Yervant Odyan ve Mütevellinin Karısı

Bu yıl, Getronagan Lisesi Tiyatro Kulübü öğrencileri İstanbul Amatör Tiyatrolar Günleri kapsamında organize edilen Kültürel Çoğulcu Tiyatro Günleri’nde Yervant Odyan’ın Tağaganin Gnigı (Mütevellinin Karısı) adlı oyununu sahneledi. Sahnelemeye, seyircilere Yervant Odyan’ı tanıtmak ve Ermenice bilmeyen seyircilere oyunun öyküsünü anlatmak üzere bir ön oyun eklendi. Getronagan Lisesi Tiyatro Kulübü öğrencilerinin, eğitmenleri Serda Arslan ile birlikte hazırladıkları bu ön oyunu aşağıda yayınlıyoruz.

Aynı adlı romandan oyunlaştırılmış Mütevellinin Karısı oyununun yazarı Yervant Odyan hakkında çeşitli kaynaklardan derlediğimiz bilgilere bir göz atalım istiyoruz. (Oyuncular anlatıcılara müdahale ederler)

–         Çok uzun anlatmasak da oyunumuzu oynasak… Nasılsa oyun her şeyi anlatıyor.

–         Yazarın tarzı hakkında fikir ediniyoruz ama hayatını da gözden geçirmek iyi olur.

–         Peki peki! Devaaaam.

Ünlü Ermeni Yazar Karekin Şirvanzâde’nin deyimiyle, “mizah için doğmuş en büyük Ermeni mizah ustası” Yervant Odyan, 19 Eylül 1869’da İstanbul’da doğdu.

Balyanlar’ın yanında saray mimarlığıyla ünlenen bir ailenin mensubudur.

Unutmayalım, aynı zamanda “Ermeni Milleti Nizamnamesi” olarak bilenen Osmanlı’daki ilk anayasa örneğinin hazırlayıcılarından Kirkor Odyan’ın da yeğeniydi.

–         Aile sağlammış yani…

10 yaşında, 1879’da Paris’e gitti. Ardından 3 sene sonra babasının konsolosluk yaptığı Romanya’ya geçti

15 yaşına kadar evde eğitim gördü. 1884’te Üsküdar’daki Berberyan okuluna girerek 1,5 yıl kadar okudu. Bu sırada el yazılı öğrenci gazetesi Soba’yı yönetti.

–         Her şey orada başladı desek…

Daha sonra öğrenimine tekrar evde, amcasının çevresindeki, dönemin ünlü Ermeni aydınlarından aldığı derslerle devam etti. Zengin aile kütüphanesindeki yabancı dilde yayımlanan eserleri okuyarak, sanat ve edebiyat alanında kendini geliştirdi.

İstanbul Ermeni basınında ilk yazıları ve çevirileri 1887’de, yani kendisi 18 yaşındayken yayınlandı. 1896’da Osmanlı Bankası’nın işgaline kadar pek çok yayında görev aldı. İşgalden sonra Ermenilere yönelik saldırıların artmasıyla Atina’ya gitti ve orada Birlik adlı dergiyi yönetti.

–         Yurtdışında bile edebiyata devam desene.

1897’de Mısır’a gider. Burada Boğos Nubar Paşa’nın çiftliğinde muhasebeci olarak çalışır.

1899’da Paris’te, ardından Londra’daki Ermenice gazetelerde çalıştı. Paris’te bulunduğu süre içinde hem antika komisyonculuğu yapıyor, hem de kısa bir süre yarış atı ticareti yapan bir birinin yanında çalışıyor.

1902’ye kadar Viyana-Londra-Paris arasında mekik dokur.

1902 – 1903’te İskenderiye ve Hindistan’da, gazete ve mizah dergileri çıkardı. 1907’de Kahire’de Güneş adlı günlük mizah gazetesini çıkardı. Bu ülkelerde de farklı meslek alanlarında görev alır. Bunlar arasında dökümcülük ve elmas tüccarlığını sayabiliriz.

–         Aralarda da çok ilginç işlerde çalışmış.

1908’de 2.Meşrutiyetin ilanı ile oluşan serbest ortam üzerine İstanbul’a döndü.

Yedi yıl boyunca Bizans, Vakit ve Özgürlük Kavgası gazetelerine yazılar yazdı.

Yoldaş Pançuni diye bilinen eseri, Püzantion’da Dzabılvar Misyonu adıyla bölümler halinde yayımlandı. 1911’de de kitap olarak basıldı.

1910’da Giyotin adlı mizah dergisini yayınladı.

1912-1914 arasında Kara Kedi, 1913’te de Kudret Helvası adlı mizah dergilerini yayımladı.

1914’te Yoldaş Pançuni‘nin ikinci bölümü olan, Yoldaş Pançuni Van’da’yı yayınladı.

Mayıs 1915’te tutuklanıp Suriye çöllerine, Der Zor’a tehcir edildi, ağır koşullarda mucize eseri sağ kaldı. Bazı kaynaklara göre de Müslümanlaştırıldı. Yaşadığı travmalardan dolayı üç yıl kalemini eline almadı ama gördü, hissetti ve ürperdi.

–         Bir yazar için uzun bir süre…

1918’de sürgünden İstanbul’a geri döndü.

1919 – 1922 yılları arasında Muharebe, Son Havadis ve Vakit’te güncel yazılar yazdı, Mizah yıllığı adlı dergiyi yayınladı.

–         Hiç boş durmamış.

1922’de İstanbul’u terk edip Bükreş’e geçti.

1923’te ünlü üçlemesinin son bölümü, Yoldaş Pançuni Sürgünde’yi yayınlandı.

3 Ekim 1926’da, 57 yaşında kanserden öldü ve Kahire’deki Marmina Ermeni Mezarlığı’na gömüldü.

–         Bu kadar tempoya can mı dayanır?

Önemli eserleri arasında Abdülhamit ve Sherlok Holmes ile Saliha Hanım gibi macera dedektif romanlarının yeri ayrıdır.

Yoldaş Pançuni üçlemesi, Saliha Hanım, Mütevellinin Karısı, Ben Dışarıklı Almam,

12 Yıl İstanbul’dan Uzakta, Bizim Vekillerimiz, Dünya Görüşlerim,

Milli Hayırsever, Lanetli Yıllar, Yeni Zenginler, Çarşılı Artin Ağa, Zavallı sayılabilir.

Ayrıca Tolstoy, Zola, Dostoyevski, Gorki, Twain’in kitaplarını da Ermeniceye kazandırmıştır.

–         Bak bunu hiç bilmiyordum.

Doğumunun 115., ölümünün 85.yılında Odyan’ın edebi yönünü özetlemek istersek;

Dünya veya din işleriyle uğraşıp da vurgun vuranların,

Aç gözlü zenginlerin, sahte hayırseverlerin

Veee üst tabakaların sosyal yaşamdaki aile içi ilişkilerindeki iğrençliklerini, ahlaki yozluklarını sergiler.

Birçok eserinde de gerek Ermeni toplumunun iç çalkantılarına,

Gerekse dramatik tehcirine, 1.Dünya savaşı ve sonrasındaki trajik kaderine değinir.

Yurtlarından kopup çeşitli ülkelere dağılmış Ermenilerin yaşamlarından kesitler verir.

–       Asıl oyunu özetlesek de Ermenice bilmeyenlere kolaylık sağlasak diyorum…

–      Tabi tabi, zaten sıra kısa oyunumuzun kısa özetine geldi.

–      Efendim, orta halliden hallice varlıklı ama iddiasız, sakin, biraz da umarsız ev sahibi Markar Efendi, eşinin kilisede olmasından dolayı Pazarı sabahı keyfi yapmaktadır.

–     Kilisedeki kalabalıkta kendisine değil de Mütevellinin Karısı Şazik Hanım’a sandalye getirilmesine çok sinirlenen ev sahibemiz Saten Hanım, tüm hışmını kocasından alır. Saten hanım, zaten kendisini üst mevkide görmekte, kocasına da heyet üyesi olmadığı için kızmaktadır.

–      Kilisede durumu gören ve biraz dedikodu yapmaya gelen Nıvart Hanım durumu iyice ateşler.

–      Biraz pısırık biraz yağcı kocası Mihranik Efendi de eşinin baskısıyla bir plan yapar.

–      Tüm suç kilise görevlisinindir ve kovulması tüm sorunları çözecektir.

–      Mütevelli heyeti üyeleri, elbette bu planın bir parçası haline gelirler. Parası olana hizmet etmektedirler.

–      Rahip de iki ateş arasında kalmıştır. Elinden pek bir şey gelmeyecektir.

–     Kilisede kendisine sandalye getirilen Şazik Hanım da tören sonrası Saten Hanım’ın kapısından geçerek kendisini iyice kışkırtır. Saten Hanım ağlama krizine girer.

–    Bu esnada eve ulaşan beyler, kilise görevlisinin kovulduğunu, sorunun halledildiğini söyleyince de her şey unutulur ve yemeğe geçilir.

–     İyi de görevliye sandalye getirten asıl adamları hiç görmüyoruz. Olan zavallı emir erine oluyor.

–     Hep öyle değil midir? Hadi artık laf uzadı, iyi seyirler efendim…

–     Perdeeeee…

Yorum


işlemi tamamlayınız: