Ormandaki Süpriz/Nedim Buğral

Ormandaki Süpriz adlı oyun, Bursa bölgesinde çalışmalarını sürdüren tiyatro ve drama eğitmeni Nedim Buğral’ın metnini çocuklarla birlikte oluşturduğu özgün bir metindir. Yazarın yaptığı çalışmalarla ilgili ayrıntı bilgi için http://www.nedimbugral.net/ adlı siteyi ziyaret ediniz.

Oyun Kişileri

1. Zeytin – Öğrenci 7-9 yaşlarında

2. Zeytin – Öğrenci 7-9 yaşlarında

3. Zeytin – Öğrenci 7-9 yaşlarında

4. Zeytin – Öğrenci 7-9 yaşlarında

5. Zeytin – Öğrenci 7-9 yaşlarında

6. Zeytin – Öğrenci 7-9 yaşlarında

1. Tamtam – Öğrenci 7-9 yaşlarında

2. Tamtam – Öğrenci 7-9 yaşlarında

3. Tamtam – Öğrenci 7-9 yaşlarında

4. Tamtam – Öğrenci 7-9 yaşlarında

5. Tamtam – Öğrenci 7-9 yaşlarında

6. Tamtam – Öğrenci 7-9 yaşlarında

Televizyon – Öğretmen tarafından oynanabilir

(Orman görünümü. Ortada büyük bir ağaç vardır. Ağaca büyük bir afiş asılmıştır. Afişte “Dikkat! Ormanımızda icat yarışması yapılacaktır. En ilginç icadı yapan gurup 500 hindistan cevizi kazanacaktır. Yarışmaya en az altı kişi katılabilir.”  yazmaktadır. Müziğin azalması ile dışardan kavga sesi gelir.)

1. Zeytin        :  Abla bırak o çantayı. O çanta benim.

2. Zeytin        :  Hayır benim. Çantamdan ellerini çek.

1. Zeytin        : Çekmeyeceğim.

2. Zeytin        : Çek dedim sana. Bak  sonra çok kötü olur.

1. Zeytin        : Seni anneme şikayet ederim.

2. Zeytin        : Edemezsin.

1. Zeytin        : Ederim!

2. Zeytin        : Edemezsin!

1.-2. Zeytin    : Ederim. Edemezsin. Ederim.

(Bu şekilde kavga ederek ilanın bulunduğu ağacın önüne kadar çantayı çekiştirerek gelirler. Ablanın gözü ilana takılır.)

2. Zeytin        : Hıı ! (Çantayı bırakır.) Ormanımızda icat yarışması yapılacaktır. En ilginç icadı yapan gurup beşyüz hindistan cevizi kazanacaktır. Yarışmaya en az altı kişi katılabilir.

1.-2. Zeytin    : (Aynı anda konuşurlar.) Beşyüz hindistan cevizi mi?

(1. Zeytin ağaca dönük yazılanı okumaya devam eder.)

2. Zeytin        : (Sahne önüne yürürken konuşurlar.) Kardeşimi ikna edersem iki kişi oluyoruz. Dört kişi daha bulmam lazım. Kardeşiiiiim.

1. Zeytin        : Efendim.

2. Zeytin        : Çanta sende kalabilir. (Omzundan sarılır. Çıkarken konuşmaya devam eder.) Bak. Sen ve ben iki kişiyiz. Dört kişi daha bulursak bu yarışmaya katılabiliriz. Gel bizimle yarışmaya katılacak dört kişi daha arayalım. (Sahneden çıkarlar.)

(Sahneye dört kişi birbirinin omzuna yaslanmış ve uyuklayarak girer.)

3. Zeytin        : Benim çok uykum var.

4. Zeytin        : Benim de çok uykum var.

5. Zeytin        : Burada rahat rahat uyuyacağımız bir yer olsa keşke.

6. Zeytin        : Ve hep uyusak.

3. Zeytin        :Uyuklamaktan başka bir şey yapmıyoruz.

4. Zeytin        :Yapacak başka bir şeyimiz yok ki.

5. Zeytin        :O zaman susun da uyumaya devam edelim.

6. Zeytin        :Şu ağacın dibi sessiz görünüyor. Burada uyumaya devam edebiliriz.

(Üçü uyuklamaya devam eder. 6. Zeytin ağaca en yakın olanıdır. Gözleri yarı açıkken ilanı fark eder.)

6. Zeytin        :Hııı !  Bu da ne!  Dinleyin beni. Beşyüz hindistan cevizi ödülü olan bir yarışma yapılacakmış.

5. Zeytin        : (Uyuklarken konuşur.) Canım uyumak varken beşyüz hindistan cevizi ödüllü yarışmadan bize ne!

4. Zeytin        : Bence sen rüya görüyorsun. Kim bu kadar büyük bir ödül verir ki!

3. Zeytin        : Yahu bırakın gevezeliği de uyumaya devam edelim. Nedir bu beşyüz hindistan cevizi lafı.

Hepsi             : Beşyüz hindistan cevizi mi?

6. Zeytin        : Ama altı kişi lazımmış.

3. Zeytin        : Ne duruyoruz. Yarışmaya bizimle katılması için iki kişi daha bulalım.

Diğerleri        : Hadi bulalım.

(Girişlerinin aksine son derece canlı bir şekilde koşarak sahneden çıkarlar. Sahneye diğer yönden bezgin bezgin yürüyerek altı yeni oyuncu girer.)

1. Tamtam     : Ne kadar sıkıcı bir gün. Yapacak iyi bir işimiz de yok.

(Diğer beşi onaylar biçimdedirler ve sahnede değişik yerlere dağılmışlardır. Çoğu bezgin bezgin oturmakta ve konuşan arkadaşlarını dinlemektedir.)

1. Tamtam     : (Ağaca yaslanır. İlanı eline alır, farkında olmadan okumaya başlar) Yani şu ilanda yazan gibi bir şey olsa. Hem yeni bir şey icat etmeye çalışırken eğlenceli zaman geçirsek, hem de sonunda beşyüz hindistan cevizi gibi büyük bir ödül kazansak.

Diğerleri        : Beşyüz hindistan cevizi mi? (Birden kendilerine gelirler, 1. Tamtamın etrafında toplanırlar.)

1. Tamtam     : Vay canına bu yarışmayı kazanırsak bu ödülle neler yapılmaz ki? Kocaman bir çikolata fabrikası kurabiliriz bu beşyüz hindistan cevizi ile.

2. Tamtam     : Çikolata fabrikası mı! (Olduğu yere bayılır.)

1. Tamtam     : Yada bir tekne alıp bütün dünyayı gezebiliriz.

3. Tamtam     : Dünyayı mı gezeceğiz! (Olduğu yere bayılır.)

1. Tamtam     : Beşyüz hindistan cevizi ile bir oyuncak mağazasındaki her şeyi alabiliriz.

4. Tamtam     : Oyuncak mağazası mı! (Olduğu yere bayılır.)

1. Tamtam     : Beşyüz hindistan cevizi o kadar çok para ki bütün ormanı oyun parkına çevirebiliriz.

5. Tamtam     : Oyun parkı mı! (Olduğu yere bayılır.)

1. Tamtam     : Yada sürekli tatil yaparız.

6. Tamtam     : Sürekli tatil mi? (Olduğu yere bayılır.)

1. Tamtam     : Evet yapacak ne çok şey var. Ama önce bu yarışmayı kazanmak için ne icat etmeliyiz onu düşünelim. (Herkes yerde bayılmış bir biçimde yatmaktadır.) Siz beni dinlemiyor musunuz?…. Peki o zaman ben de kendime yarışmaya katılmak için yeni arkadaşlar bulurum.

Diğerleri        : (1. Tamtam çıkarken seslenir.) Dur bizi de bekle.

(Girdiklerinin aksine oldukça canlı bir biçimde çıkarlar. )

2.sahne

1. Zeytin        : (Sahneye üzgün bir biçimde girerler.) Koca ormanda bizimle birlikte yarışacak dört kişi bulamadık.

2. Zeytin        :Çünkü yeterince aramadık. Sen hemen yoruldun.

1. Zeytin        :Ben yorulmadım. Sen birkaç kişi katılmayacağız deyince vazgeçtin.

2. Zeytin        :Vazgeçmedim. Sadece bu yarışmaya kimlerle katılabiliriz diye şurada oturup düşünmem lazım.

1. Zeytin        :Vaktimiz az. Bir an önce birilerini bulmalıyız.

2. Zeytin        :Altı kişi olduktan sonra nasıl bir icat yapacağımızı da düşünmeli sonra çalışmaya başlamalıyız.

1. Zeytin        :Önce dört kişi bulmalıyız.

2. Zeytin        :Nereden bulacağız?

(Oturup düşünmeye başlarlar.)

3. Zeytin        : (Sahneye yorgun bir biçimde girerler.) İki kişi bulmak için bütün ormanı aramamız mı gerekecek?

4. Zeytin        : En iyisi uyumaya devam etmek. Nasılsa kimseyi bulamayacağız.

5. Zeytin        : Hemen pes etmeyelim. Belki yarışmalara katılmak isteyen birileri vardır.

6. Zeytin        : Bir an önce bulmamız lazım. Daha nasıl bir icat yapacağımızı düşünüp sonra çalışmaya başlamalıyız.

3. Zeytin        : Her şeyden önce iki kişi bulmalıyız.

2. Zeytin        : (Diğerlerine sırtı dönüktür ve onları fark etmeden cevap verir.) Hayır dört kişi.

3. Zeytin        : (Aralarından birisi söyledi zanneder.) Biz dört kişiyiz, iki kişi yeter.

2. Zeytin        : Saymayı bilmiyorsun galiba biz iki kişiyiz, dört kişi değil.

3. Zeytin        : (Arkasını dönerek sayar.) Bak. Bir, iki, ÜÇ, DÖRT, BEŞ, ALTI !!!

2. Zeytin        : Bir, iki, üç, dört, BEŞ, ALTI !!!

2, VE 3. Zeytin : (İkisi aynı anda teki verir.) Altı mı!

2. Zeytin        : (Kardeşine dönerek konuşur.) Şanslı günümüzdeyiz. Galiba dört kişi bulduk.

3. Zeytin        : (Arkadaşlarına dönerek konuşur.) Şanslı günümüzdeyiz. Galiba iki kişi bulduk.

(İki kardeş heyecanla yerinden kalkar ve dört arkadaşın yanına gider.)

2. Zeytin        : Galiba orman yarışmalarına katılmak için iki kişi arıyorsunuz.

3. Zeytin        : Sanırım siz de dört kişi arıyorsunuz.

2. Zeytin        : Evet.

3. Zeytin        : Ne dersiniz arkadaşlar. Aradığımızı bulduk değil mi?

4.5.6. Zeytin : Yaşasın.

1. Zeytin        . Bence hemen tanışıp çalışmaya başlamalıyız.

5. Zeytin        : Evet gurubumuza da bir isim bulmalıyız.

4. Zeytin        : Gurubumuzun ismi Zeytinler olsun mu?

1. Zeytin        : Zeytinler mi? Olur, nereden aklına geldi bilmiyorum ama kulağa hoş geliyor.

3. Zeytin        : Hadi o zaman, tanışalım ve nasıl bir icat yapacağımıza karar verelim.

(Müzik. Tüm gurup kafa kafaya verir. Sözsüz oyunla tanışırlar. Diğer taraftan Tamtamların girmesi ile donarlar.)

3.sahne

(Zeytinler donunca içeri girerler.)

1. Tamtam     : Arkadaşlar burası çalışmak için çok uygun bir yere benziyor.

2. Tamtam     : Çalışmaya başlamadan önce kendimize bir isim bulsak?

3. Tamtam     : Tamam olur.

1. Tamtam     : Tamtam mı?

3. Tamtam     : Tamam olsun dedim.

1. Tamtam     : Ben Tamtam anladım.

4. Tamtam     : Tamtam da olur.

5. Tamtam     : İsmimiz Tamtamlar mı olacak?

6. Tamtam     : Evet bu harika.

3. Tamtam     : Tamam olsun.

1. Tamtam     : Hayır Tamtam olacak diye karar verdik.

5: Tamtam     : Böyle giderse günlerce ismimiz ne olsun diye tartışacağız. Hadi ne yapacağımıza karar verelim.

(Müzik ile birlikte tüm gurup kafa kafaya verir. Müziğin açıldığı yerde her iki gurup oyuncuları bir yerlere oturarak dağılır. İki gurup arasında görünmez bir duvar var gibidir. İki ayrı yerde aynı şeyler konuşuluyordur. Bu aşağıdaki çapraz sahne ile belli edilir.)

1. Zeytin        :Arkadaşlar

1. Tamtam     :Beni

1. Zeytin        :Dinleyin

1. Tamtam     :Benim

1. Zeytin        :Aklıma

1. Tamtam     :Bir

1. Zeytin        :Fikir

1. Tamtam     :Geldi

1. Zeytin        :Şimdi

1. Tamtam     :Dikkatle

1. Zeytin        :Dinleyin…  (Ne yapacağını anlatmaya başlar.) Arkadaşlar öyle bir robot yapacağız ki, bu robot bir sürü işi halledebilecek. Hem şarkı söyleyecek, hem çocuklara oyun oynayacak, hem de bir sürü ev işini yapacak. Böylece biz de bu icadımız ile yarışmayı kazanmış olacağız.

Diğerleri        : Yaşasın, harika vb…

1. Tamtam     : Arkadaşlar öyle bir bitki üreteceğiz ki, görenleri çok şaşırtacak. Gövdesi kaktüse benzeyecek, tepesi papatya gibi olacak, yaprakları güle benzeyecek ve kokusu bir sürü çiçeğin kokusundan daha güzel olacak. Böylece bu çiçek ile yarışmayı biz kazanacağız.

Diğerleri        : Yaşasın, harika vb…

(Her iki tarafta müzik ile beraber çalışacakları masaları hazırlamaya başlar. Müzik azalır)

1. Zeytin        : Bize kablo lazım,

(Zeytinlerden bir oyuncu kendi taraflarından koşarak çıkar.)

1. Tamtam     : Bize saksı lazım.

(Tamtamlardan bir oyuncu kendi taraflarından koşarak çıkar.)

1. Zeytin        : Bize vida lazım.

(Zeytinlerden bir oyuncu koşarak çıkar.)

1. Tamtam     : Bize toprak lazım.

(Tamtamlardan bir oyuncu koşarak çıkar.)

1. Zeytin        : Bize çekiç lazım.

(Zeytinlerden bir oyuncu koşarak çıkar.)

1. Tamtam     : Bize tohum lazım.

(Tamtamlardan bir oyuncu koşarak çıkar. Müzik yükselir. İki gurupta da hummalı bir çalışma devam etmektedir. Müziğin azalması ile birlikte sahne oynanmaya devam eder. )

1. Zeytin        : Evet arkadaşlar icadımızın ilk denemesini yapabiliriz. Önce robotun fişini takalım.

1. Tamtam     : Arkadaşlar şimdi bu bitkinin kokusuna bakabiliriz.

(Zeytinler fişin takılması ile birlikte el ele zıplamaya başlarlar. Hepsi elektrik ile çarpılmaktadır. )

2. Zeytin        : İmdaaat.

3. Zeytin        : Biri bizi kurtarsın. (Zıplayarak çıkarlar.)

(Afacanlar da aynı anda çiçeğe eğilirler ve doğrulduklarında hepsi ağızları sonuna kadar gülmektedir.)

3. Tamtam     : Niye bana öyle bakıyorsunuz.

4. Tamtam     : Sana nasıl bakıyoruz?

3. Tamtam     : Komik bir şey varmış gibi gülüyorsunuz.

5. Tamtam     : Hayır gülmüyoruz.

3. Tamtam     : Yok ya ağlıyor musunuz?

1. Tamtam     : Arkadaşlar galiba çiçeğin kokusu yüzünden yüzümüz gerildi.

6. Tamtam     : Ne yapacağız şimdi.

1. Tamtam     : Gidip bir çaresini bulmaya çalışacağız.

(Tamtamlar da sahneden çıkar.)

4.sahne

(Müziğin azalması ile birlikte içeri girerler.)

1. Tamtam     : Hala pişmiş kelle gibi sırıtıyoruz. Şu işe bir çare bulamadık.

5. Tamtam     : Bu halimiz ile yarışmaya gidersek herkes bize güler.

1. Zeytin        : Hala tir tir titriyoruz. Şu halimize bir çare bulamadık

3. Zeytin        : Bu halimiz ile yarışmaya katılamayız.

(Karşılaşırlar)

1. Zeytin        : Niye gülüyorsunuz öyle, komik bir şey mi var?

1. Tamtam     : Biz gülmüyoruz.

3. Zeytin        : Ne yapıyorsunuz peki.

5. Tamtam     : Size söyleyemeyiz. Hem siz niye durmadan zıplıyorsunuz?

1. Zeytin        : Biz de size söyleyemeyiz.

1. Tamtam     : Yoksa sizde mi orman yarışmalarına hazırlanıyorsunuz?

3. Zeytin        : Galiba siz de katılıyorsunuz?

1. Tamtam     : Evet ama size nasıl bir icat yapacağımızı söylemeyiz.

5. Zeytin        : Biz de size söylemeyiz.

1. Tamtam     : Boşuna yorulmayın bu yarışmayı biz kazanacağız.

1. Zeytin        : Hayır biz kazanacağız.

1. Tamtam     : Size Zeytinlerin ne kadar başarılı olduğunu göstereceğiz.

1. Zeytin        : Asıl biz size Tamtamların başarısını göstereceğiz.

Tamtamlar     : Göreceğiz bakalım!

Zeytinler        : Görürsünüz bakalım!

1. Tamtam     : (Çıkarlarken kendi aralarında konuşurlar.) Öyle bir şey yapmalıyız ki Zeytinler çalışamasın ve başarısız olsunlar. Onların çalışmasını engelleyecek bir şeyler bulmalıyız.

1. Zeytin        . (Çıkarlarken kendi aralarında konuşurlar.) Çok çalışmalıyız ve onları yenmeliyiz.

5. Zeytin        : Hemen tüm zeytinleri toplayalım ve yine çalışmaya başlayalım… Hadi acele edelim. (Birlikte sahneden çıkarlar.)

5. Sahne:

(Tamtamların evi bir taraf, Zeytinlerin evi diğer taraftadır.)

1. Tamtam     : (Önde bir sağa bir sola yürüyerek düşünür.) Aklıma bir şey de gelmiyor. Onların çalışmasını engelleyecek bir şeyler bulmalıyız. Ne olabilir, ne olabilir?(Düşünmeye devam eder ve bir yere oturur.)

2. Tamtam     : (Elinde orman gazetesi yazan bir gazete ile girer, yanında üç tamtam vardır. ) Bak burada çok ilginç bir haber var.

3. Tamtam     : Neymiş?

2. Tamtam     : Dünyanın her tarafında kullanılan ve kişilerin izlemekten vazgeçemediği bir icat ormanımıza gelmiş. Adı televizyonmuş.

3. Tamtam     : Ne vizyon?

2. Tamtam     : Televizyon… Kutu gibi bir şeymiş ve içinde bir sürü şey varmış.

3. Tamtam     : Ne işe yarıyormuş?

2. Tamtam     : Dünyanın her yerinden haber alıyor, pek çok şey öğrenebiliyormuşsun. Ayrıca eğlenceliymiş. Yalnız burada bir uyarı var. Çocuklar sürekli izler ise zarar görebilirlermiş. Televizyonda olan bazı şeyleri izleyenler, içindeki görüntüleri gerçek zanneden, onlar gibi olmaya özenenler zarar görebilirmiş.

1. Tamtam     : Ne dedin sen?

2. Tamtam     : Ben mi?

1. Tamtam     : Ver bakayım şu gazeteyi. (Hızla göz gezdirir.) A… Ayrıca sürekli izleyip bağımlı olanlar başka hiçbir şey yapamayabilir. (Kendi kendine sesli düşünür) Sürekli izleyip bağımlı olanlar başka bir şey yapamayabilir. İşte bu tam aradığım şey. (Diğer Tamtamlara sarılır, öper.) Siz harikasınız.

3. Tamtam     : Biz ne yaptık ki şimdi!

2. Tamtam     : Bilmem.

1. Tamtam     : Beni dinleyin. Bu televizyon denen şeyden alıp Zeytinlere hediye edeceğiz.

2. Tamtam     : Hediye mi edeceğiz? Sen onlara kızgın değil miydin?

1. Tamtam     : Burada ne yazıyor? Sürekli izleyen bağımlı olur ve başka hiçbir işle ilgilenemezmiş diye yazmıyor mu?

2.3 Tamtam   : Eeee?

1. Tamtam     : Biz de kılık değiştirip bunu onlara götüreceğiz. Onlar da sürekli bu televizyon denen şeyi izleyecek ve başka bir şey yapamayacak. Yani yarışmalara hazırlanamayacak. Biz de onları yeneceğiz. Anladınız mı? (Bunu derken üçü de sahneden çıkar.) Hadi bir an önce şu televizyonu alalım ve onlara hediye edelim.

(Tamtamlar sahneden çıkar.)

6. Sahne

(Zeytinler toplu halde sahneye girer.)

1. Zeytin        : Bu sefer başaracağız arkadaşlar. Hatanın nerede olduğunu bulup bu işi bitireceğiz.

(Kapı çalar.)

3. Zeytin        : Ben bakarım.

(Kapıyı açar açmaz çığlık atar ve ellerini kaldırır.)

1. Tamtam     : (Yüzünde maske vardır.) Bizden korkmana gerek yok.

(Onu gören bütün Zeytinler çığlığı atıp ellerini kaldırır.)

2. Tamtam     : Bizden korkmanıza gerek yok.

1. Zeytin        : Siz kimsiniz?

1. Tamtam     : Biz size bu özel hediyeyi getirdik.

1. Zeytin        : Özel hediye mi?

1. Tamtam     : Evet ormana yeni gelen muhteşem bir şey. (Yanındaki arkadaşına sorar.) Değil mi?

2. Tamtam     : Tabi. Tabi öyle.

3. Zeytin        : Kim göndermiş ki bu hediyeyi!

1. Tamtam     : Eee, şey. Bir çekilişten çıktı. (Yanındakine sorar.) Değil mi?

2. Tamtam     : Ne? Evet evet bir çekilişten çıktı.

1. Tamtam     : Hadi biz gidelim.

Zeytinler        : Duuur.

4. Zeytin        : Siz niye maske takıyorsunuz.

1. Tamtam     : Biz mi? Şey, bizim alerjimiz varda… o yüzden böyle maske takıyoruz. (Yanındakine döner.) Değil mi?

2. Tamtam     : Evet evet alerjimiz var.

(Sahneden çıkmak üzeredirler.)

Zeytinler        : Duur.

6. Zeytin        : Bu bıraktığınız kutunun içinde ne var?

2. Tamtam     :Televizyon.

Hepsi             :Ne vizyon?

7-2. Tamtam  : Te-le-viz-yon.

1. Zeytin·       :Televizyon mu? Ne işe yarıyor?

1. Tamtam     : İçinde bir sürü sürpriz varmış. İzleyip bol bol eğlenceli vakit geçirebilirsiniz.

2. Tamtam     : Böylece yarışmalara da…

(Dirsek atarak sözünü keser.)

1. Tamtam     :Böylece çok iyi zaman geçirirsiniz. Bu şey ormana yeni geldi. Bütün dünyada varmış ve çok güzel bir şeymiş. O yüzden bizimle oyalanmayın. Bir an önce bunu izlemeye başlayın.

(Zeytinlerin başka soru sormalarına fırsat vermeden hızla sahneden çıkarlar.)

2. Tamtam     : Görüşürüz (Çıkarken içeri seslenir.) Bol bol izleyin tamam mı?

(Çıkanların arkasından bakakalırlar.)

6. Zeytin        :Vay canına ne kadar ilginç kişilerdi.

3. Zeytin        :Bu da ilginç bir şeye benziyor.

(Hepsi ilk defa gördükleri televizyona uzaylı görmüş gibi bakar.)

2. Zeytin        :(Parmakları ile tadar gibi yapar.) Bunun tadı yok. Galiba yiyecek bir şey değil.

3. Zeytin        :(Televizyonu yakından koklar.) Kokusu da yok.

1. Zeytin        :(Eli ile televizyonu tıklar.) İçinde bir şey kıpırdamıyor.

(İçlerinden birisi yanlışlıkla açma düğmesine basar.)

Televizyon    : Merhaba sevgili seyirciler.

Zeytinler        : Ayyy

Televizyon    : Programımız kaldığı yerden devam ediyor. Orman magazinde bu akşam çok önemli sırlar var. Kim nerede, ne yapmış? Ne demiş? Kim kimi sevmiş, sevmemiş? Sizi ilgilendirmeyen her şey burada. Yeter ki bizden ayrılmayın ve başka bir şey yapmayın.

Dış Ses          : Aradan bir saat geçer.

2. Tamtam     : Çok merak ediyorum acaba televizyon izliyorlar mı?

3. Tamtam     : Hadi onları gizlice dinleyelim.

(Görünmeyen duvara bardak dayarlar.)

Televizyon    : Hala beni izlemeye devam ettiğiniz için teşekkür ederim. Sizler gibi sadık izleyicilerim olduğu için gurur duyuyorum. Sizi seviyorum. Beni izlediğiniz, çok izlediğiniz için sizi çok seviyorum.

Dış Ses          : Aradan iki saat geçer.

(Duvardan dinleyen Tamtamlar olduğu yerde uyuyakalır. Odadaki Zeytinler de oldukları yerde iyice bitkin görünürler.)

Televizyon    : Gece yarısı oldu. Bu akşamki orman magazinin sonuna geldik. Beni yarın da izlemeye devam edin.

(Hepsi televizyon karşısında uyuyakalmıştır.)

DIŞ SES        : Ertesi gün öğlene doğru.

(Dışardan diğer Tamtamlar girer.)

1. Tamtam     : Diğerlerini her yerde aradık. Çoktan çalışmaya başlamalıydık. Nerede bunlar?

5. Tamtam     : Bak işte orada uyuyup kalmışlar.

1. Tamtam     : Şu işe bakın. Yarışmalara az kaldı. Bunlar burada uyuyorlar. Hey uyanın.

3. Tamtam     : Off rahat bırakın bizi çok uykumuz var.

1. Tamtam     : Ne yapıyorsunuz burada. Çoktan çalışmaya başlamalıydık. Siz ise burada uyuyorsunuz.

2. Tamtam     : Dün gece geç saate kadar uyumadık.

5. Tamtam     : Niye?

2. Tamtam     : Zeytinler televizyon izliyor mu diye merak ettik.

3. Tamtam     : Sonra televizyonda orman magazini diye bir şey vardı. Çok merak edip sonuna kadar burada dinledik.

2. Tamtam     :Sonra burada uyuyup kalmışız.

1. Tamtam     : İyi yapmışsınız! Biz televizyonu onlar yarışmalara hazırlanamasınlar diye verdik. Ama onlar gibi biz de çalışamadık.

5. Tamtam     : Evet sizin yüzünüzden çalışmaya başlayamadık.

1. Tamtam     : Hadi bir an önce gidip çalışalım. Onlar hiçbir şey yapmıyorlar. Çalışarak onların önüne geçelim.

(Sahnedeki Tamtamlar çıkmaya hazırlanırlar.)

1. Zeytin        : Of amma yorulmuşum.

2. Zeytin        . Burada uyuyakalmışım. Belim tutulmuş. Kendimi hiç iyi hissetmiyorum.

1. Zeytin        : Galiba şu televizyonu fazla izledik.

2. Zeytin        : Acaba şimdi ne vardır.

1. Zeytin        : Diğerleri uyanıncaya kadar bakalım.

(Televizyonu açarlar.)

Televizyon    : Şimdi reklamlar.

1. Tamtam     : (Tam sahneden çıkarlarken duraklarlar.) Duydunuz mu televizyonu açtılar.

2. Tamtam     : Ne izliyorlar merak ettim.

(Aynı şekilde duvara kulaklarını dayarlar. Diğer zeytinler de uyanır )

Televizyon    : (Görüntüde cips vardır.) Orman marketlere yeni gelen orman cipsi. Kıtır kıtır. Alması olay, yemesi kolay.

3. Tamtam     : Kıtır kıtır mı?

Televizyon    : Yanında orman gazozu şıps da alın. Durmadan şıps için, hep şıps için, sadece bunu için.

2. Tamtam     : Şıps mı?

Televizyon    : Ormanın en neşeli çiğne patlatını deneyin. Çiğneyin patlatın, çiğneyin patlatın. Hadi durmayın, hemen kendinize çiğne patlat alın.

6. Tamtam     : Arkadaşlar ne duruyoruz. Gidip kendimize çiğne patlat alalım.

3. Tamtam     : Orman cipsi de alalım.

2. Tamtam     : Orman şıpsından da alalım.

5. Tamtam     : Hepsinden alalım.

(Hepsi çıkar. Sadece 4. Tamtam kalır.)

4. Tamtam     : Ama…Ama orman yarışmaları için çalışacaktık.

(O da diğerlerinin gittiği yerden çıkar.)

3. Zeytin        : Benim canım şıps ve cips istiyor.

5. Zeytin        : Çiğne patlat da alalım.

2. Zeytin        : Hadi durmayalım.

(Tamtamlar da sahneden çıkarlar.)

1. Zeytin        : Durun nereye? Çalışmamız lazım.

(Arkadaşlarının ardından sahneden çıkar. Geçiş müzikle olur.)

3. Tamtam     : (Karnını tutarak sahneye girer.) Ahh midem. Bu cipsler mideme oturdu.

2. Tamtam     : Orman şıpsı kahvaltıda içilecek bir şey değil anlaşılan. Ben de çok kötü oldum.

Diğerleri        : (2. ve 3. Tamtamın ardından sahneye girmişlerdir.) Of aman- midem- ayyy vb.

(Diğer taraftan Zeytinler girer.)

3. Zeytin        : Hem uykusuzum, hem de midem çok kötü oldu.

1. Zeytin        : Daha yarışmalara hazırlanacağız. Şu halinize bakın!

2. Zeytin        : Ben kendimi hiç iyi hissetmiyorum.

5. Zeytin        : Ben de.

1. Zeytin        : Bir an önce toparlanıp yarışmalara hazırlanmamız lazım.

4. Zeytin        : Madem kendimizi iyi hissetmiyoruz biraz televizyon izleyelim sonra çalışmaya başlayabiliriz.

(Televizyonu açarlar.)

Televizyon    : Ormanın süper kahramanları çizgi filmi başlıyor.

Zeytinler        : Yaşasın.

3. Tamtam     : Yine televizyonu açtılar.

2. Tamtam     : Ne var dinleyelim bakalım.

Televizyon    : Ormanı kötülükler prensinden koruyan süper kahramanların macerası başlıyor. Kılıçlarınızı alın. (Sahnedeki herkes ellerinde kılıç varmış gibi kaldırır.)

Kalkanlarınızı kuşanın. (Kalkan varmış gibi yaparlar.) Ve oradan buraya, şuradan oraya hoplayıp zıplamaya başlayın. Süper kahraman olun ve durmayın, kötülükler prensine karşı savaşın. Hoplayın, zıplayın ve kahraman olun.

6. Zeytin        : (Hipnotize olmuş gibidir.) Ben gidiyorum.

1. Zeytin        : Nereye?

6. Zeytin        : Kahraman olmaya. Ben de televizyondakiler gibi hoplayacağım, zıplayacağım ve savaşacağım.

5. Zeytin        : Ben de.

3. Zeytin        : Ben de.

2 ve 4 Zeytin :  Biz de.

(Sahneden çıkarlar.)

1. Zeytin        : Bekleyin. Daha çalışmadık bile.

(Tüm Zeytinler sahneden çıkar.)

5. Tamtam     : Ben de kahraman olmak istiyorum.

Diğerleri        : Biz de.

(Hepsi sahneden çıkar.)

4. Tamtam     : Bu işte bir terslik var. Onlar çalışmasın diye televizyon aldık. Bizim de onlardan farkımız kalmadı.

(Müzik geçiş. Bir süre sonra sahneye geri dönerler.)

3. Zeytin        : Ahh belim.

2. Zeytin        : Off ayağım.

5. Zeytin        : Off, off başım.

3. Zeytin        : Televizyondaki kahramanlar oradan buraya zıplıyor hiçbir şey olmuyor. Biz niye böyle olduk?

2. Zeytin        : Keşke süper kahramanlara özenip ağaçlardan atlamasaydım.

(Tamtamlar girer tablo aynıdır.)

3. Tamtam     : Off mahvoldum.

4. Tamtam     : Niye kahramanlık oyunu oynadık ki?

2. Tamtam     : Ayy ayağım çok acıyor.

1. Tamtam     : Sessiz olun şimdi Zeytinler duyacak. Tüm planımız ortaya çıkacak. Onları dinleyelim bakalım ne yapıyorlar?

1. Zeytin        : Şu televizyonu kapatalım ve ne yapacağımızı düşünelim.

3. Zeytin        : Yarışmaya çok az kaldı.

4. Zeytin        : Evet, icadımızı yetiştiremeyeceğiz.

5. Zeytin        : Keşke televizyonu çok izlemeseydik.

2. Tamtam     : (Çığlık atar.) Ayy ayağım.

1. Tamtam     : Susun bizi duyacaklar.

2. Tamtam     : Biri ayağıma bastı.

1. Zeytin        : Bu ses de neydi?

6. Zeytin        : Kapının önünden geldi.

1. Zeytin        : Sessiz olun.

(Yavaşça kapıya yürür. Arada kapı varmış gibi yapar. Açarmış gibi yapar. Diğerleri de kapıya yaslanırken açılınca düşermiş gibi yapar.)

1. Zeytin        : Vay, vay, vay. Bakın misafirlerimiz var.

1. Tamtam     : Merhaba. Biz… Şey… Geçiyorduk size kolay gelsin diyelim dedik.

1. Zeytin        : Eminim öyledir!

5. Zeytin        : (Televizyonu getiren iki tamtamı fark eder.) Ben bu iki kişiyi hatırlıyorum.

4. Zeytin        : Evet bize televizyonu getiren esrarengiz kişiler değil mi?

5. Zeytin        : Evet kıyafetleri onların kıyafetleri.

1. Zeytin        : Arkadaşlar galiba bize bir açıklama borçlusunuz.

1. Tamtam     : Anlaşıldı daha fazla gizleyemeyeceğiz.

1. Zeytin        : Neyi?

1. Tamtam     : Sizin yarışmalara katılacağınızı öğrenince çalışamamanız için bir plan yaptık. Gazetede televizyon denen şeyin ormana geldiğini öğrenince alıp size vermeye karar verdik. Böylece siz yarışmalara hazırlanamayacaktınız ve biz de yarışmaları kazanacaktık.

2. Tamtam     : Ama planımız tutmadı.

3. Tamtam     : Biz de sizin ne yaptığınızı merak edip, sizi dinlerken hiç çalışamadık.

1. Zeytin        : Her şey şimdi anlaşıldı… Yarışmalara çok az kaldı, ne siz ne de biz icadımızı yapamadık. Her şey sizin yüzünüzden oldu.

4. Tamtam     : Sizi engellemek yerine daha çok çalışmalıydık.

11. Zeytin      : Evet özür dileriz.

1. Zeytin        : (Öne yürür. Önemli bir şey düşünüyor gibi görünür. Zeytinlere yönelir.) Arkadaşlar beni dinleyin. Yarına kadar biz yarışmalara icadımızı yetiştiremeyeceğiz değil mi?

Zeytinler        : Eveeet.

1. Zeytin        : Ağaçtaki ilanda ne yazıyordu hatırlıyor musunuz?

3. Zeytin        : Beşyüz hindistan cevizi.

1. Zeytin        : Başka.

4. Zeytin        : En az altı kişi katılabilir diye yazıyordu.

1. Zeytin        : Bu durumda oniki kişi de katılabilir.

Zeytinler        : Evet.

1. Zeytin        : (Tamtamlara dönerek konuşur.) Evet sizi affedebiliriz ama bir şartımız var. Yarışmalara ortak katılacağız ve icadımızı yetiştirmek için birlikte çalışacağız.

1. Tamtam     : Ne yapacağız?

1. Zeytin        : Sizin yada bizim yapmak istediğimizi. Önemli olan zamanımızı iyi kullanmak ve faydalı bir şey yapmak.

(Hepsi donarlar.)

Dış ses          :  Her masalda, çocuk filminde yada oyununda olduğu gibi kötü giden işler ve ilişkiler bir özür ile düzeldi. Ve yeni bir başlangıç bu özrün ardından başladı.

Tamtamlar ve Zeytinler yarışmayı kazandılar mı bilmiyoruz ama artık televizyonu esir olmadan izlediler. Başka şeyler de yaptılar. Kitap okudular, resim yaptılar, şarkı söylediler ve birbirlerine hikayeler anlattılar. Zamanlarını kaliteli bir şekilde değerlendirmeyi öğrendiler. Tıpkı sizin gibi.

Oyun Üzerine Notlar

  • Doğaçlama metin oluşturmanın en büyük yararı her oyuncunun kapasitesi oranında sorumluluk alması. Bu oyunumda başlarken öngöremediğim unsur gurubumdaki liderlerin çatışması oldu. Oyunda Zeytinler ve Tamtamların birer sürükleyici kişisi var. (1.Zeytin ve 1. Tamtam) Diğer roller oldukça dengeli dağılıyor. Her gurubun kendi içinde birden fazla lider barındırması durumunda şöyle bir dezavantaj ortaya çıkıyor: “Tamtamlar gurubunda neredeyse gurubun yarısı lider vasıflı öğrenci idi. Hikaye oluştururken değiştirilerek çalışılan rollerde yaratım adına büyük zenginlik sağlarken oyun prova aşamasına gelince gurup içindeki çatışma doğaçlama oynanan hikayede zaman zaman oyunun kontrolden çıkmasına neden oldu.”

  • Oyun çalışmaya başlamadan önce Tamtamlar gurubu için altı, Zeytinler gurubu için altı oyuncuyu ayırıp rollerinin isimlerini kendilerinin koymasını tavsiye ederim. Oyun fantastik bir dünyada gerçekleştiği için oyun içinde isimle hitap etmekten kaçındım. Oyunun anlamı açısından sahnelemede isimle hitap kullanmamanız daha iyi olacaktır.
  • Oyunun başındaki ilanın görülmesi ve ilana verilen tepkiler, zeytinlere maske ile televizyonun getirildiği sahnedeki zeytinlerin ortak tepkileri, televizyon izlerken kullanılan ünlemler; oyuncuların bir arada ortak hareket etmeleri; oyuncuları takım oyuncusu olma, oyunu içerden dikkatle takip etmek adına önemli bir işleve sahip.
  • Tema üzerine; televizyonun hayatımızdaki olumlu yönleri yadsınamaz. Elbetteki Televizyon olmasaydı pek çok şeyden habersiz olurduk. Televizyonu tümden kötülemek yerine zamanımızın önemli bir kısmının televizyon karşısında harcanmasını eleştirmeyi bakış açısı olarak belirledik.
  • Kendi içimizde televizyondan önce robottan haberdar olma durumunu tuhaf bulsak da, duruma yetişkin detaycılığı ile yaklaşmayıp doğaçlamalarda oluşturduğumuz halinin oyun için de sabitlenmesine karar verdik.
  • Yaş üzerine;  Bu oyunu 10–11 yaş gurupları ile çalıştım. Oyunun durum komedileri, tamtamların entrikası, televizyon geldikten sonra Zeytinlerin düştüğü komik durum çocukların çalışmaktan keyif aldığı önemli bölümler oldu. Oyunun teması da onların ilgisini çeken, üzerinde kolaylıkla katkı yapabildikleri bir tema oldu.
  • Vurgu üzerine;  Oyunun sahneleme aşamasına kadar fark edemediğim bir durum oyunun ekseninde kayma olması. Tamtamlar televizyonu Zeytinler yarışmalara hazırlanmasınlar diye getirdi. Fakat televizyonun izlenmeye başlamasıyla ne Zeytinler ne de Tamtamlar yarışmalardan neredeyse hiç bahsetmez oldu. Metinde bu eksiklik kısmen giderilmiş olsa da TELEVİZYON yüzünden yarışmalara hazırlanamamaları sözün dışında farklı vurgular ile de öne çıkarılmalı. Ben her iki gurupta da birer kişiyi bunu vurgulamak için kullandım. Bu roller daha da genişletilebilir.
  • Yöntem üzerine;  Genel olarak hikayeyi oluşturduktan sonra durum komiklikleri, eş zamanlı hareketler ve tepkiler gerektiren yerleri öncelikli olarak çalıştım. Oyun provalarının son aşamasında tekrarlardan sıkılmalarını engellemek için ısınma çalışmalarında Zeytinler ve Tamtam’lar arasında rekabet oluşturacak yarışmalar yaptırdım.
  • Cümle tamamlama oyunu ile tesadüfen bulduğumuz zeytinlerin ve tamtamların eş zamanlı konuşmaları: BEN…BİR…PLAN…YAPTIM…. Oynamaktan çok keyif aldıkları ve tamamen çocukların kendi yarattığı bir sahne oldu.

  • Dekor ve Işık üzerine;  Oyunumuz bir ormanda geçmekle birlikte tiplerimiz tıpkı şirinler gibi fantastik tipler. Bu yüzden hepsine rengarenk tulum giydirerek ve hafif göz üstü makyaj yaparak insana-hayvana yabancılaştırdık. Zeytinler ve Tamtamlar olmak üzere iki gurup ismi koymakla birlikte teker teker kimseyi isimlendirmedik. Abla, sen vb. şekilde birbirlerine hitap ettiler. Küpleri değişik boylarda rengarenk boyayarak ve üzerlerine çiçek desenleri koyarak hem oturmak için hem de görsel anlamda orman efekti vermek için kullandık. Dikdörtgen prizmalardan 1,5 m yükseklikte bir ağaç yaparak onu da renkli bir biçimde boyadık. Oyunun zeytinlerin evinde geçen kısmı için dikdörtgen prizmayı yere yatırarak Zeytinlerin oturabileceği bir yer oluşturduk. Tamtamların Zeytinleri dinlediğini varsaydığımız duvarı varmış gibi yaptık. Sahneyi ortadan ikiye ayırıp bu alanı işaretleyerek Tamtamların Zeytinleri dinlerken içeri girmemelerini sağladım. Televizyonu, bir panoyu tekerlekle hareket eden bir televizyon görüntüsüne çevirerek oluşturdum. Arkasında kukla oynatıcısı olarak ben de panonun sahneye taşınmasına yardım ettim. televizyonu gölge oyunu olarak oynatmayı düşündümse de çocuklar kukla olması konusunda ısrar ettiler.

Okuyucu Yorumları

“Ormandaki Süpriz/Nedim Buğral” yazısına7 birden fazla yorum var.

  1. Ceyda dedi ki:

    çok hoş bir oyun.biz izmir de bu oyunu yapacağız.

  2. Gül dedi ki:

    aynen ama biz ankarada

  3. Ebru dedi ki:

    çok keyifli bir oyun

  4. ECE dedi ki:

    ÇOK HOŞ BİR OYUN GERÇEKTEN. KEŞKE BİR KAÇ FOTOĞRAF OLSAYDI…

  5. pınar dedi ki:

    çokk güzel ben birinci tamtamımm oynuyoruz 4. sınıfta 2. dönem ypçzzzzz !!

  6. Pınar dedi ki:

    ben 1. tamtamım

  7. Pınar dedi ki:

    kimizin adı pınar ben de 3. zeytin

Yorum


işlemi tamamlayınız: