayan konuları dile getirip sahnemize taşıyacağız bazen, içinde yaşam sevinci olmayanlara gülüşümüzle cesaret vereceğiz bazen…

Evet yeniden başlayabiliriz birlikte, dayanışmayla, sanatla ve sevgiyle…

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Rumeysa Ercan

Yanıtla